Türkiye’de kalamadılar çünkü...

STK çalışanlarına göre, dil bilmeyen, savaş travması yaşayan eğitimli, eğitimsiz tüm göçmenleri misafir değil ‘dilenci’ olmak zorunda bırakan Türkiye’nin ölümle biten kaçışta sorumluluğu ağır

06 Eylül 2015 Pazar, 13:19

“Avrupa’nın siyasi duruşu elbette eleştirilebilir. Ancak bu insanlar neden Türkiye’de kalmayı tercih etmiyor, bu da düşündürücü. Ölümlerin sebeplerinden biri de Türkiye...” Bu sözler Hamiş Suriye Kültür Evi kurucularından Şenay Özden’e ait. Özden mültecilerin hepsinin dilencilik yaptığına yönelik bir algı olduğunu ancak göçmenler içinde yazarların, entelektüellerin de olup Türkiye’de kendilerini gösteremediklerini söylüyor. İnsani yardım için değil kültürel etkinlikler, hukuki destek, bilinç yükseltme çalışmaları yapmak amacıyla dernek kurduklarını söyleyen Özden şu bilgileri veriyor: “Kütüphane açma planımız vardı. Yer bulamadık. Arapça kitaba erişim imkânı yok ve bu sorun çözülmeli. Ayrıca yetişkinlerin Türkçe bilmemesi yüzünden çocuklar çalıştırılıyor. Türkiye’de okula giden Suriyeli çocukların oranı yüzde 17. Bu eksikliklerin giderilmemesi demek insanların kaçmaya çalışmaları demek. Sadece yoksullar değil herkes dahil.” Hamiş ve birçok derneğe destek olarak göçmenlere yardım etmek mümkün. İşte üzülmek dışında ne yapabileceğini soranlar için destek bekleyen dernekler:

Üzülmeyin, destek olun
Hayata Destek İnsani Yardım Derneği: Dernek Ekim 2012 tarihinden beri Suriyeli mülteciler için insani yardım projelerini yürütüyor. Projelerden biri de “Gönderin ki, hayat bu çocuklar için çekilir olsun”. Destek olmak isteyenler kullanmadıkları sağlam fotoğraf makinelerini gönderebiliyor.

Gündem Çocuk Derneği: “Savaş en çok çocukları etkiler” diyerek yola çıkan dernek psikolojik danışmanlık ve eğitim projeleri üretiyor.

Mavi Kalem Derneği: 2014 Şubat ayından bu yana Suriyeli kadın ve çocuklar için Türkçe kursları gibi atölyeler düzenliyor. Çalışmaların geliştirilmesi için Arapça bilen gönüllüye ihtiyaç duyuyorlar.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği: Derneğin devam ettirdiği çok sayıda proje var. Ayrıca Askıdaki Yaşamlar İçin Diyalog isimli proje ile haklara erişimin desteklenmesi ve yerel ağ oluşturulması, mültecilere yönelik bir rehber hazırlanması hedefleniyor. 

*Kanada merkezli Migrant Offshore aid station (MOAS) gemileri ile Akdeniz’deki mültecilere en aktif şekilde arama kurtarma yapan kuruluş. Bağış sayfası kurup maddi destek sağlamak mümkün.

*Small Projects İstanbul’a bağış yapmak isteyenler çocukların eğitim hakkından, insani yardıma kadar uzanan pek çok projeye katkı sunmuş oluyor.

*Uluslararası Kurtarma Komitesi de barınma ve hukuki danışmanlık desteği sağlıyor. 

*Refugees Welcome web sitesi aracılığı ile Avusturya veya Almanya’da boşta evi ya da odası olanlar mültecilerle paylaşıyor.

Emniyet Göz yumuyor

Bodrum sahiline cansız bedeni vuran 2 yaşındaki Aylan Kurdi’nin fotoğrafı dünyayı sarstı. Oysa küçük Aylan’dan önce 2014 yılında toplam 3 bin 279 göçmen Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti. 2015 yılında ise sadece Nisan ayına kadar ölen göçmen sayısı bin 750’ydi. Nisan ayından itibaren ise yoğun bir şekilde Bodrum ve İzmir açıklarından Yunanistan’a ulaşmaya çalışan onlarca botun içinde cansız bedenlere ulaşıldı. Cumhuriyet geçen ay minik Aylan’ın cesedinin vurduğu sahilde göçmen trafiğini izleyip ‘İnsanlığın Bodrumundan’ yazı dizisi ile izlenimlerini aktarmıştı. Gelenlerin kaçma işlemi için geçilen iletişim, kaçış saatleri ve yeri bölgede kime sorulsa bilinecek haldeydi. Çalışmamız boyunca sadece son gün jandarma gelip bir ekibi yakalamıştı. Bu tehlikeli geçişe Türkiye göz yumuyordu ve yummaya da devam ediyor...

Jandarma şov yapıyor

Aylan’ın cansız bedeninin vurduğu koydaki bölge esnafıyla konuştuk.

Market sahibi: Çekim yaptığınız Akyarlar koyunda sizden sonra 3-4 gün kimse çıkmadı. ‘Jandarma gelir’ korkusu ile ayarlayanlar öyle yönlendirdi sanırım. Ancak jandarmanın geldiği falan olmadı. Size son şov yapıldı ve yok olundu.

Yabancı ajanslar da geliyor bunu fark eden jandarma iki şov yapıp toz oluyor. Ardından yoğun bir şekilde bu koydan çıkışlara devam ediliyor. Jandarma yetkililerinin gözleri önünde bir bota 15 kişinin bindiğine tanık oldum. Hiçbir şey yapılmadı. Türkiye bu geçişe izin vermiyor gibi imaj yaratmaya çalışsa da bu tehlikeli yolculuklara izin veriyor.

Cesetlerin sayısı arttı

Kaptan:
Aynı saatler, 02.00-06.00 arası her bir köşeden çıkış devam ediyor. Deniz üzerinde her gün bir ‘help’ (İmdat) sesi duymaya devam ediyoruz. Biraz ileride sahil güvenlik botu var. Benim gördüğüm botu o görmüyor nedense. Bu insanların gidişleri engellensin demiyorum ama bu tehlikeli gidişe de göz yumulmasın. Yunanistan’a bu botlarla ulaşmak çok basit, 30 dakika.

Sahte can yeleği satılıyor

Ancak bilinç yok. Sahte can yelekleri ile 5 - 6 kişi taşıyabilen bota 15 kişi binilirse ne yazık ki batar. O sahte can yelekleri de marketlerde satılmaya devam ediyor kimsenin umursadığı işlem yaptığı yok. Eylüldeyiz artık yavaş yavaş şartlar da ağırlaşmaya başladı. Son günlerde suyun üstünde ceset daha fazla görüyoruz. Önlem alınmalı. Bu ölümlere göz yumulmamalı.”