Uzman hekimden "Horlama ve uyku apnesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" uyarısı

Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümü hekimi Doç. Dr. Tuncay Özçelik, "Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise yüzde 10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor" uyarısında bulundu.

28 Aralık 2020 Pazartesi, 10:56
Uzman hekimden
Abone Ol google-news

Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Özçelik, bağışıklık sistemi üzerinde etkilerinden dolayı uyku kalitesinin ve sağlıklı nefesin büyük önem taşıdığını belirterek, uyku apnesi ve horlama sorunuyla ilgili bilgiler verdi.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uykunun, vücudu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi gördüğünü belirten Özçelik, düzensiz uykunun bağışıklık sisteminde ciddi hasarlara yol açtığını ve sadece bir gece uykusuz kalmanın bile hastalıklara davetiye çıkardığını ifade etti.

Özellikle, uyku esnasında solunumun minimum 10 saniye durmasına sebep olan tıkayıcı uyku apnesinin, Kovid-19 salgını nedeniyle büyük risk oluşturduğunu aktaran Özçelik, uyku apnesi olan hastaların, Kovid-19 nedeniyle hastanede yatma ve solunum sıkıntısına girme oranının, normal hastalara göre en az 2 kat fazla olduğunu kaydetti.

"BURUN AÇIKKEN HORLAMAYAN KİŞİDE HORLAMA GÖRÜLMEYE BAŞLAR"

Özçelik, uyku kalitesine etki eden faktörlerin en hafifinin horlama olduğunu belirterek, "Aşırı kilo, sedatif ilaç, uyku ilacı ve aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda küçük dil, yumuşak damak, dil ve boğaz kaslarının gerginliği azalır. Aşırı kilolu kişilerde yutak civarında yağ birikimi görülür. Gevşemiş kaslar sırt üstü yatınca dilin ve küçük dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz, bu durumda kişi kendisi çok farkında olmasa da etrafını rahatsız edecek şekilde horlamaya başlar" bilgilerini verdi.

Burun tıkanıklığına neden olan patolojilerin de horlamanın önemli nedenlerinden birisi olduğunu belirten Özçelik, şunları kaydetti:

"Bu kişilerde uykuda havayı almak için yapılan solunum çabası ile genizde negatif basınç oluşarak boğazdaki dokular hava yoluna doğru çekilirler. Sonuçta burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda neden horladığını açıklar. Burun orta bölmesindeki eğiklikler (deviasyon), burun polipleri, büyümüş konkalar (burun etleri), burun ve genizdeki tümörler, bu tip burun tıkanıklığına ve horlamaya sebep olan nedenlerdir."

HORLAMA, UYKU APNESİNE ZEMİN HAZIRLAYABİLİR

Özçelik, uyku esnasında solunumun on saniye ve üzerinde durması sonucu ortaya çıkan tablonun uyku apnesi (uykuda solunum durması) olduğunu belirterek, "Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise yüzde 10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor" dedi.

Sağlıklı bir yaşam için gece uykusunun iyi bir şekilde alınmasının şart olduğunu belirten Özçelik, "Gece uyku düzeninin tıkayıcı uyku apnesi ile bozulması sonucunda dinlenilmeden geçirilen geceler söz konusu olacaktır. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçer. Dinlenmeden geçirilen ve huzursuz bir gecenin ertesinde uykulu, yorgun ve verimsiz bir gün başlayacaktır. Önceleri televizyon seyrederken veya yemek sonrasında hafif uyuklamalar görülürken, daha sonra apnenin şiddetinin artmasıyla beraber daha ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilecektir. Yapılan çalışmalarda, ölümlü trafik kazalarının bir kısmından uyku apneli kişilerin araba kullanmasının sorumlu olduğu gösterilmiştir" diye konuştu.

Gece uykusu sırasında apnelerin saatte 100-200 defa olabilecek sayılara ulaşabileceğini aktaran Özçelik, "Apneler sırasında kan oksijen düzeyi düşer ve buna bağlı olarak kalp kanı daha hızlı pompalamak zorunda kalır. Kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon, kalp büyümesi hatta uykuda ani ölümler bile görülebilir." uyarısında bulundu.

Uyku apnesi çocuklarda olumsuzluklara yol açabilir

Çocuklarda uyku apnesinin daha çok okul öncesi dönemde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Özçelik, uyku apnesinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin şu bilgileri verdi:

"Uyku apnesi çocuklarda farkına varılmazsa diş-damak yapısında bozukluklar, gelişme geriliği, çocukta boy ve kilonun yaşıtlarından geri kalması, okul başarısızlığı ve zihinsel gelişimde aksaklıklar gibi çok ciddi problemler ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ilave olarak davranış bozuklukları, hiperaktivite, geceleri yatağa işeme, kalp ve ritim bozuklukları da görülebilir."

HORLAMA VE UYKU APNESİ OLANLARIN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Özçelik, horlama ve uyku apnesi problemi olan kişilerin fazla kilolarını vermesi gerektiğini ifade ederek, sportif bir yaşam biçiminin seçilmesi gerektiğini kaydetti.

Alkol alımının kısıtlanması gerektiğini belirten Özçelik, "Uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarının kullanımına apneyi artırabileceğinden dolayı dikkat edilmelidir. Uykudan 3-4 saat önce ağır yemekten kaçınılmalıdır. Aşırı yorgunluktan sakınılmalıdır. Sırt üstü pozisyonda uyuma yerine, yana yatarak uyuma tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.

HORLAMA VE UYKU APNESİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Özçelik, söz konusu hastalıkların tedavisinde tıkanıkların giderilmesine yönelik girişimleri şöyle sıraladı:

"Çocuklarda büyük bademcik ve geniz etine yönelik ameliyatların problemleri büyük oranda çözdüğünü ve çocuğun yaşam kalitesinde önemli iyileşmeler sağladığını biliyoruz. Erişkinlerde ise öncelikle, varsa burundaki patolojilerin düzeltilmesi gerekir. Burun orta bölmesindeki eğriliklerin giderilmesi, büyümüş burun etlerinin küçültülmesi, burun içindeki polip, kist, tümör gibi oluşumların alınması ve tıkanıklığı giderici girişimler öncelik gerektiren işlemlerdir."

Ağız ve boğaz kısmına yönelik olarak damak ve küçük dildeki sarkıklıkların, dil kökündeki ve bademciklerdeki büyümelerle, ağız ve çene yapısındaki bozuklukların uygun cerrahi tekniklerle düzeltilebileceğini aktaran Özçelik, "Bu ameliyatlarda en temel prensip dokulara minimal hasar vererek konforlu biçimde maksimum yararı sağlamaktır" dedi.

Burun ve boğaz bölgesinde ciddi problemi olmayan ve cerrahinin çok riskli olduğu veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda pozitif basınçlı oksijen tedavisinin, ağız ve burundan bir maske yardımıyla gerçekleştirilen, tıkayıcı uyku apnesine de önemli fayda sağlayan bir cihaz olduğunu aktaran Özçelik, "Hastanın durumuna göre değişebilen basınçlarda gönderilen hava ile tıkanıklık aşılarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Fakat yüzlerinde maske ile uyumak gibi bir durum söz konusu olduğu için hastaların bir kısmında bu duruma uyum problemi görülebilir" diye konuştu.