Tuz kurutur, su hayat verir

Hastaların sadece fiziksel ve kimyasal bedenlerini düzeltmenin yeterli olmadığını, tedavinin insanın ruhsal ve enerji durumunun da kapsayacak şekilde ele alınması gerektiğini söyleyen Hüseyin Nazlıkul, artık insanların ruhsal ve enerji durumunun da terapiye dahil edilmesi gerektiğini savunuyor.

28 Temmuz 2013 Pazar, 07:04
Abone Ol google-news

Uzmanlığını ve doçentlik tezini “Tamamlayıcı Tıp ve Rehabilitasyon Tıbbı” üzerine yapan Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul, “Neden Yanlış Yaşıyoruz?” adlı kitabında, kalp rahatsızlıklarından korunmak için öneriler, beslenme ve nöralterapinin antiaging’deki yeri, tansiyon yüksekliği ve düşüklüğünde beslenme rehberliği, yaşamımızda su ve tuzun önemi, depresyon tedavisinde doğal yöntemler ve en önemlisi çağımızın kâbusu gibi gösterilen kanser hastalığına farklı bir bakış açısı, genç ve zinde kalmanın ipuçları gibi konulara yer vermiş. Kitabını, babasının “Hayata üç tür insan gelir. İz bırakanlar, izde yürüyenler ve iz silenler. Siz siz olun iz silen olmayın” öğüdünden hareketle iz bırakma çabasının ürünü olarak değerlendiren Nazlıkul’un “Akupunktur-Tamamlayıcı Tıp”, “Hayatı Keşfet”, “Gerçek Detoksu Keşfet”, “Unuttuğum Bedenim”, “Nöralterapi” gibi kitapları bulunuyor. Kitaptan bir seçki yaptık.

Tuzun vücudumuz için önemi

Tuz olarak tanımladığımız NaCl’nin bedenimiz üzerinde yüksek agresiviteli bir etkisi vardır. Deri ve genelde böbrekler, bu NaCl’yi tekrar ayrıştırmamızı sağlarlar. Ancak yaşımız ve bünyemize göre sadece belirli bir miktarını ayrıştırabiliriz; günde yaklaşık 5-7 gramını. İşin ilginç olanıysa, bizim günde sadece endüstriyel gıdalardan 12-20 gram NaCl aldığımızdır ki henüz bunun içinde kendi kattığımız tuz yoktur. Bu şekilde bedenimize ayrıştırabileceğimizden çok daha fazla NaCl almış oluruz. Bedende ayrıştırılmadan kalan NaCl’den bedenimiz kendisini bir şekilde korumalıdır. İki adet akvaryum alalım ve birinin içine doğal deniz suyu koyalım ve balığın yaşaması için gereken ortamı sağlayalım; diğer akvaryuma tuzlu, yani NaCl’li su koyalım ve aynı şekilde balığın yaşaması için gereken ortamı sağlayalım. Eğer balıkları içine koyarsanız, deniz suyunda olan balığın normal yüzdüğünü, diğerinin ise 2-5 dakika sonra zehirlenerek öldüğünü görürsünüz. Bu balıklar bedeninizdeki hücrelerdir ve siz böyle bir ortamda yaşayabileceğinizi düşünüyorsunuz. Bu nedenle bedeniniz sizi kendisinden korumaya çalışmaktadır. Bedeniniz, ayrıştırılmamış olan tuzu bir şekilde etkisizleştirmek zorundadır ve bunu değerli hücre suyu ile yapmaktadır. Hücrenize canlılığını sağlayan şey, bedeninizdeki NaCl’yi izole etmek ve tarafsızlaştırmak için 23 katı miktarla kurban edilmek zorundadır. Ayrıştırılmayan her gram NaCl yüksek değerli, yüksek yapılı hücre suyunuzun 23 katına bağlanmak zorundadır. Bununla birlikte hücreleriniz ölür ve bu şekilde bedeniniz kurur. Bazı insanlar ileri yaşlarda genelde sadece yüzde 56-58 sıvı ihtiva ederler. Tam da bu durumda günde en az iki litre su içmek gereklidir. Ancak yaşlılıkta insan susuzluk hissetmez, susuzluk hissi artık yoktur, çünkü bedende çok az tuz vardır. Ve eğer tuz alırsanız, o zaman doğal bir susuzluk hissiniz olur. Ancak biz tuzdan bahsediyoruz, NaCl’den değil. Beden, ancak belirli bir dereceye kadar hücre suyunu yansızlaştırmak için kurban edebilir, çünkü daha fazlası ödem oluşumuna sebep olur.
Çamaşır makinenizde kullandığınız calgon tabletleri de tuz tabletleridir, kendinize de böyle bir “tuz tableti” verin. Vücudunuzda oluşan inorganik moleküler bağlantılar tuz sayesinde kırılsın ve su sayesinde de vücudunuzdan atabilsin. Bu konudaki en iyi tuz Himalaya tuzudur.


Yemek sırasında su içmeyin
- Günde en az 2,5-3 litre su içmeyi alışkanlık haline getiriniz. Sabah kalktığınızda ilk yapmanız gereken şeylerden biri, iki bardak su içmek olmalıdır. Yemeklerden yarım saat önce veya en erken yarım saat sonra su içmeniz önemlidir. Yemek esnasında ve yemekten hemen sonra su içmeyiniz.
- Sıcak havalarda vücudumuz sıvı kaybeder, böyle durumlarda en az kaybettiğimiz miktarda sıvı almalıyız. Bazı dönemlerde saunaya veya hamama giderek ter atmak sağlıklıdır. Ancak ter attıktan sonra bol su içmeyi ihmal etmeyiniz. Su olarak bahsettiğimiz şey aslında birçok sıvıyı da kapsamaktadır. Ayran, soda, bitkisel çaylar, taze meyve ve sebze alarak da vücudumuza su girişini sağlamış oluruz. Suni tatlandırılmış limonata ve nektar suları pek sağlıklı değildir.


Suyun vücut için önemi
- Aşırı alkol tüketimi boş kalori olduğundan sağlıksızdır ve su olarak değerlendirilmemelidir.
- Vücut sıvılarında bulunarak ekWlemlerin kayganlaşmasına neden olur.
- İdrarla zararlı maddelerin atılmasını sağlar.
- Tükürük ve mide salgısında bulunarak besinleri sindirir.
- Hücre metabolizmasında önemli rol oynar.
- Kas dokusunu güçlendirir.
- Kişinin kendisini zinde hissetmesini sağlar.
- Cinsel performansı en uygun hale getirir.
- Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijenin kan yoluyla kaslara taşınmasını kolaylaştırır.
- Zararlı maddeleri de dokulardan uzaklaştırmayı sağlar.
- Cildi gerginleştirir, cilde parlaklık kazandırır.