Yerli malı için mavi sepet

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Kanada’da da salgınla mücadelede hayatları pahasına ön safhada yer alan sağlık çalışanları için destek eylemleri düzenleniyor.

01 Mayıs 2020 Cuma, 06:00
Abone Ol google-news

Yeni tip koronavirüs dünyayı eve kapadı. Bildiğiniz gibi yaklaşık iki aydan beri yoğunluklu bir biçimde dünya ülkeleri bununla nasıl başa çıkılacağı konusunda çalışmalarda bulunuyor, en azından daha çok yayılmaması için neler yapılması gerektiğinde deneyimlerini de başka ülkelerle paylaşıyorlar. Suyun bu yüzünde, en azından kuzeyde bu süreç iyi yönetiliyor. Güneyimizde nüfus yoğunluğu bakımından da kaynaklı olarak iyi yönetilemeyen bir durum var.

Bir ara, kendini “dünyanın başkanı” olarak gören güney komşumuzun Başkanı, Kanada’ya sağlık donanımları satan firmayı uyararak “Artık oraya yönelik satışlarını durdur” dedi. Bizim karizması büyük Trudeau, “Umarım bu bir şakadır” dedi ve ekledi: “Yaptırımlar tek yönlü olmaz, sonuçlarına siz de katlanırsınız” yollu karşı çıkarak salvoyu savuşturdu.

İKTİDAR-MUHALEFET İŞBİRLİĞİ

Trudeau, iki aydan bu yana her sabah Kanada Başbakanı olarak televizyonların karşısına çıkarak saydam bir biçimde durumu yurttaşlara anlatırken uyarılarını eksik etmediği gibi, sorumlu hükümet olarak da süreçten oldukça olumsuz etkilenen çalışanlara ve işyerlerine yönelik önemli ölçüde yardımlarda bulundu. Bu da en azından şimdilik dört ay sürecek... Trudeau’nun dışında eyalet başbakanları da süreci iyi yönettiklerini gösteriyorlar.

Kanada’nın Fransızca konuşulan eyaleti Quebec’te de Başbakan François Legault, başından beri oldukça saydam biçimde her gün öğlen saatlerinin başında sağlık bakanı ve kamu sağlığı yöneticisiyle birlikte, zaman zaman da konuyla ilgili başka yetkili uzmanlarla televizyonlara çıkıp saydam şekilde durumu yurttaşlarla paylaşıyor, uyarılarını yapıyorlar... Neden “saydam biçimde”nin üzerine basıyoruz?

Çünkü hükümet başkanları muhalefet partileriyle yakın görüşmelerde bulunup işbirliğiyle süreci yönetmeye büyük çaba gösteriyorlar. Kimse yandaş suçlamasında bulunmuyor. Kimse “şu bilgileri saklıyorlar” demiyor. Yurttaşta muhalif de olsa, hükümete bir güven olgusu söz konusu... Her günkü basın toplantılarında federal ya da eyalet olarak, orada bulunan gazetecilerden olduğu gibi, ülkenin her yöresinden telefonla ya da elektronik iletiyle gelen sorulara aynı biçimde geçiştirmeden yanıt veriyorlar.

Gazeteciler “başıma bir şey gelir mi” kaygısı taşımadan en zor soruları soruyorlar. O yüzden zaten, Quebec’te belirli bir yaşın üzerindeki yurttaşlara yönelik özel sermayeli “uzun süreli sağlık hizmeti veren merkezler”de çıkan sorunu didik didik etti gazeteciler. Yaşlı ölümlerinin çoğu oralardan çıkmıştı. Quebec hükümeti de “bu tür sorunlar dünyanın başka yerlerinde de var deyip geçiştirmeyeceğiz; gerekirse buraları kamulaştıracak, daha büyük ve sağlıklı merkezler haline getireceğiz” dedi.

ÜRETİCİYE DESTEK

Bu arada, eyaletimiz Quebec, Kuzey Amerika’da koronavirüs önlemlerinde kural ve kısıtlamalara en iyi uyan eyalet olarak seçildi. Tepki göstermeden gönüllü hapiste kalma becerisini “en iyi biçimde” gösterdiğimiz için gururluyuz...

Bu, işin şaka yanı elbette. Kanada yurttaşları bu konuda oldukça ileri konumda ve tüm bu kısıtlamaların kendi sağlıkları için olduklarının da bilincinde. Diğer ilginç bir konu; genel olarak bir dışalım ülkesi olan Kanada’da, Quebec Başbakanı Legault, sınırların kapanması ve bazı ülkelerden satın alınan ürünlerin gelmemesi olasılığına karşı “lepanierbleu” (Mavi Sepet) uygulamasını başlattı.

Buna göre, Quebec yurttaşlarına yerli malı almaları önerilmeye başlandı. İnternet üzerinde özel sayfa açan hükümet, olumsuz koşullara karşı kendi kendimize yetebilmemiz için Quebec üreticilerinin ve hizmet kuruluşlarının kendilerini bu programa yazdırmasını ve yurttaşların da bu kuruluş ve üreticileri desteklemesini istedi. Bazı dev Amerikan mağazaları ise hemen Quebec yurttaşlarına çağrı yaparak şunları açıklamak durumunda kaldı: “Bizden alışveriş yapmakla yerli kuruluş ve üreticilerimizi desteklersiniz.

Biz zaten satmakta olduğumuz ürünlerimizin şu kadar yüzdesini yerli üreticilerden alıyoruz, şu kadar yerli hayır kurumlarını ve kâr amacı gütmeyen kuruluşları destekliyoruz...” 70’lerin sonundaydı sanırım; Gırgır gülmece dergisinin bir kapağını anımsıyorum.

Demirel elinde bir parça ekmekle Meclis’te ant içiyordu: “Ekmek Musaf çarpsın ki, gençliğimin hayrını görmiyim ki...” Dünya çok salgınlar gördü, geçirdi. Bu salgını da kazasız belasız atlatırız bir an önce umarım. Alışkanlıklarımızın değişeceği kesin. Şimdilik kuşku duyulmayacak, güvenilecek bir yönetim bekliyoruz... Yine de siz siz olun, #EvdeKalın, #SağlıklıKalın!

[email protected]