Soybağı davası iki kadın cinayeti soruşturmasına dönüştü: “Kadın cinayeti örtbas maddesi”

Ceza hukuku hocası ve avukat Dr. Dilek Ekmekçi, biyolojik anne ve babasını ararken defin ruhsatı olmadan gömülen iki kadının şüpheli ölümünü yargıya taşıdı.

24 Temmuz 2020 Cuma, 06:00
Soybağı davası iki kadın cinayeti soruşturmasına dönüştü: “Kadın cinayeti örtbas maddesi”
Abone Ol google-news

İstanbul Sözleşmesi ve kadın cinayetleri gündemden düşmezken, ölen insanların defin ruhsatsız ve bir beyanla nüfustan düşürülmesine imkan tanıyan Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesinin faili meçhul cinayetlere davetiye çıkardığını belirten hukukçu ve kadın dernekleri de söz konusu maddenin yeniden ele alınması için İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

11 yaşında evlatlık olduğunu öğrenen Dilek Ekmekçi, yıllardan beri aradığı biyolojik annesini 2016 yılında Kars’ta bir mezarda buldu. Defin ruhsatı olmadan defnedilen anne Pamuk Deniz’in ölüm yılı 2009 olmasına karşın Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesi üzerinden kardeşi Abamüslüm Deniz’in verdiği bir beyanla ölüm yılı nüfusa 2011 olarak bildirildi. Şüpheli ölüm sebebiyle mezarı açılan Deniz’in kemiklerinde pek çok kırık tespit edilmesi üzerine Ekmekçi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan mütalaa aldı. Mütalaada Deniz’in, cerrahi müdahale ile iyileşebilecek kalça kırığının tedavisiz bırakılması sonucu aylarca yatalak kaldıktan sonra akciğer embolisi sonucu öldüğü belirtildi. Ekmekçi de annesiyle aynı evi paylaşan dayısı Kars Akyaka eski Belediye Başkanları’ndan Abamüslüm Deniz ile yengesi Leman Deniz ve teyzesi Gülhayran Samarsin hakkında Kars Cumhuriyet Savcılığı’na cinayetten suç duyurusunda bulunarak, dayısının tutuklanmasını istedi.

BEYANLA RUHSATSIZ DEFİN

Biyolojik babasının 12 Eylül darbe döneminin Başbakanlık Özel Kalem Müdürü ve eski ANAP Milletvekili Tevfik Ertürk olduğu iddiasıyla babalık davası devam eden Ekmekçi, Ertürk’ün kendisine ulaşılmaması için paravan olarak kullandığını iddia ettiği Kuran ailesinde de cinayet şüphesi ile karşılaştı. Ekmekçi, 60 yaşlarında olan Melahat Kuran isimli kadının nüfusta sağ göründüğünü ancak yaşamadığını belirterek, ilgili makamlara cinayet şüphesini ihbar etti. Konuya ilişkin soruşturma Ankara’da sürerken; Yozgat’ın Şefaatli ilçesinde Kuran ailesinden Ömer Kuran’ın Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesine göre verdiği bir beyan ile ablası Melahat Kuran’ı 3 yaşında öldüğünü iddia ederek, defin ruhsatsız nüfustan düşürdüğü öğrenildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, nüfusa yalan beyan ve görevi kötüye kullanma suçlarından soruşturma yürütülmesi ve yine mezar araştırması için dosyayı Yozgat Şefaatli Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

“CİNAYET ÖRTBASI MADDESİ”

“Türkiye’de en açık kadın cinayetleri bile etkin soruşturulmazken; ben hiç var olmamış gibi yok edilmiş iki kadının ölümünü aydınlatmak için ataerkil ve eril bir yargı sisteminin içinde yıllardır mücadele ediyorum” diyen Ekmekçi, “Türkiye’de basit bir eleştiri yaparsınız, hemen hakaretten ifadeye çağırırlar. İfade hürriyetini hakaret deyip etkin soruşturan; cinayetleriyse adeta görmezden gelen adalet sistemi çökmüştür. Özetle Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesi, cinayet örtbası maddesidir. Kadın cinayetleri siyasidir. İstanbul Sözleşmesi’ni hedefe koyan zihniyetle işimiz çok zor. Hem yargının bu sorunlu alt kültürü, hem de Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesi değişmeli” diye konuştu.

“CİNAYETLERE KAPI ARALIYOR”

Ekmekçi’nin biyolojik annesi Pamuk Deniz ve soybağını yok ettiğini iddia ettiği paravan aileden Melahat Kuran’ın defin ruhsatsız gömülmeleri ve nüfusa soyut beyanla ölüm kayıtlarının düşülmesinin ardından ortaya çıkan cinayet şüphesi, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesindeki düzenlemeyi de tartışmaya açtı. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Yenerer Çakmut, “Ölüm beyanının herhangi bir belge olmaksızın yapılabilmesine olanak tanıyan maddede, aranılan tek şartın “nüfus müdürlüklerince yapılacak soruşturma” olduğu ancak bu soruşturmanın nasıl yapılacağının açıklığa kavuşturulmadığı görülüyor. Bu madde, şüpheli ölümlerin aydınlatılması konusunda bilhassa kadın ölümlerinde, olası cinayetlerin faili meçhul olarak kalmasına ve örtbas edilmelerine neden olabilecek nitelikte. Ölüm beyanının doğruluğunu belirlemek için daha ayrıntılı bir usul belirlenmeli. Şüpheli bir olgunun var olmadığı belirlendikten sonra kayıtlarda düzeltmeye gidilmesi yönünde bir düzenleme yapılmalı” dedi. Çakmut, kanunun ve yönetmeliğin mevcut haliyle faili meçhul cinayetlere kapı araladığını söyledi.

“SUÇ ÖRTBASINA AÇIK”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü de bu maddenin kadın cinayetleri için zafiyet yarattığını belirterek, “Kadın cinayetleri konusunda en büyük sorunlarımızdan biri Türkiye’de bir veri bankasının olmayışı. Köylerde ve küçük yerleşim yerlerinde yapılan definlerde hiçbir sorumluluk yok. Bir iletişim ağı kurularak hem ölenleri hem doğanları bildirim yükümlülüğü, zorunluluğu ve farkındalığı gerekli. Kanunda da sürenin kısıtlı tutulmalı. Doğumdan ölüme bütün süreci ele alabilecek bir yapılanma kurulmalı” diye konuştu. Güllü; “İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda mutlaka bir düzenleme yapması, taraflarla ilgili sıkıntıları dinlemesi, belki kaç yıldır gizlenen suçları ve nüfus sorunlarını ortaya çıkarabilir. Suç örtbasına açık bu maddeyi önleyici tedbirlerle ele alarak devletin bir gözünün üzerimizde olduğunu anlatmalılar” ifadelerini kullandı.

33. MADDE NEDİR?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 33. maddesinde ise özetle şu ifadelere yer veriliyor:

“Ölmüş olduğu halde aile kütüklerinde sağ görülenlere ait ölüm tutanakları, ölüm olayını gösterir belge ile başvurulması halinde nüfus müdürlüklerince düzenlenir ve gerekli işlem yapılır. Ölüm beyanının doğruluğu nüfus müdürlüklerince tahkik ettirildikten sonra düzenlenecek ölüm tutanağı, mülki idare amirinin emri ile işleme konulur.”