Zafer Arapkirli’nin RS FM’deki programına beş gün yayın durdurma cezası

Rusya’nın Sesi (RS) FM radyo istasyonunda gazeteci, Cumhuriyet yazarı Zafer Arapkirli’nin sunduğu Seyr-i Sabah programına beş günlük yayın durdurma cezası geldi. CHP 26. Dönem Milletvekili - Gazeteci Barış Yarkadaş konuyla ilgili "RTÜK, iktidarın kılıcını bu kez Gezi'ye salladı ve hukuksuz bir karar daha verdi" dedi.

13 Mayıs 2019 Pazartesi, 12:32
Abone Ol google-news

Zafer Arapkirli Twitter hesabından yaptığı ‘KAPALIYIZ’ başlıklı duyuruda “RTÜK’ün aldığı beş günlük yayın durdurma kararı nedeniyle Seyr-i Sabah’ı beş gün süre ile yapamıyoruz. 20 Mayıs’ta görüşmek üzere” dedi.

Arapkirli programında gazetelerin manşetlerini inceliyor, gündeme dair sıcak konuları tartışıyor; aralarında siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerin de olduğu program konuklarıyla sohbet de ediyor.

CHP 26. Dönem Milletvekili - Gazeteci Barış Yarkadaş, RTÜK'ün RS FM'e verdiği cezanın meşru olmadığını söyledi. 
 
"RTÜK, iktidarın kılıcını bu kez Gezi'ye salladı ve muhalif yayınlara gözdağı verdi" diyen Yarkadaş, konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
 
Yarkadaş'ın tweetleri şöyle:
 
"RTÜK, RS FM olarak da bilinen Radyo Sputnik'te Zafer Arapkirli 'nin yapımcılığı ve sunuculuğunu üstlendiği Seyr-i Sabah programına çok ağır ve haksız bir ceza verdi. RTÜK, programı beş gün süreyle durdurdu. Beş gün boyunca yayın saatinde belgesel yayımlanacak.
 
Kararın gerekçesini merak ettiğim için RTÜK Üyesi İlhan Taşçı'yı aradım. CHP'nin RTÜK'teki temsilcilerinden olan Taşçı, diğer üye ve meslek büyüğümüz İsmet Demirdöğen'le birlikte verilen cezaya itiraz ettiklerini ve şerh düştüklerini söyledi. Cezanın gerekçesi ise korkutucu:
 
İlhan Taşçı'dan edindiğim bilgiye göre, RTÜK, Arapkirli'nin Gezi'de katledilen Abdullah Cömert ile Berkin Elvan'a uygulanan polis şiddetini eleştirmesini "terör eyleminin amacına fayda sağlamak" gibi saçma ve hukuksuz bir gerekçeyle cezalandırmış! Bitmedi; dahası da var:
 
RTÜK, Cömert ve Elvan'ın öldürülme biçimini anlatmayı da suç saymış. Yayını beş gün durduran RTÜK, radyoya reklam gelirinin yüzde beşinden kesinti yapılma cezası da vermiş. Yayın dünyasında 5 + 5 olarak bilinen bu uygulama, cezanın üst sınırı! 
 
RS FM meşru olmayan bir ceza aldı.
 
RTÜK, bir kere Gezi Direnişi'ni tamamen keyfi ve siyasi saiklerle, 'terör' kapsamına alıyor... Gezi'de yaşanan polis şiddetini eleştirmeyi de adeta SUÇ haline getiriyor. İktidarın RTÜK'teki kılıcı haline gelen AKP'li ve MHP'li üyelerin bu tavrı, hukuksuzluğun son örneğidir.
 
RS FM'e seçim öncesi verilen bu ceza, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen ve halkın sesini duyurmaya çalışan gerçek TV ile radyolara gözdağıdır. RTÜK, AKP ve MHP'nin kılıcını sallamaya devam etse de Gezi'nin yaydığı umut bize bir kez daha #HerşeyÇokGüzelOlacak dedirtiyor."
 

‘GEZİ BİR TERÖR EYLEMİ OLARAK KABUL EDİLİYOR’

RTÜK’ün CHP’li üyesi İlhan Taşcı, RTÜK’ün ilgili kararının Gezi direnişini kriminalize ettiği ve bir ‘terör eylemi’ olarak değerlendirdiği anlamına geldiğini belirterek, Arapkirli’nin yaptığının gazetecilik olduğunu ve şiddeti eleştirmesinin doğal olduğunu vurguladı.

Birgün'den Anıl Karaca'nın haberine göre Taşcı, şunları söyledi:

“Zafer Arapkirli, bu mesleğin duayenlerinden biri. Bir olay karşısında, Cömert’in katilinin cezasının indirilmesi karşısında öncelikle kendi takipçilerine olayı aktarıyor, onun görevi zaten, daha sonra diğer örneklerden hareketle böylesi ölümle sonuçlanmış polis şiddetine rağmen cezanın hafifletilmesini eleştiriyor. Tüm bunların hepsi, insan yaşamını hedef alan, yürürlükteki yasalara göre suç olan, polis dahi yapsa bunun suç olduğu ve bu suçun hafifletilmesini, polis şiddetinin önemsizleştirilmeye çalışılmasını eleştiriyor. Varlık sebebi bu zaten. Buradaki mesele şu. Gezi eylemi bir terör eylemi olarak kabul ediliyor aslında. T maddesinden ceza verince oraya getiriyorsunuz.”

‘ÇADIRLARIN ATEŞE VERİLMESİ KRİMİNALİZE EDİLMELİ’

Gezi direnişinin Türkiye tarihinin en insancıl eylemi olduğunu kaydeden Taşcı, “Gezi’de ne olmuş? Türkiye’nin canla başla toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelmesi için çaba sarf edildiği, kutuplaşma, ayrıştırma ötekileştirme ve nefret söyleminin bu kadar güçlendirilmesinden yakınıldığı bir yerde Gezi’ye bakıldığında ne olmuş? O zaman toplumun tüm kesimleri bir araya gelmiş, yeryüzü sofraları kurulmuş, hayatın olağan akışında bir araya gelemeyecek hepsi bir şeyin etrafında toplanmış. Türkiye tarihinin en insancıl eylemiydi. Kriminal bir durumdan söz edilecekse, oradaki insanlar parkta yatarken onların uyudukları çadırların bazı ellerce ateşe verilmesi kriminalize edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“BİR GAZETECİ OLARAK YAPMASI GEREKENİ YAPMIŞTIR”

Programın RTÜK’e iletilen deşifresinde herhangi bir terör eylemine övgü duyulmadığının altını çizen Taşcı, Arapkirli’nin gazeteci olarak görevini yaptığını belirterek, “Terör eylemi faillerinin amaçlarına hizmet edecek bir yorumda bulunmuyor. Tam tersine, şiddet nereden gelirse gelsin eleştiriyor.” dedi.

Televizyonlarda kullanılan nefret söyleminin en üst düzeyde ve en güçlü şekilde yüzlerce kanal üzerinden yayıldığını kaydeden Taşcı, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminde bulunuldu. Zanlılar ilk ifadesinde ‘televizyondan etkilendim’ dedi. Nefret dilini yayıyorsunuz. Sonra serbest bırakıldılar. Gazeteci Yavuz Selim Demirağ’a 7-8 kişi beyzbol sopalarıyla öldüresiye saldırdılar. Onlar da serbest bırakıldı. Bir terör eylemini övmek ya da onun amacına hizmet etmekten söz ediliyorsa, iktidara yakın yayın gruplarında terör örgütü PKK’nın yöneticilerinin
propaganda amaçlı açıklamalarına haberlerde yer veriliyor. Buna yer vereceksiniz, öbür tarafta insanın ölümüyle sonuçlanmış şiddetleri bir gazeteci sıraladığında, eleştirdiğinde onu terör eyleminin amacına hizmet edecek yayın olarak değerlendirmek çok ironik olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Taşcı, bu tip cezalarla, hiçbir şeyin sorgulanmaması, kimsenin düşünmemesi, yorumlamaması ve konuşmamasının istendiğinin altını çizdi.