Standart tedavi dönemi kapanıyor: Omurga cerrahisinde kişiye özel yaklaşım

Standart tedavi dönemi kapanıyor: Omurga cerrahisinde kişiye özel yaklaşım

9.04.2026 20:17:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Standart tedavi dönemi kapanıyor: Omurga cerrahisinde kişiye özel yaklaşım

Bel ve boyun ağrıları yalnızca ileri yaşların değil, aktif çalışan nüfusun da sorunu haline dönüştü. Uzmanlara göre omurga cerrahisinde “tek tip tedavi” yaklaşımı yerini “kişiye özel” planlamaya bırakıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yaklaşık 619 milyon insanın bel ağrısından etkilediğini, bu rakamın 25 yıl içinde 843 milyona ulaşacağını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu artışın arkasında yaşlanmanın yanı sıra, hareketsiz yaşam biçimi ve masa başı çalışma düzeninin belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’de de omurga hastalıkları, milyonları etkileyen ancak çoğu zaman ihmal edilen bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Araştırmalar, yaklaşık her üç yetişkinden birinin son bir yıl içinde bel ağrısı yaşadığını gösteriyor. Toplumun büyük bölümünün ise hayatının bir döneminde bu sorunla karşılaştığı biliniyor.

Bel ve boyun fıtığı ile kanal darlığı gibi hastalıklar özellikle 30-50 yaş aralığında yoğunlaşıyor. Bu yaş grubunun aynı zamanda işgücünün en aktif kesimini oluşturması, sorunun yalnızca sağlıkla sınırlı kalmadığını; ekonomik üretkenliği de doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.

Image

HEDEFE YÖNELİK CERRAHİ

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Rifat Saygın Altınağ’a göre omurga cerrahisinde tek tip tedavi yaklaşımı giderek terk ediliyor. Hastaların beklentilerinin de değiştiğini belirten Op. Dr. Rifat Saygın Altınağ, artık tedavi kadar, o yöntemin neden seçildiğinin de önem kazandığını ifade ediyor.

Op. Dr. Rifat Saygın Altınağ, “Aynı tanı her hastada aynı anlama gelmez. Fıtığın bulunduğu seviye, sinir baskısının derecesi ve hastanın genel sağlık durumu, tedavi planını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle cerrahi yaklaşım giderek daha fazla kişiye özel hale geliyor” açıklamasını yapıyor.

Teknolojik gelişmelerle birlikte daha fazla gündeme gelen endoskopik omurga cerrahisi, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Tam kapalı yöntem olarak da bilinen bu teknik, sorunun bulunduğu bölgeye doğrudan ulaşmayı ve gereksiz doku hasarını en aza indirmeyi hedefliyor.

Op. Dr. Rifat Saygın Altınağ, farklı endoskopik tekniklerin birlikte değerlendirilebilmesinin önemine dikkat çekerek, her hastada tek bir yönteme bağlı kalınmasının doğru olmadığını belirterek, “Asıl kritik olan, hastanın ihtiyacına en uygun tekniğin seçilmesi” diyor.

ENDOSKOPİK CERRAHİ DÖNEMİ

Uygun hastalarda endoskopik cerrahi, ameliyat sonrası sürecin daha konforlu yönetilmesine olanak sağlayabiliyor. Hastaların daha erken mobilize olabilmesi ve günlük yaşama daha hızlı dönebilmesi mümkün olabiliyor.

Ancak uzmanlar, bu yöntemin her hasta için uygun olmadığı konusunda uyarıyor. Cerrahi kararın yalnızca görüntüleme bulgularına göre değil, hastanın şikayetleri ve klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Image

ÜRETKEN YAŞ GRUBUNDA “SESSİZ TEHLİKE”

Omurga hastalıklarının özellikle aktif çalışma hayatının merkezindeki bireylerde yoğunlaşması, sorunun etkisini daha da artırıyor. Uzun süreli oturma, düşük fiziksel aktivite ve yanlış duruş alışkanlıkları bu tabloyu hızlandırıyor.

Op. Dr. Rifat Saygın Altınağ, doğru tedavi yaklaşımının ağrıyı gidermekle kalmayıp bireylerin iş hayatına dönüş süresini, verimliliğini ve genel yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini söylüyor.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bel ve boyun ağrıları, çoğu zaman geçici bir rahatsızlık olarak görülse de, küresel ölçekte giderek büyüyen bir sağlık sorunu haline geliyor. Erken dönemde doğru değerlendirme yapılması ve kişiye özel tedavi seçeneklerinin dikkate alınması önemli. Her hastaya aynı tedaviyi değil, doğru hastaya doğru yöntemi uygulamak gerekiyor.”

İlgili Konular: #Kurumsal Haber