Yüzyılımızdan sarsıcı görüntüler

17. Selanik Belgesel Film Festivali: 21. Yüzyılın Görüntüleri Hip–Hop eration (Bryn Evans/Yeni Zelanda) filmiyle başladı.

23 Mart 2015 Pazartesi, 17:20
Abone Ol google-news

Belgesel tekerlekli sandalyeleri, bastonlarıyla yürüyen, Yeni Zelanda’dan yola çıkıp Las Vegas’taki hip hop şampiyonalarına katılan, doksanlı yaşlarını süren bir grubun serüvenlerini konu alırken yaş unsurunun salt bir sayı olduğunu da kanıtlıyor.

13–22 Mart tarihlerinde gerçekleşen etkinlikte 185 düşündürücü, ilginç yapım izleyiciyle buluştu. Festivalin başlıkları İnsan Hakları, Habitat, Müzik ve Dans, Portreler, Bellek Kayıtları, Toplum, Anlatılacak Öyküler, Dünya’ya Bakışlar, Yunan Panoraması ve Hubert Sauper’le Alexandru Solomon’a saygı bölümlerinden oluşuyordu. Docs in Progress bölümünde Balkanlar ve Akdeniz’den katılan 7 projeyi endüstrinin profesyonelleri, yapımcılar, dağıtımcılar, festival yöneticileri değerlendirdi. Bu yıl Türkiye’den yönetmenliğini Mete Gümürhan, yapımcılığını ve ortak yapımcılığını Aslı Akdağ’la Zeynep Akın Korkmaz’ın üstlendiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli Genç Pehlivanlar katıldı.

2.Dünya Savaşı sırasında Alfred Hitchcock’la bir grup İngiliz sinemacının çektiği soykırım filmi Night Will Fall (İngiltere–ABD–İsrail–Danimarka), politik nedenlerden ötürü 70 yıl süresince raflarda kaldıktan sonra André Singer tarafından günışığına çıkarıldı. Belgesel bugüne dek hiç bilinmeyen ürkütücü görüntüler içeriyor.

Dreamcatcher’da (İngiltere) Kim Longinotto, aşağılanan, sömürülen kadınların yardım meleğine dönüşen eski bir fahişeyi ele alıyor. Oscar ödüllü Barbara Kopple’ın Running from Crazy’yi (ABD) Ernest Hemingway’in torunu Mariel Hemingway’in içten bir portresi. Mariel dedesinden kalan büyük mirasın yanısıra intiharla, akıl hastalığıyla da boğuşuyor. The Queen of Silence (Agnieszka Zwiefka/Almanya–Polonya) Polonya’da ayrımcılık, dışlanma, yoksullukla çevrili çingene kampında yaşama tutunan 10 yaşındaki sağır Denisa’nın Bollywood yıldızı olma düşlerini konu alıyor. Wim Wenders’le Salgado’nun oğlu Juliano Ribeiro’nun ortaklaşa yönettiği The Salt of the Earth ( Fransa) Brezilyalı fotoğrafçı Sebastiao Salgado’nun Brezilyalı fotoğrafçı Sebastiao Salgado’nun olağanüstü görüntülerine, yaşam öyküsüne odaklanıyor.

Ahmad Jalali Farahani, We Are Journalists’te (Danimarka) İranlı gazetecilerin ülkelerinde karşılaştıkları sert koşulları sorguluyor. İki gazeteci–yönetmen gözaltına alınıp işkence görerek, aşağılanarak şok edici kişisel öykülerini kaydediyorlar. Pulitzer ödüllü gazeteci Jose Antonio Vargas, Documented’de (ABD) Amerika’da kaçak bir sığınmacının sürdürdüğü yasadışı yaşamın güçlüğünü irdeliyor.

Geçirdiği değişimle sığınmacı sonunda bir aktiviste dönüşüyor. 35 Cows and a Kalashnikov (Oswald von Richthofen/Almanya) Avrupa’nın etkisiyle vudu, silahlar, egzotik medyanın karışımından oluşan Afrika’yı ele alıyor. Raiders (Alexander Gentelev/ Almanya–İsrail) içinde politikacıların, yargıçların, gangsterlerin bulunduğu, halkın mülküne, işine, toprağına yasa dışı el koyan, gaspeden gizli bir Rus mafya grubunu araştırıyor.

Yönetmen, senarist, oyuncu, yapımcı Hubert Sauper özellikle Afrika’da çektiği belgeselleriyle ünlü. Çalışmaları Sudan, Tanzanya, Zaire gibi ülkelerdeki küreselleşmeye, sömürgecilğe odaklanıyorlar. Sauper’in “Hutularla Tutsiler neden birbirlerini öldürüyorlar, bu karmaşık savaşın kurbanları ve gerçek suçluları kimler ?” sorularıyla irdelediği Kisangani Diary insanın sınır tanımayan acımasızlığını sergiliyor. Belgeselci Jean Rouch’un yepyeni bir sinemanın doğuşu olarak tanımladığı filmde Sauper, Zaire ormanlarında gizlenen binlerce Ruanda’lı Hutu’nun yürek acıtan deneyimlerini yansıtıyor. Darwin’s Nightmare, Tanzanya’daki Victoria Gölü’ndeki balık endüstrisinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini tartışıyor. 60’lardan günümüze ekosistemi gittikçe bozan göl, Afrika’nın doğal kaynaklarını kuşatan, sömüren Batı metaforunu simgeliyor. We Come as Friends, yeni kurulan Güney Sudan’ı mercek altına alıyor, BM barış gönüllüleri, Çinli petrol işçileri, Amerikalı vaizler, yerel halk tümüyle Sudan’ı bölen yeni sömürgecileri oluşturuyorlar. Evli çiftler arasındaki şiddetin görünmez, kayıtsız, endişe dolu yıkıcılığını tanımlayan Sauper, Alone with our Stories’de tüm ilişkilerde kadına yöneltilen fiziksel ve psikolojik şiddeti sorguluyor.

Romanya’nın önde gelen politik belgeselcilerinden Alexandru Solomon, The Great Communist Bank Robbery’de komünizme trajikomik bir bakışla yaklaşıyor. 1959, Romanya Komünist Partisi’nin önemli üyeleri bir banka soygunu organize ederler, yakalanıp tutuklanırlar, belgeselde kendilerini oynamayı da kabul ederler. Belgesel onların idamından sonra gösterime girer. Cold Waves, 1950’lerde Amerikan Haber Alma Örgütü CIA’nın propagandasını yapan, daha sonra Çavuşesku rejiminde halkın yoldaşına dönüşen Özgür Avrupa Radyosu’nun kulislerine uzanıyor. Kapitalism: Our Improved Formula’da, Çavusesku’nun çağdaş Romanyalıları denetleme düşüncesinden yola çıkan Solomon, komünizmle kapitalizm arasında sıkışıp kalmış bir ülkenin bozulmuş, çürümüş portresini çiziyor.