YÖK Başkanı Saraç: Özel üniversite tartışılabilir

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Türkiye’de özel üniversite kurulmasının ve yabancı üniversitelerin kampus açabilmelerinin gündeme alınabileceğini belirterek “Bu kurumların vergi gelirleriyle de imkânı kısıtlı gençlerin yükseköğrenim görmesi sağlanır. Ama eğitimde esas yol kamusal eğitimdir” dedi.

13 Ocak 2020 Pazartesi, 02:00
YÖK Başkanı Saraç: Özel üniversite tartışılabilir
Abone Ol google-news

Gebze Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen “Araştırma Odaklı İhtisaslaşma Üniversiteleri Çalıştayı”na katılan YÖK Başkanı, toplantı arasında eğitim editörlerinin sorularını yanıtladı. 

Üniversiteye giriş sisteminde herhangi bir değişiklik yapılmayacağına dikkat çeken Prof. Saraç, “Öğrenciler rahat etsin, sistemde hiçbir değişiklik yok. Çocukların, bu sınavlarda daha başarılı olmaları için çok kitap okuması gerek” diye konuştu. 

SINIRSIZ BÜYÜME BİTTİ 

YÖK Başkanı,vakıf üniversitelerine getirilen kontenjan kısıtlamasıyla ilgili şunları söyledi: 

“Sistemin bütününde rasyonel bir planlama yapmamız lazım. Ama ‘bundan vakıfları muaf tutalım’ denmemesi lazım Madem üniversiteli işsizler diye bir sorun var bu bütün üniversiteleri ilgilendiren bir konu. Sadece devlet üniversiteleri niilgilendirsin vakıflara herhangi bir kısıt gelmesin demek, ‘bu ülkenin çocukları parayla okutulsun’ demek ve bu bize uymuyor. Vakıf üniversitelerinin sürekli büyümelerinin doğru olmadığını kendilerine beyan ettik. Sınırsız büyüme söz konusu olmayacak. Sürekli büyümek yerine kalitede derinlik kazanmalarını istiyoruz. Ülkenin gerçeklerini, beklentilerini ve istihdam noktasında projeksiyonlarını dikkate alarak kendilerini konumlandırmaları lazım.”

ÖZEL ÜNİVERSİTE AÇILABİLİR

YÖK Başkanı’nın özel üniversite ve yabancı üniversite kampusları üzerine değerlendirmesi şöyle: 

“Türkiye’de gerçek vakıf üniversitesinin tanımı yapılması lazım, bir de özel üniversite meselesinin gündeme gelmesi lazım. Bunun için anayasa değişikliği gerektirir. Vakıf yükseköğretim sisteminin yetersiz kaldığını, sürdürülmesinin çok zor olduğunu, algısının gittikçe kötülediğini ve gerçekten de Türkiye’nin medar-ı iftiharı olan vakıf üniversitelerini töhmet altında bıraktığını, bundan dolayı vakıf sisteminin yeniden düzenlenmesi diğer taraftan da Türkiye’nin artık özel üniversiteyi tartışması gerektiğini düşünüyorum. Özel üniversiteler, güvence fonları oluşturularak, mali bakımdan Maliye, akademik bakımdan da YÖK tarafından denetlenmeli. 

Elde edilecek gelinin yüksek tahsilini yürütmeye imkânı olmayan çocuklara harcanması kaydıyla özel üniversite açılmalıdır. Bunun yükseköğretimin özelleştirilmesi kavramından uzaklaştırılarak gerçekleştirilmesi lazım. Bu söylemden uzak kalmak için buradan elde edilecek gelirin sadece ve sadece ekonomik açıdan zor durumda olan çocuklara harcanması lazım. Çünkü eğitimde ana yolun, asıl yolun kamusal eğitim olarak kalması lazım. 

YURTDIŞINDAN KAMPUS

Yurtdışından üniversitelerin kampuslarının gelmesi, anayasa değişikliği gerektiriyor ancak ‘hayır’lar ve yasaklar dolanmayı da getiriyor. Yasaklarla değil kontrol edilebilir ve şeffaf süreçlerle yönetmek lazım. Yurtdışından kampus madem yasak getirilirse dolanılarak yapılabilir, o zaman yasal düzenlemeyle yapılmalı. THE ya da QS’de ilk 100’de ya da ilk 200’de yer alan üniversiteler Türkiye’ye şu şartlarla gelebilir denilebilir. Buralardan alınan vergiler gene yükseöğretim tahsili elde etmek isteyen ama imkânı olmayan çocuklara harcanır. ”

YABANCI HOCALARA KRİTER 

YÖK Başkanı, yabancı dil okutmanlarıyla ilgili kriterler geleceğine dikkat çekerek “Ana dili İngilizce, Almanca diye kimse öğretmen olmayacak. Bundan sonra yabancı dil öğretecek yabancı uyruklu hocalar yabancı dil tecrübesini belgeleyecek. Devletde de vakıfta da öyle. Belli sıralamalarda yer alan üniversitelerde doktorasını bitirmiş birisini istihdam edecekse üniversite, biz ona yüksek ücret vermeyi de kabul edeceğiz. Gelen hocaların yürüttükleri proje çerçevesinde kendi doktora öğrencilerini getirmesine de imkân tanıyacağız” dedi.

YEMEK ÖĞRENCİNİN SORUNU OLMAMALI


Prof. Saraç,  İstanbul Üniversitesi’nde yemek fiyatlarına getirilen zam sonrası yaşananlar ve vakıf üniversitelerindeki yemek ücretlerinin yüksekliğine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı: “Üniversite okumaya hak eden öğrencilerin kendini bütünüyle okumaya, dersine vermesi lazım. Yani öğrenciler için yemek meselesinin bir sorun olmaktan çıkarılması lazım. Ama bunlara standart getirilmesi gerçekçi olmayabilir. Ücretlerin makul düzeyde tutulması, üniversitelerimiz için öncelikli olması lazım. Vakıf üniversiteleri idari ve mali açılardan özerkler, fiyatlarını kendileri belirliyor, ihale ediyor. Fiyatlar yüksek olabiliyor. Buraya bizim müdahalemiz söz konusu olamaz. Ancak öğrencilerden gelen talepler üzerine ücretleri, vakıf raporlarına koyacağız. Öğrencilerin, nerede, ne ücret vereceğini bilmesi lazım. Devlet için de makul düzeyde olması lazım. Telkinlerde bulunuyoruz. Vakıf üniversitelerinin de bu konularda vakıf kavramının gerektiği şekilde davranacağına eminim.”