Uygarlıkların kesiştiği yer Birgi

Şair, yazar, Naif ressam Emin Başaranbilek ve Birgi... Birgi’yi önemli kılan nedir? Bizans döneminde kaleli bir kent olan Birgi’nin Bizans’tan kalan eserlerin titizlikle restore edip korunması...

15 Eylül 2021 Çarşamba, 04:00
Uygarlıkların kesiştiği yer Birgi
Abone Ol google-news

Aydınoğlu Mehmet Bey’in 1307 yılında kenti almasıyla kentin Aydınoğlu beyliğinin başkent oluşu ve Aydınoğulları’nın inşa ettiği cami ve konakların korunuyor olması... Osmanlı döneminde zenginleşerek günümüze ulaşan kent dokusu ile Türk yerleşim tarihinin Selçuklu’dan beyliğe, beylikten Osmanlı’ya, Cumhuriyetle birlikte kurtuluşun ve kuruluşun izlerini taşıması... İşte bu unsurlar, Birgi’yi emsalsiz kılıyor...

Birgi, Milli Mücadele’de de öne çıktı. Çünkü İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu tarafından işgal edilmesi üzerine, 700 yıllık Aydınoğlu Ulu Camii’nde bölgenin ilk Kuvayı Milliye toplantısı yapıldı. Milli Mücadele sırasında kenti işgal eden Yunan askeri birliğine Bozdağ-Birgi Cephesi Komutanı ünlü Poslu Mestan Efe’nin baskınları, Yunan işgal güçlerine göz açtırmadı. Bu saldırılar Milli Mücadele tarihinde yer aldı ve Kuvayı Milliye anıtı ile de değer kazanmış oluyor.

TARİH AYAKTA

Sol dış duvarında aslan heykelini taşıyan, Bizans kilise kalıntısı büyük mermer taşlarından yapılmış 700 yıllık Aydınoğlu Mehmet Bey Camii dimdik ayakta ve her gün fonksiyonunu ve yaşamını yürütüyor. Bizans’tan kalan eski yangın kulesi dimdik ayakta, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor; Kültür Bakanlığı’nın restore ettiği 17. - 18. yüzyıla ait Osmanlı’nın Çakırağa Konağı bir müze olarak, herkesin beğenisini kazanıyor.

Taş evler restore edilip pansiyona, kimi evler de korunaklı bir dinlence ve sohbet kafesine dönüştürülmüş. Birgi’nin ortasından geçen derenin yatağında 5 bin yıllık tarih boyunca yapılaşma girişimi olmamış. Bu durum, doğa yasalarına karşı çıkmama ve saygı duyma titizliğini simgeliyor...

Unesco’nun listesinde

Kuşkusuz önemli bir nokta şudur: Birgi, koruma amaçlı olarak 1996 yılında sit alanı olarak ilan edildi. 2012 yılında ise UNESCO, Birgi’yi Dünya Mirası Geçici Listesi’ne ekledi. O tarihte ÇEKÜL Vakfı, Birgi’ye özel önem verdi. Eski bir yapı restore edilerek Birgi’de ÇEKÜL Vakfı şubesi açıldı.

Öte yandan bir önceki belediye başkanı Cumhur Şener’in bilgisi, çalışkanlığı, yeteneği sonucu Türkiye’nin titizlikle korunan ve sürdürülebilir korumaya sahip olan bir kültür noktası...

KONUM

Birgi, İzmir’e 120 kilometre uzaklıkta, Ödemiş’in 8 kilometre doğusunda, Ege’nin 2200 metreyi aşan ulu dağı Bozdağ’ın eteğinde. Sarıyar Deresi’nin yamaçlarında, yaklaşık 2 bin 200 nüfuslu, kendi halinde, gözlerden uzak, konaklarıyla, anıtsal yapılarıyla, günümüzde tarihsel ve kültürel kimliğiyle yaşıyor, açıkçası tarihe meydan okuyor.

En önemli nokta, Birgi’nin var oluşunu 5 bin yıldır kesintisiz sürdürmesidir.

BAŞARANBİLEK

Bu noktada, Birgi’de 1996 yılından beri yaşayan, yörenin insanı, kendisini Birgi’ye adamış naif ressam, şair, yazar Emin Başaranbilek de unutulmamalıdır.

Ödemiş doğumlu, Ankara Üniversitesi Önasya Arkeolojisi bölümü mezunu, arkeoloji müzelerinde üst düzey yönetici olarak yıllarını harcamış olan Başaranbilek, çok yönlü bir kişiliğe sahip.

Slovakya Uluslararası Naif Ressamlar Trienali’ne katıldı. Sanat yönünden önemli olan, Slovenya’da, naif ressam olarak Tabor Bronz Plaketi (1982 ve 1989), ayrıca Tabor Büyük Altın Madalyası’nı (1998) aldı.

Türkiye’de birçok kentte açılan sergilere katıldı. Ayrıca Paris, New York, Roma, Viyana gibi sanat merkezlerinde karma sergilere katıldı. Cumhuriyet, Yeditepe, Harman gibi edebiyat dergilerinde ayrıca mimarlık ve müzecilik dergilerinde makaleleri yayımlandı.

Başaranbilek, Birgi’de yaşıyor, orada ÇEKÜL Vakfı’nın temsilciliğini yapıyor, Birgi’nin ve yörenin tanıtılması için katkılarını sürdürüyor. Makaleler yazıyor, kitaplar yayımlıyor. 

Bir doğa dostu olan Başaranbilek, “çimentoya dayalı mimarinin geçmiş zaman mirasını örselediğini” belirtiyor.

Bir başka denemesinde Başaranbilek, “Artık insan, bütün tarihsel çağları aynı anda yaşayabilen karmaşık bir varlıktır” diye yazmıştı.

Birgi’ye Bakmak adını taşıyan denemesinde Başaranbilek şöyle diyor: “Birikimli kentler de yaşlı adam gibidir. İşgaller, kırımlar, savaşlar, yangınlar, (...) terk edilmeler, kıtlıklar, çürümeler, yıkımlar, talanlar, unutulmalar ve sevdalar yaşamıştır; üstelik tarihi kentler bunların tümünü yaşamıştır. Ama mutlaka içlerinde oturup konuşacağımız kanepeleri vardır... Konuşmayı pek sevmez ama bakınca sokaklarına, evlerine, tapınaklarına, ağaçlarına, kuşlarına, köprülerine, insanlarına, size çok şey anlatır. Yaşlı olmak, birikimli olmak, yıpranmış bir kent de olsa onun ayrıcalığıdır.”

Yalın bir anlatım biçemi var Başaranbilek’in... Şiirlerinde ve naif resimlerinde olduğu gibi...

Sözü fazla uzatmayalım: 

Bir huzur köşesi, bir açık tarih müzesi Birgi; doğaya hasret, tarihe özlem duyan ziyaretçilerini bekliyor.

5 BİN YILLIK YERLEŞİM

Antik dönemde adı Dios Hieron (Kutsal Yer), daha sonraki adı Pyrgion, kaynaklara göre 5 bin yıllık geçmişe sahip bir yerleşim birimi.

Tarihsel kaynaklara göre 680 yılında, 6. Ekümenlik toplantısı zabıtlarını Pyrgion piskoposu sıfatıyla Rahip Zoetes imzalamış.

Ortaçağlarda Türkçeye uyarlanmış, adı Birgi olmuş...

Birgi, uygarlıkların kesiştiği bir yerleşim noktası... Frig, Lidya, Pers, Bergama Krallığı, Roma, Bizans İmparatorluğu, Aydınoğlu Beyliği, Osmanlı Devleti... Birgi tüm bu uygarlıklardan izler taşıyor.

Birgi’de Roma, Bizans, Aydınoğlu Beyliği ve Osmanlı kalıntıları titizlikle korunuyor.

Taş ve ahşabın özenle harman edilerek yaratılan özel mimarisi, dar sokakları, yüzlerce yıllık ulu çınarları, selvileri, dut, ceviz ve kestane ağaçlarıyla Birgi, “Ben yaşıyorum” diye binlerce yıla meydan okuyor.