Yüzyüzeyken ya da dip dibeyken

Alternatif popun sevilen grubu Yüzyüzeyken Konuşuruz cuma gecesi İf Performance Hall’da sevenleriyle buluştu. Mekan öyle kalabalıktı ki, insanlar yüzyüze olmaktan çok dip dibe olmanın keyfini çıkardılar desek yeridir.

07 Aralık 2019 Cumartesi, 13:49
Yüzyüzeyken ya da dip dibeyken
Abone Ol google-news

Beşiktaş’taki İf Performance Hall’un kapısında kuyruk var. Gençler ellerinde kimlikleriyle sırada bekliyorlar. Biz de, yaşımıza başımıza bakmadan onlarla birlikte kuyruğa girip beklemeye başlıyoruz. Görevliler bizden kimlik sormaya gerek duymuyorlar (neden acaba?) ve hızlı bir üst aramasının ardından içeri buyur ediyorlar. Bir anlık bir kararsızlığın ardından vestiyeri pas geçiyoruz (çıkışta bunun için kendimizi tebrik edeceğiz) ve geniş, yüksek tavanlı salona montlarımızla giriyoruz. Konserin başlamasına yaklaşık yarım saat var ama içerisi şimdiden tıklım tıklım… Yüzyüzeyken Konuşuruz bu gece sağlam bir kalabalığa çalacak, anlaşıldı.

İçerisi büyük kalabalığa rağmen son derece iyi havalandırılmış olduğu için havadar, bunaltmıyor; hatta yer yer klimaların üşüttüğü bölgecikler var. O bölgelerden uzak durmaya çalışarak arka taraftaki bara ilerliyoruz ve barmenle kısa bir teşviki mesainin ardından elimizde bardaklarımızla etrafa bakınmaya başlıyoruz. Mekanın yaş ortalamasını yükselttiğimiz de tespit ettikten sonra üzerimize pervasız bir rahatlık geliyor. (Ne yapalım, yaşlıyız diye müzik de mi dinlemeyeceğiz?) Sahnenin karşısındaki barın hemen yan tarafındaki merdivenlerden çıktığınızda ise yine genişçe ve içeriyi de göreceğiniz bir camlı bölümde sigara içiliyor. Hatta buraya sigara satın alınabilecek bir köşe bile kurmuşlar. Oradaki genç kızla sohbet ediyoruz biraz; üniversite öğrencisiymiş ve bu mekanda ilk kez görev yapıyormuş. Yüzyüzeyken Konuşuruz’u pek iyi bilmediğini söylüyor ve az sonra kendisi de bir sigara yakıp mola veriyor. Gazeteci olduğumu duyunca “Aa, meslektaş sayılırız, ben de reklamcılık okuyorum” diyor… “Meslektaş olmasak da, çok uzak iş kolları sayılmaz” diyerek lafı yuvarlıyorum. Bu arada aşağıdan gelen alkış seslerinden grubun sahneye çıktığını anlıyoruz ve yaklaşık 10 dakikalık bir gecikmeyle konser başlıyor. İlk şarkı “Akustik Travma” dan.

DEV KORO İŞ BAŞINDA 

Konserin hemen başlarında Yüzyüzeyken Konuşuruz en popüler parçalarından birini çalıyor (“Ateş Edecek misin”) ve bir anda salon kopuyor. Hem de ne kopmak. Çoğunluğu kızlardan oluşan müthiş bir koro neredeyse tüm şarkıyı bağıra bağıra söylemeye başlıyor. Öyle ki grubun solisti Kaan Boşnak’a fazla bir iş düşmüyor ve çoğu yerde susup sözü dinleyicilere bırakmayı tercih ediyor. Üç albümden de parçalarla (“Deplasman”, “Kediler”, “Ne Farkeder”, “Para Hala Bende” vb) süren konsere bir ara veren grup bizi yeniden sigara alanına sürükledi ve 15-20 dakika sonra müzik yeniden başladığında uzun bir introyla karşıladı ahaliyi. Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsünün enstrümanı ve solosu bol bir yorumuydu ikinci yarıyı açan parça…

Tüm gece boyunca (konser kemiksiz yaklaşık 70-75 dakika sürdü) hareket halindeki izleyici kalabalığı her geçen dakika daha da büyüyordu sanki. Bir ara içeride kaç kişi olduğunu kabaca hesaplamaya çalışsak da (1500 olabilir mi?) nafile bir çaba olduğunu çabuk anladık ve en sevdiğimiz şarkıların (“Bodrum” mesela) çalmasını bekleyerek olduğumuz yerde hafifçe sallanmaya koyulduk. neyse ki hayal kırıklığına uğramadık ve dev koroyla birlikte “Bodrum”, “Boş Gemiler”, “Ölsem Yeridir”, “Sandal” (en çok bu parça bekleniyordu salonda) gibi şarkıların da söylendiği sağlam bir ikinci yarıyla finale erdi konser. Hemen ardından çıkışa doğru ilerlemeye koyulduk ama bir yandan da hoparlörlerden yükselen funk ve rock ağırlıklı parçaların ritmine de karşı durmanın zorluğunu derinden hissettik. zaten içeride kalanların hemen hepsi de hiç hız kesmeden, hatta mümkünse vites artırarak dans etmeye koyulmuştu ki, duvarda neon ışıklarla yazan “Gece İf’te biter” cümlesinin anlamını kavramaya başladık az da olsa. Bizim gecemiz orada bitmeyecekti, orası ayrı tabii.