Tüm zamanların yıldızı

Dünyanın hala en ünlü, en çekici yıldızı olan Marilyn Monroe 5 Ağustos 1962’de yaşamını yitirdi. Romantik komedi Something’s Got to Give’in çekimine başlandıktan sekiz ay sonra Fox şirketi Marilyn’in işine son verdi. İki ay sonra da yıldız evinde ölü bulundu.

31 Temmuz 2020 Cuma, 13:08
Abone Ol google-news

Dünyanın hala en ünlü, en çekici, en trajik yıldızı olan Marilyn Monroe 5 Ağustos 1962’de yaşamını yitirdi. Ölür ölmez de bir efsaneye dönüştü. O, yeni kuşaklar içinde kadınlığın, cinselliğin, güzelliğin simgesi oldu. 1962’nin ilk aylarında Marilyn otuzuncu filmi Something’s Got to Give için kameraların karşısına geçti. Romantik komedinin çekimine başlandıktan sekiz ay sonra Fox şirketi Marilyn’in işine son verdi. İki ay sonra da yıldız evinde ölü bulundu. 

Film, Hollywood’un en çok konuşulan bitmeyen filmlerinden biri oldu. Marilyn Fox’a yirmi filmiyle 200 milyon dolar kazandırmıştı.

Projelerindeki yaratıcılığı denetlemek için Marilyn 1955’te kendi şirketini kurmuştu. Bu filmde çalışmak istemiyordu, yazar Arthur Miller’la olan evliliği yeni bitmişti, tedirgindi, avuntuyu içkide, uyku haplarında arıyordu. Setlere geç gelmekle ünlüydü, gecikmeleri filmin bütçesine yansıyordu. Something’s Got to Give’in üstüne adeta bir kara bulut çökmüştü. 

10 Nisan’da makyaj ve giysi provasına gelen Marilyn uyku hapı overdozu yaşadı. Hala getirisi yüksek ama denetlenemeyen bir stardı. Şampanya ile uyku haplarını birlikte içiyordu. Ünlenme dönemindeki kırgınlıklarını dindirmek için her gün psikiyatrı Dr. Greenson’a gidiyordu. Manik depresifti. Yedi yıldan beri Actor’s Studio’da Paula ve Lee Strasberg çiftiyle çalışıyordu. Yine onlarla çalışmak için New York’a gitti. Strasberg Marilyn’ı ciddi bir dram oyuncusu yapmıştı.

“Hep iyi bir oyuncu olmak istedim. Zirvede olmak önemli değil çünkü iyi oyuncular doruktakiler değil” diyen Marilyn’in sorunları sağlığını da etkiliyordu. Saygınlık kazanmak onun için çok önemliydi, sürekli kendini geliştiriyordu. 19 Nisan’da gribe yakalanarak Los Angeles’a geri döndü. İlk çekim günü sete gelmedi. Stüdyo doktoru Marilyn’in çok hasta olduğunu, çekimin bir ay ertelenmesini istedi. Fox bunu kabul etmedi, çekime yeniden başlandı. Kendini güzel, enerjik hisseden Marilyn 30 Nisan da sete geldi. Sonra yine ortadan kayboldu. Ekibin sabrı taşmaya başladı, yönetmen George Cukor’la Marilyn’in arası kötüydü.

 

14 Mayıs’ta Marilyn sete döndüğünde yanında haftada beş bin dolar alan Paula Strasberg vardı. Marilyn’in çevresi, Paula, Pat Newcomb gibi güçlü kadınlarla çevriliydi. Sürekli onu denetliyorlardı. Özel yaşamı da çok karışıktı. Robert ve Bobby Kennedy ile aşk yaşadığı söylentileri yayılmıştı. 19 Mayıs’ta Robert Kennedy’nin doğum günü galasına davetliydi. Stüdyo onun setten bir gün bile ayrılmasını istemiyordu, bütçe iyice aşılmıştı. Marilyn kimseyi dinlemeyerek galaya gitti. Döndüğünde çok bitkindi, en güçlü makyaj bile yıldızın yorgunluğunu gizleyemiyordu. 

21 Mayıs’ta George Cukor, Marilyn’in yakın planlarını filtreler kullanarak  gerçekleştirdi. 23 Mayıs’ta havuzda çıplak yüzme sahnesinin çekimi olağanüstü geçti. Marilyn hala görkemli bir vücudu olduğunu herkese gösterdi. Yüzme havuzu resimleri tüm dergilere kapak oldu. Mutlulukla setten ayrılan Marilyn ansızın yok oluverdi. 

31 Mayıs’ta sete geldiğinde sinirleri iyice gergindi. 1 Haziran’da 36 yaşına bastı. Onyedinci kez hasta olduğunu, sete gelemeyeceğini bildirdi. 8 Haziran’da Fox Marilyn’in işine son verdi, onun için bu büyük bir şok oldu. Aynı gün 104 kişi işini yitirdi. Kendini aşağılanmış gören öfkeli Marilyn, gücünü, cinselliğini, ününü kullanarak medya aracılığıyla Fox’la savaşmaya başladı. Fotoğraf çekimleriyle kişisel kampanyasını sürdürdü. 

Fox geri adım attı, yıldızla iki film için 1 milyon dolarlık sözleşme yaptı. Ölümünden iki gün önce Marilyn Monroe Life dergisine şunları söylemişti: 

“Ne türlü bir yarışta koştuğumuzu bilmiyorum. İnsan bitiş çizgisine gelince sona erdi sanıyor ama hiç bitmiyor. Hep baştan başlamak zorundasınız”.