Yatırıma belirsizlik engeli

Yüksek cari açık vererek büyüyebilen Türkiye'de enerji ithalatı en önemli ekonomik sorunların başında geliyor. Cari açığın önemli bir kısmı enerji sektörü kaynaklı olarak gerçekleşiyor. Türkiye, bu sorunu gidermek için, enerji ithalatına karşı, kömür ağırlıklı yerli kaynaklara yönelim politikası uygulasa da bu politika ithalat artışının önüne geçemedi.

03 Ekim 2016 Pazartesi, 07:17
Abone Ol google-news

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) enerji üretim tesisine sahip 70 sektör temsilcisi ile görüşerek hazırladığı Enerji Yatırımları Anketi'ne göre mevcut teşvik mekanizmaları enerji yatırımlarının artmasına yetmiyor. Şirketlerin daha fazla yatırım yapmak için öncelikli olarak, kamu teşvikleri ve politikalarına ilişkin daha öngörülebilir bir yatırım ortamına ihtiyacı var.

Kısa vadeli ve sık sık değişikliğe uğrayan politikalar ve özellikle kamu desteği alanındaki belirsizlikler, yatırımların geri dönme süresini belirsiz hale getirerek, özellikle küçük ölçekli firmaların yenilenebilir enerji alanında yatırım yapmaktan uzaklaştırıyor.

TEPAV, ekonomideki kırılganlığın önüne geçmek için yerli ve ucuz olan yenilenebilir enerjiye öncelik veren bir enerji politikasına ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Yenilenebilir enerji Türkiye’de sanayi dönüşümünü tetikleyebilecek alanlardan biri. Yerli yenilenebilir teknolojilerin gelişmesine verilecek destek, cari açık kaynaklı ekonomik kırılganlığı azaltıp Türkiye'nin orta gelir tuzağını aşmasına yardımcı olabilir.

Cari açığa etki

TEPAV'ın raporuna göre enerji yatırımları teşviklere rağmen gerekli seviyede artmıyor.

Teşvikler, resmi olarak yerli kömürü desteklemek üzere tasarlanmış olmasına rağmen, yıllar içerisinde ithal kömür kullanımının arttığı görülüyor. Bu tablo Türkiye’deki yerli kömür teşvik sisteminin istenilen amaca ulaşamadığını gösteriyor.

Firmalar yenilenebilir enerji yatırımı yapmak için ise teşviklerden ziyade 'kamunun öngörülebilir politikası' dikkate alıyor. Yüz yüze görüşmelerde de ortaya çıkan bu durum, yatırımların geri ödeme süresini belirsiz hale getirdiği için özellikle küçük ölçekli firmaları bu alanda yatırım yapmaktan uzak tutuyor. Politikalardaki belirsizlik aşılırsa bu alanda yatırımlar artabilir ve sektörde daha hızlı bir büyümenin beklenebilir.

Raporu hazırlayanlardan TEPAV Program Yöneticisi Bengisu Özenç, "Yenilenebilir enerji ekonomik ve çevresel faydalarının yanı sıra Türkiye'nin itibarını artıracak bir şey. Türkiye'de kamu, dünyadaki gelişmeleri 10 yıl geriden takip ediyor. Yatırım alanını açsa cari açık ve orta gelir tuzağını aşacak bir imkana kavuşabilir. Kamunun enerji ve sanayi stratejisini yeniden oluşturması gerekir. Bürokratik engelleri ortadan kaldırsın yeter" dedi.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) son raporuna göre enerjide en yüksek istihdam yaratma oranına sahip. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA) raporuna göre ise dünyada 8.1 milyon kişi yenilenebilir enerjiden ekmek yiyor.

Bürokrasi engeli

Kömüre ve diğer fosil yakıtlara göre daha düşük maliyetli olan yenilenebilir enerjide yapısal ve bürokratik sorunlar çözülürse Türkiye’nin kısa vadede enerji alanında atılım yapabileceği görülüyor.
Türkiye'de yenilenebilir enerjiye teşviklerin yurtdışındaki diğer uygulamalara göre daha kısa süreli ve düşük oranda veriliyor olması, bu teşviklerin yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üreten yatırımcılar tarafında çekiciliğini azaltıyor.

Enerji sektörü hedeflerinde Türkiye’nin güneş enerjisinden elektrik üretim kapasitesinin 10 GW, rüzgarda ise 16 GW olarak belirlendiği görülüyor. 2016 Temmuz sonu itibariyle, rüzgarda 5,1 GW, güneşte ise ancak 506 MW seviyesinde olan kurulu gücün 2023 hedeflerinin de altında olduğu görülen seviyelere ulaştırılabilmesi için kamunun daha aktif bir politika izlenmesi gerekiyor.
Avrupa’nın en yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkelerinden biri olan Türkiye, bu potansiyelinin sadece çok düşük bir oranını üretime yönlendirilebiliyor.


Destek kısa vadeli

Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı, gücü azami beş yüz kilovatlık üretim tesisleriyle mikro kojenarasyon tesisi kuran gerçek ve tüzel kişiler, lisans alma ve şirket kurma yükümlülüklerinden muaf. Ayrıca Türkiye Elektrik İletim AŞ'nin yenilenebilir enerji tesislerinin sisteme bağlanmasına öncelik verme zorunluluğu var.

Yenilenebilir enerjide tarife garantileri projelerin ilk 10 yılı, yerli teknolojiler için tanımlanmış ek prim ödemeleri ise projenin yalnızca ilk beş yılı için ödeniyor.

Yatırım ekipmanı satın alma, KDV muafiyeti, yatırım ekipmanı ithal etmede gümrük vergisi muafiyeti, gelir vergisi stopaj muafiyeti gibi destekler de sadece altıncı bölgede (Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Van illeri ve Bozcaada ve Gökçeada ilçeleri) yapılan yatırımlar için geçerli.

Kömüre yıllık 31.2 milyar dolar teşvik

IMF'nin kömürün hava kirliliği ve sağlık gibi dışsal maliyetlerinin de hesaba kattığı çalışmasında Türkiye’nin yıllık 31.2 milyar dolarlık (GSYH’ın yüzde 3,8’i) kömür teşviki verdiği hesaplanıyor. Bu rakam, GSYH'nin yüzde 3.8'ini oluşturuyor.

Türkiye, 2013-2015 arasında yüzde 25 artışla fosil yakıt teşviklerini oransal olarak en çok artıran ilk 20 ülke arasında.

Toplam enerji arzı içinde kömürün payı yüzde 27 seviyesinde bulunuyor. TEPAV'ın araştırması, teşvikler artsa da 1980-2014 arasında kömür arzı içinde ithalatın payının yüzde 8'den yüzde 55'e tırmandığını gösteriyor. Yatırımcıların ithal kömüre yönelmesindeki en önemli neden ise yerli kömürün enerji içeriğinin benzer maliyetlere sahip Hindistan, Kanada gibi ülkelerden daha düşük olması. Özetle fosil yakıt yatırımları finansal açıdan sürdürülebilir değil.

Yenilenebilirde finansman düşük

Şirketler, yatırımlarda kısa-orta vadede özellikle kömür ve doğal gaz yatırımlarında finansal zorluk bekliyorlar. Katılımcıların yüzde 75’i kömür, yüzde 71.4’ü ise doğal gaz yatırımlarında finansal zorlukla karşılaşacaklarını düşünüyor. Kömür konusundaki bu kötümserlik, yenilebilir enerji konusunda yerini iyimserliğe bırakıyor. Özellikle orta büyük ölçekli yatırımcılar, yüzde 53 oranında yenilebilir enerji finansmanı konusunda geleceğe daha umutlu bakıyor.

Özenç “2012 yılından beri Türkiye’de 14 GW’lık kömürlü santral projesi ertelendi ya da tamamen iptal oldu. Sürdürülebilir kalkınma alanındaki küresel gelişmeler ve Paris Anlaşması sürecinde atılması gereken adımları da göz önünde bulundurduğumuzda, kömür yatırımlarının üzerindeki baskının giderek artacağını öngörebiliyoruz. Türkiye’yi ekonomik açıdan zor bir pozisyona sokmamak için, yerli ve ucuz olan yenilebilir enerji kaynaklarına ağırlık veren bir enerji politikasına ihtiyaç var” dedi.