Türkiye dünya üçüncüsü: 121 üniversiteyle küresel etki sıralamasında zirveye koşuyor

Türkiye dünya üçüncüsü: 121 üniversiteyle küresel etki sıralamasında zirveye koşuyor

11.02.2026 10:17:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Türkiye dünya üçüncüsü: 121 üniversiteyle küresel etki sıralamasında zirveye koşuyor

Türkiye, 121 üniversiteyle dünya genelinde en çok temsil edilen üçüncü ülke olarak eğitimdeki yükselişini sürdürüyor. Kültür diplomasisindeki stratejik rolüne dikkat çeken Kıdemli Yönetici, Akademisyen ve Kültür Yapımcısı Kenan Çapık, gerçek başarının akademik özgürlük, kurumsal özerklik ve sürdürülebilir yatırımlardan geçtiğini vurguluyor.

Türkiye, 2025 Etki Sıralamaları kapsamında değerlendirilen üniversite sayısı bakımından 121 üniversiteyle, dünyada en fazla temsil edilen üçüncü ülke konumuna yükseldi. Türkiye’nin uluslararası akademik görünürlüğündeki bu artış, yalnızca nicel bir büyümeyi değil; yükseköğretimin kültür diplomasisi ve küresel etkileşim kapasitesindeki dönüşümü de ortaya koyuyor.

Uluslararası eğitim, kamu politikası, düşünce kuruluşları ve kültürel üretim alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Kıdemli Yönetici, Akademisyen ve Kültür Yapımcısı Kenan Çapık, üniversitelerin küresel güç dengelerindeki rolünü değerlendirdi.

“Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir”

Bir dönem Türkiye Maarif Vakfı Kuzey ve Güney Amerika Bölge Koordinatörü ve Uluslararası Teknolojik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) Genel Müdürü olarak görev yapan Kenan Çapık, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu tablo, nicelik açısından önemli bir gösterge olmakla birlikte asıl mesele, üniversitelerin küresel akademik rekabet gücü, bilimsel üretim kapasitesi ve uluslararası görünürlüğüdür. Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değil; ülkelerin dünyaya kendilerini anlattıkları en güçlü entelektüel ve kültürel araçlardır.”

Çapık, akademik özgürlük, kurumsal özerklik ve sürdürülebilir bütçelerle desteklenmeyen yükseköğretim sistemlerinin, bu potansiyeli uzun vadede tam olarak kullanamayacağını vurguladı.

“Eğitim, kültür diplomasisinin en kalıcı aracıdır”

Uluslararası eğitim programlarının, kısa vadeli politik ilişkilerin ötesine geçen bir etki yarattığını belirten Çapık, şunları söyledi:

“Bir ülke; yabancı öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar aracılığıyla yalnızca bilgi transferi yapmaz. Aynı zamanda düşünce biçimini, değerlerini ve entelektüel geleneğini dünyaya taşır. Bu açıdan, uluslararası eğitim, kültür diplomasisinin en kalıcı ve en etkili araçlarından biridir.”

Çapık, bu tür programlar sayesinde kurulan bağların, uzun soluklu kültürel ve entelektüel etkileşimler yarattığını ifade etti.

“Akademi, sanat ve kültürel üretim birlikte düşünülmeli”

Hâlihazırda akademik araştırma ve tarihsel kaynaklara dayalı özgün bir kültürel anlatı geliştirme hedefiyle uluslararası alanda konumlandırılmış “Ötekinin Yüzü (The Face of the Other)” adlı tarihsel film projesine liderlik eden Kenan Çapık, kültürel diplomasinin yalnızca devletler arası resmi kanallarla sınırlı olmadığını vurgulayarak edebiyat, kültür ve sanatın belirleyici rolüne dikkat çekti:

“Akademisyenler, sanatçılar, yazarlar ve film yapımcıları, kültürel diplomasinin en güçlü taşıyıcılarıdır. Ben de çalışmalarımı uluslararası eğitim, akademik üretim ve kültürel anlatının kesişiminde şekillendiriyorum.”

Çapık, akademik birikim ile sanatsal üretimin bir araya gelmesinin, ülkelerin kendilerini dünyaya daha derinlikli ve çok boyutlu biçimde anlatabilmesini sağladığını belirtti.

“Güçlü akademik kurumlar, küresel düşünce akışını şekillendirir”

Bilgi, kültür ve eğitimin küresel rekabette belirleyici unsurlar haline geldiğini ifade eden Çapık, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:

“Günümüzde ülkeler arasındaki rekabeti ekonomik veya askeri kapasitenin ötesinde düşünüyoruz. Artık bilginin nasıl üretildiği, temsil edildiği ve dünyaya nasıl sunulduğu belirleyici hale geliyor. Güçlü akademik kurumlara sahip ülkeler yalnızca bilim üretmez; küresel düşünce akışına yön verir. Bu sürecin temelinde ise akademik özgürlüğün korunması, kurumsal özerkliğin güçlendirilmesi ve eğitime ayrılan kaynakların sürdürülebilir biçimde artırılması yer alıyor.”

İlgili Konular: #Kurumsal Haber