Yabanmersini köleliği

Bu yıl doğa cömert davrandı. Yaban ortamın ormanlık alanlarında yetişen koyu lacivert ve kırmızı yabanmersini hasadı çok verimli geçti.

20 Eylül 2020 Pazar, 05:00
Yabanmersini köleliği
Abone Ol google-news

Göz alıcı renkleriyle, sulu lezzetleriyle kırmızı çilekler, ahududular, yabanmersinleriyle satıcıların meyve tezgâhları renk cümbüşüne dönüştü. İsveç’in toprakları tarım için verimsiz ama yaban yemişleri için çok cömert. Bu meyveler ormanlık alanlarda, bodur bitki örtüsünde yetişiyor. İsveç’in her yanına dağılmış, yüzölçümümün yüzde 17’sini kaplayan orman zenginliğini düşünecek olursanız, yaban yemiş bolluğunu hayal edebilirsiniz. Kısacası İsveç’in güneyinden kuzeyine kadar yerleşim alanları, ekilebilen topraklar, göller ve dağlık arazilerin dışında kalan her taraf ormanlık. O yüzden köylerde yaşayanlar için ormanlar kapı komşudur. Biraz ilerideki ormanlara yürüyebilirler. Kentliler de otomobilleriyle ağustos ayında ormanlara akın edip yabanmersini toplarlar. 

Yabanmersini, yaz meyvesi olarak tüketildiği gibi dondurulup kış ayları için de saklanır. Özellikle diyabet sorunu olanların, kan şekerini düzenleme özelliği nedeniyle rağbet ettikleri bir meyvedir. Ben de çok severim. Ne var ki, her yıl hasat zamanıyla birlikte, yabanmersini toplamak üzere Tayland’dan gelen işçilerin kötü çalışma koşulları haber olunca, bu yemiş boğazımdan zor geçer. Bu yıl da böyle oldu. Dagens Nyheter gazetesini okuyanlar, kölelik düzenini hatırlatan çalışma koşullarını bir kez daha duydu ve bir kez daha utandı, “Burası İsveç, nasıl olur?” diye homurdandı ama devran döndü, hayat her zaman olduğu gibi devam etti...

SÖMÜRÜ ZİRVEDE

Ağustosun son pazar günü, yabanmersini toplamaya gelen işçilerin çalışma koşulları ve ücretleri Dagens Nyheter gazetesinin manşetindeydi. Habere göre bu yıl yabanmersininin yetiştiği bodur bitki örtüsü salkım saçak yemiş doluydu. Haber, “Ormanlara koşun sepetlerinizi doldurun” mesajı veriyordu. Zaten birkaç gün öncesinden halk arasında da konuşulmaya başlanmıştı. Pandemi nedeniyle seyahate çıkmayanlar, bu yıl kendilerini doğaya attıklarından sepetleri doldurmaya başlamışlardı. Tabii gazete sadece ürün bolluğundan söz etmiyordu. Pandemi nedeniyle Tayland’dan yeterli işçi gelmediği, eksiklerin yerini Bulgaristan’dan gelenlerin doldurduğu bildiriliyordu. Gazete, çalışma koşullarının kötülüğünden söz ederken işçilerin kaldığı derme çatma evde çıkan yangından hareketle “Kanlı İsveç böğürtleni” diye eleştiri tonunu da sertleştirmişti. 

Gazeteye göre bir kilo yabanmersini toplamanın maliyeti 17-21 İsveç Kronu arasında değişiyor. Bunun 14 kronu Taylandlı, Bulgaristanlı işçilere ödeniyor. Kıyaslama için belirteyim, öğrencilere niteliksiz, geçici işlerde ödenen saat ücreti 140 kron. Bir kg. kıymanın 100, bir kg. yoğurdun 20,  iki topluk dondurmanın da 50 kron olduğunu dikkate alarak düşünün. Yaban mersininin marketteki fiyatı ise toplama maliyetinin en az 10 katı. İri tanelerle doldurulmuş paketlerin kilogram fiyatı 400 Krona kadar çıkabiliyor. 

Haberde bir Taylandlı işçinin, bu kadar düşük ücrete rağmen İsveç’te birkaç ay yabanmersini toplayarak ülkesinde bir yıl geçinebileceği parayı kazandığı belirtiliyordu. Bunca yıldır bu eleştirileri okuruz ama değişen bir şey yoktur. Gazetelerin haberleri, yorumları adeta buza yazılan yazı gibi kaybolup gider, unutulur. Biz de önce üzülürüz, sonraki günlerde iştahla yemeye devam ederiz. “İnsanlık halleri mi” demeliyiz acaba?.. 

Gazetenin yazdığına göre İsveç’te yılda yaklaşık 25 bin ton yabanmersini toplanıyor. Oysa doğada toplanmayı bekleyen yabanmersinin miktarı 600 bin ton. Yani salkım saçak yabanmersinlerinin 575 bin tonu dallarında kurumaya bırakılıyor. Peki, 25 bin ton yerine daha fazla işçi getirilerek 100 bin ton toplansa ne olur? Tabii ki tahmin edeceğiniz gibi piyasada mal çoğalacağından fiyatlar düşer. Anladığım kadarıyla patronlar için 25 bin ton kâr maksimizasyonu için ideal miktar. 

İşin bir de çevrecilik açısından tuhaf bir yanı var. Biliyorsunuz günümüzde bütün ekonomik faaliyetlerin çevrecilik, küresel ısınma, iklim değişikliği dikkate alınarak planlanması gerektiği savunuluyor, ki doğrudur. İsveç ormanları böğürtlen cenneti gibi dolup taşarken tezgâhlarda, Şili’den, Uruguay’dan, Polonya’dan ithal edilip şileplerle, kamyonlarla getirilen yabanmersini de satılıyor. Yani petrol yakılarak, enerji harcanarak... İki adım ötede yemişler dallardan fışkırırken niçin okyanus ötesinden de getirilir... Kimin için?.. 

[email protected]