Uzmanlardan çok kritik koronavirüs uyarısı!

Türkiye'de koronavirüs vakalarının nereye kadar gideceğiyle ilgili tüyler ürperten bir rapor çıktı. Dr. Güvenç Koçkaya ve ekibinin hazırladığı üç farklı senaryodan en korkuncuna göre, Haziran sonuna kadar Türkiye'de 3.5 milyon kişi virüse yakalanır, 184 binden fazla kişi de ölebilir...

29 Mart 2020 Pazar, 13:56

Uzmanlara göre korona virüsü salgını sebebiyle Türkiye'de önümüzdeki 2 hafta bir hayli kritik...

Bilim Kurulu üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “Çok kritik bir dönemdeyiz. Hastalığın ‘peak’ noktası yani en üst seviyeye ulaşması an meselesi. Bu nedenle önümüzdeki 5 gün hayli önemli. Hastalığı kontrol etmek için tedbirleri daha sıkı almazsak bu noktadan sonra virüsün yayılmasının kontrol edilebilmesi daha güç hale gelebilir” diyor.

Prof. Dr. Ceyhan, Güney Kore örneğini hatırlatarak sosyal izolasyonun tam sağlanması ve kimsenin evden çıkmaması halinde salgının 2 ay içinde bitebileceğini söylüyor ve ekliyor: “Biz, verdiğim 2 örneğin arasında bir yerdeyiz. Maalesef insanların yarısı kurallara uymadı (iş nedeniyle dışarı çıkmak zorunda kalanları kastetmiyorum). Halen de kurallara uymayanlar var. İki arada durduğumuz için de salgının ne zaman biteceğini söylemek çok zor. Sokağa çıkma yasağı ya da sıkıyönetim ilan etmeden de alınacak sıkı tedbir ve denetimlerle bu iş çözülebilir. Ama insanların bilinçlenmesi şart. Yoksa ufuk karanlık.”

Prof. Dr. Ceyhan hava sıcaklığı arttıkça (haziran-temmuz gibi) virüsün kendi kendine yok olacağı algısının ise yanlış olduğunu söylüyor. Ceyhan “Bu salgının bitmesinin hava sıcaklığı ile ilgisi olmayacak. Ya şansınıza virüs bir mutasyona uğrayacak, bulaşma özelliğini kaybedecek ya da siz işi şansa bırakmayacak tüm önlemlerinizi alacaksınız” diyor.

İtalya’dan, İspanya’dan daha kötü duruma gelecek ülkeler olduğunu söyleyen Ceyhan’a ‘Biz o ülkelerden biri miyiz?’ diye soruyorum. Cevabı net: “Bu, tamamen insanların alınan önlemlere ne kadar uyacağına bağlı. İtalya ve İspanya hiç önlem almamış ülkeler değil ama bakın insanlar kurallara uymadı ve ne oldu? İpin ucunu kaçırdığınız zaman nereye gideceği belli olmaz. Sonra alınacak önlemler de pek işe yaramaz. Hep şunu düşünmek lazım. 1 gün sonra bu salgını kontrol etmek bugünden sonra daha zor olacak. Öbür gün yarından daha zor olacak. Vaka sayısı arttıkça iş zorlaşıyor. 2 bin kişiyi toplumdan izole etmek başka 10 bin kişiyi başka.”

 3 FARKLI SENARYODA NE OLACAK

Dr. Güvenç Koçkaya ve ekibi koronavirüsün bugüne kadarki yayılım hızına ve alınan önlemlere bakarak ‘Ne olacak?’ sorusuna cevap niteliğinde 3 farklı senaryo hazırladı.

* ‘SOSYAL İZOLASYON’ SAĞLANAMAZSA

Herkesin sokakta olduğu (sosyal izolasyon kurallarına uyulmaması durumu): Vaka sayısı haziran sonunda 3.5 milyonu aşabilir. 184 bin 213 ölüm gözlenebilir. Dahası vaka artışı devam edebilir.

* ‘KISITLI TEDBİR’ UYGULANIRSA

Kısıtlı tedbirlerin uygulanması (4 gün evde oturdum, 1 gün balığa, 2 gün komşuya çaya gittim durumu): 183 bin 922 vaka ve 9 bin 143 ölüm yaşanabilir. Vaka artışı mayıs sonunda kontrol altına alınabilir.

* ’ETKİN MÜCADELE’ MODELİNE GEÇİLİRSE

Yasaklara uyulması hali (herkesin kendi OHAL’ini ilan etmesi ve tam izolasyona geçmesi durumu): Vaka sayısı en fazla 52 binde kalabilir. 2 bin 616 ölüm gözlenebilir. Vaka artışı etkin önlemlerin devam ettirilmesi ile nisan sonunda kontrol altına alınabilir.

Sonuç: Dr. Güvenç Koçkaya, salgının en az zararla atlatılabilmesi için vatandaşlara ciddi sorumluluk düştüğünü vurguluyor. Koçkaya, “Türkiye özelinde modellenen senaryolarda temel değişkenin sosyal izolasyon olduğu görülüyor. Yani hastalığın nasıl seyredeceği bizim kurallara ne kadar bağlı kaldığımızla doğru orantılı olacak” diyor.

SALGIN YÜKSELME DÖNEMİNDE

Bilim Kurulu üyesi ve KTÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü

“İçinde bulunduğumuz haftalar çok kritik. Zira, salgın yükselme trendinde. Vaka sayılarındaki artışı görüyorsunuz. Bu dönemde bulaşmayı azaltacak tedbirler alınmaz, alınanlara da uyulmaz ise vaka sayılarında patlama olabilir. Bu dönemi az hasarlı atlatmak için biraz dişimizi sıkacağız. Sosyal izolasyon şart” diyor. Peki virüsün böylesine hızlı yayıldığı bu dönemde ne yapmak gerekli? Özlü şöyle anlatıyor:

“Sosyal izolasyon kurallarına uyarsak salgının hızı yavaşlar. Tam anlamıyla kurallara uymaktan bahsediyorum. Dışarı asla çıkmayacaksınız, içeri de kimseyi almayacaksınız. Konu, komşu, akraba, eş, dost ‘Gelin oturalım, bir çay içelim’ derse bir anlamı yok.

Ev halkı dışında başkalarıyla temas yasak. Bana gelen duyumlar üzerine size bir örnek vereyim. Bir hanım haftalardır evdeyim diyerek komşusuna kahve içmeye gidiyor. Komşusunun oğlu da işten izinli olduğu için İstanbul’dan memleketine gideli 1-2 gün olmuş. Beraber oturmuşlar. Sonra o komşunun oğlu pozitif çıktı. Şimdi 2 ailede karantinada. Önümüzdeki 1-2 hafta herkes kurallara uysa pat diye salgının yayılma hızı düşer. Toplumun nasıl davranacağını bilmediğimiz için ‘Salgın şu ay biter’ diyemiyoruz.”