'Türkiye'de Karagöz ustası yetişmiyor'

Türkiye'nin kültür hazinelerinden Karagöz oyununda, yeni ustaların yetişmediği, bu sanatı temsil edecek en fazla 6-7 kişi bulunduğu bildirildi.

15 Nisan 2010 Perşembe, 08:44
Abone Ol google-news

Türkiye'nin önde gelen hayalilerinden (Karagözcü) Metin Özlen, Karagöz oyununun milli bir sanat olduğunu söyledi. Bu sanatın yaşaması için yeni ustaların yetişmesi gerektiğini ifade eden Özlen, ''Biz buna sahip çıkmaz, bizden sonraki nesiller de sahip çıkmazsa başkaları alır, kendilerine mal ederler'' dedi. Karagöz oyununun, çok kısa zamanda öğrenilemeyeceğine işaret eden Özlen, ''Çok teferruatlı bir sanat. Tasvir yapımının ayrı, gösteri yapılmasının ayrı, musikisinin ayrı, yazarlığının ayrı şekilde değerlendirilerek ele alınması lazım. Türkiye'de gerçek değerde bu sanatı temsil edecek en fazla 6-7 kişi bulunuyor'' diye konuştu.

'Bu sanat bu duruma mı düşecekti?'

Son yıllarda revaçta olduğu için özellikle ramazan aylarında belediyelerin iyi araştırma yapmadan, önüne gelene Karagöz oynattığını ileri süren Özlen, şunları söyledi: ''Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliğine (UNIMA) üye oluyor, üyelik kartını gösterip, 'Karagöz oynatırım, orta oyunu yaparım' diyorlar. İş veren bunu düşünmez. Mesela büyük bir markette üzülerek söylüyorum, portakal sandıklarının arasına perde kuruyor, Karagöz oynattığını zannediyorlar. Bu sanat bu duruma mı düşecekti?''

'Karagöz'ü köşe başlarına düşürdüler'

Osmanlı döneminde de iki tür sanatçı olduğunu belirten Özlen, şöyle devam etti: ''Bir padişah ve paşa huzurunda oynatılan 'Huzur Karagözü' oynatan usta sanatçılar, bir de köşebaşı oyuncuları vardı. Bugün Karagöz'ü yavaş yavaş köşe başlarına düşürdüler. Onun için her işin başı eğitim. Eğitimle yetişen sanatçıların ileride konservatuvarlara girip, resim ve müzik gibi eğitimler almaları ve memlekete yarar sağlayabilmeleri için de bunların manevi olduğu kadar, madden de garanti altında olması lazım. Maneviyat var ama maddiyat olmadığı takdirde kimse bu sanata meyletmez. Etmeyince de bu sanat, alelade insanların elinde kalır. Arasanız 200 tane de hayali vardır ama kalite yoktur. Kalite olmayınca da millet, yavaş yavaş bu sanattan uzaklaşıyor.''
 

'İki hazine: Karagöz ve Orta Oyunu'

UNIMA Türkiye Milli Merkezi Üyesi Mustafa Mutlu da nüfusu Türkiye'ye göre daha az olan bazı ülkelerde bile 300-400 kukla ustası bulunduğuna dikkati çekti. Karagöz'ün yaşaması için büyük firmalara sponsor olmaları çağrısında bulunan Mutlu, ''Türk operası ve konservatuvarının kurucusu sayılan Carl Ebert, 'İki hazineniz var. Bir karagözünüz, iki orta oyununuz' demiş. Eğer bunlar ihmal edilirse çok yazık olur'' dedi. Güzel sanatlar liseleri ve konservatuvarlarda Karagöz gölge oyunu eğitimi verilmesi gerektiğini ifade eden Mutlu, ''Nasıl iyi enstrüman çalan konservatuvara gidiyorsa, iyi bir Karagözcü de tiyatro bölümünde tahsil görecek, bu işe adım atacak. Böylece Karagöz sanatı, toplumun her kesimine yayılmış olacak'' diye konuştu. Karagöz'ün, eğlence yönünün yanı sıra eğitim yönünün de bulunduğuna değinen Mutlu, harfleri ve sayıları öğretmede, çevre, trafik ve sağlık eğitimlerinde, Karagöz'den yararlanılabileceğini dile getirdi.

'Karagöz açılımı bekliyoruz'

Karagöz oyununun konservatuvarda ek bölüm olarak yer alması gerektiğini ifade eden Hayali Nevzat Çiftçi ise şöyle konuştu: ''Bu işe biraz da hem özel hem kamu kuruluşlarının el atması gerekiyor. Bir nevi 'Karagöz açılımı' da bekliyoruz. Açılırsa, bunun arkası gelir. Tiyatro ve sahne sanatlarında bir ayağımız Karagöz'dür. Oradan ayağımızı çektik mi tek ayak üzerinde ve dengede değiliz demektir.''
 

Rivayet

Karagöz ve Hacivat hakkında en bilinen rivayete göre, Sultan Orhan döneminde, Bursa'daki bir cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler, işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır. İşçilerin bu davranışı yüzünden, inşaat yavaş ilerler. Bu durumu öğrenen padişah, her ikisini de idam ettirir (Bir başka rivayete göre ise Karagöz idam edilir, ancak Hacivat hacca giderken yolda ölür). Daha sonra yaptığından çok pişman olan padişahı teselli etmek isteyen Şeyh Küşteri, başından beyaz sarığını çıkarıp gerer ve arkasına bir ışık yakarak ayağından çıkardığı çarıklar ile Karagöz ve Hacivat'ın tasvirlerini canlandırıp, nükteli konuşmalarını tekrar eder.