Sugarman’i ararken

Şafak sökerken Cape Town’dan Afrika kıtasının en güney ucundaki Cape Agulhas’a doğru yola çıktık. Dağın ardındaki güneşin ilk ışınları ile yalazlanan gökyüzü, küçülmeye başlamış Ay’ın belli belirsiz silüeti...

06 Eylül 2020 Pazar, 06:00
Sugarman’i ararken
Abone Ol google-news

Gece ile gündüzün birbirine karıştığı günün en sakin dakikalarında, N2 otoyolu üzerindeki teneke evler bile huzurlu görünüyor...

Benzin istasyonundan alınan günün ilk kahvelerinden sonra yola devam ediyoruz. Güney Afrikalı arkadaşımız Leon’un seçtiği müzik ise o güne kadar hiç duymadığım birine ait. “Güney Afrikalı bir müzisyeni mi dinliyoruz” diye soruyorum. “Hayır” diyor Leon. “Dinlediğimiz Sixto Rodriguez nam-ı diğer Sugarman.

Kendisi Amerikalı bir folk müzisyeni. Meksika göçmeni ailesi ‘Sixto’ adını altıncı çocuk olarak dünyaya geldiği için vermiş. 1970’lerin başında “Cold Facts” ve “Coming From Reality” adlarında iki albüm yapmış ancak sadece 6 kopya satabilmiş. Kendi ülkesinde yakalayamadığı şöhreti büyük bir tesadüf eseri Güney Afrika’da yakalamış Apartheid döneminin ikonik müzisyenidir.’’

BAŞLAMADAN BİTEN MÜZİK KARİYERİ

Böylelikle akıllara durgunluk veren Sugarman’in hikâyesini anlatan “Searhing for a Sugarman” belgeseli ile tanışıyorum. Belgesel, izleyenlere dünyanın işleyişine akıl erdirmek için sorular sordurtuyor ancak cevaplamakta yetersiz kalıyor.

Yapımcısı Malik Bendjelloul ise 36 yaşında girdiği bunalımdan çıkamayıp Stockholm’de metroda trenin önüne atlayıp canına kıyıyor. Bendjelloul, 2012 Sundance Film Festivali’nde “Özel Jüri Ödülü” ve aynı yıl 85. Oscar ödüllerinde “En İyi Belgesel” ödülünü kazanan bir isim. Trajik olay Horace Walpole’un meşhur sözünü akla getiriyor. “Hayat, düşünenler için komedi, hissedenler için trajedidir.”

Sugarman; ruhani ses rengi, kendine has müzik tarzı ve mütevazı kişiliği ile Detroit barlarında keşfedilen yepyeni bir yetenektir. Seyircilere arkası dönük şarkı söyleyen bu enigmatik sanatçının büyük ümitlerle yapılan albümlerinin satmaması hayal kırıklığı yaratır.

Başlamadan biten müzik kariyerinden sonra, geçimini sağlamak için inşaatlarda duvar örmeye başlar. Rodriguez duvar örmeye devam ederken albümü halen gizemini koruyan bir şekilde Güney Afrika topraklarına ulaşır ve Apartheid rejimine karşı direnenlerin kültürel fenomeni haline gelir. Bir rivayete göre, sevgilisini görmek için Güney Afrika’ya giden bir genç kız Sugarman’in albümünü de yanında götürür.

Amerika’dan gelen albüm ikinci el plakçıya satılır. Plak dükkânının sahibi albümü kopyalar ve satmaya başlar. Müthiş bir hayran kitlesi oluşur. Sugarman, Güney Afrika’da Elvis Presley’den daha fazla tanınır hale gelir.

Dünyanın uyguladığı ambargo ve Apartheid yönetimin baskısından yılmış izole toplum özgürlük ve demokrasi arayışındadır. Her başkaldırış müziğini bulur ya, aranan rejim karşıtı gösteriler de sesini Sugarman’de bulur.

GİZEM ÇÖZÜLÜYOR

Özgürlükçü gençlere cesaret veren Sugarman’in etkisi o kadar artar ki Apartheid hükümeti tarafından yasaklanır. ‘Sugarman, tüm bu olan bitenden habersiz Detroit’te tuğla örmeye devam eder. Bu olay örgüsü henüz internetin günlük hayatımızda yer almadığı 70’li yıllarda yaşanmaktadır. Sugarman’in kim olduğuna dair türlü tevatürler ortalığa saçılmıştır.

Bunlardan biri de konserde silahı başına dayayarak intihar etmesidir... Sanatçıya hayran iki müzik prodüktörü olayın aslını araştırmaya karar verir. G. Afrika’da bir plak şirketi çıkardığı ikinci albümün kapağına “Rodriguez bir gizemdir, hakkında bir şey bilinmemektedir” notu düşülür.

1997’de internet kullanımı arttığından “The Great Rodriguez Hunt” başlığı altında bir web sitesi kurulur. “Bu adamı tanıyorsanız bize ulaşın’’ notu iliştirilir. Günün birinde telefon numarasını Sugarman’in kızı arar.

Fotoğraftaki adamın babası olduğunu ve halen yaşadığını söyler... Sene 1998’dir ve baskı rejimi sona ermiş, Mandela ülkenin başına geçmiştir. Hemen konser dizileri ayarlanır. Sugarman; Elvis Presley, John Lennon, Bob Dylan’dan bile daha ünlü olduğu Cape Town’a ailesi ile birlikte ulaşır. Havaalanında limuzinleri, binlerce hayranı ve medya ordusunun toplandığını gören kızları -aynı uçakta çok önemli birileri ile uçtukları sanacak kadar- durumun ciddiyetini kavramaktan uzak bir ruh hali sergilemektedir.

Öldü sandıkları kahramanlarının canlandığına inanmakta zorluk çeken kimileri bunun bir halkla ilişkiler ve pazarlama tekniği, hatta dolandırıcılık olabileceğinden kaygı duymaktadır. Apar topar Cape Town’a getirilen Sixto daha önce hiç çalmadığı müzisyenler ile prova yapmak için buluşacaktır. Kendisine eşlik edecekler Apartheid dönemininde ondan etkilenerek müzik yapan protest bir gruptur.

Grup şüphe içinde provalara devam ederken birden stüdyo kapısı açılır. Sugarman, sükûnetle mikrofona doğru yanaşır ve daha ilk notaya girer girmez tedirginlik ortadan kalkar.

Karşılarında capcanlı Rodriguez durmaktadır. 6 Mart 1998’de Sugarman, Cape Town’da hayranlarına konser vermek için sahneye çıkar. Otuz yıl sonra gerçekleşen buluşmanın ilk cümlesi “Beni hayatınızda tuttuğunuz için teşekkürler” olur.

Belgeselin yapımcısı Bendeljoul’in dediği gibi “İnsanın evi kabul gördüğü yerdir. Bu kadar ilginç bir olay dünya tarihinde yalnızca bir defaya mahsus gerçekleşebilirdi...”

[email protected]