‘Fırtınaya Doğru Fahrelnissa Zeid’!

Yahşi Baraz’ın yazdığı Fırtınaya Doğru Fahrelnissa Zeid (Bozlu Art Project Yayınları) adlı kitap ve Şişli’deki Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda kitapla eş zamanlı başlayan ve 30 Ekim’e kadar izlenime açık olacak aynı adlı sergi, soyut resim sanatının belki de en önemli yaratıcılarından birini bir kez daha gündeme taşıyor. Fahrelnissa Zeid’in 120. doğum yılında, Zeid’in tanınmasında da büyük rol sahibi olmuş Yahşi Baraz ile kitabını konuştuk.

21 Ekim 2021 Perşembe, 00:04
Abone Ol google-news

Fotoğraf (solda): VEDAT ARIK

‘HOCALAR, RESİMLERİNİ HİÇ BEĞENMEDİ!’

- Fahrelnissa Zeid’i ilk ne zaman duydunuz, tanıdınız?

1964’te akademiye girdim. O yılın ekim ayıydı yanlış hatırlamıyorsam. Dediler ki Fahrelnissa Zeid diye bir ressam burada sergi açıyor. Çok heyecanlandık, müthiş bir açılış oldu. Kitapta hatta o açılıştan siyah beyaz fotoğraflar var.

O zamanlar tabii sanat ortamını fazla bilmiyoruz, bir Taksim Sanat Galerisi vardı bir de Beyoğlu’nda Şehir Galerisi... Sanat diye bir şey yoktu zaten.

Açılışa müthiş bir kalabalık geldi, hatırlıyorum. Fahrelnissa Hanım da geldi tabii, çok şık, Parizyen bir hanımefendi. O yıllarda onun gibi bir insan modeli de pek yoktu zaten, daha alaturka bir yerdi Türkiye.

Böyle gayet şık, yanında Sabahattin Eyüboğlu var, Aliye Berger, Halikarnas Balıkçısı, Şirin Devrim... Müthiş etkileyici bir ortam oluştu.

Bir de ben ilk kez orada bu kadar büyük resimler gördüm, böyle 3 metre 4 metre... Bizde o zamana kadar genellikle 50’ye 70 falandır resimler. İlginç bir şey oldu orada, bir defter açtılar, herkesin yorumlarını yazması için.

Ben defteri okudum sonra, korkunç kötü yazanlar olmuştu. Kimisi “Bu ressam kötü bir ressam” yazmış, kimisi “Bunlar sanat değildir” gibi şeyler yazmış, hemen herkes kötü yorumlarda bulunmuş.

Zaten akademi dışarıdan gelen bir ressamı kabullenmezdi ve o zamanki hocalar hiç beğenmediler Zeid’in resimlerini.

Dikkat edilirse hiçbir koleksiyoner almadı onun eserlerini. Sergi bitti, Fahrelnissa Hanım bütün resimlerini aldı, geri döndü yurt dışına.

‘ZEYD İLE SİLAHLARIN GÖLGESİNDE TANIŞTIK!’

- Kendisiyle kişisel tanışıklığınız daha sonra oldu ama değil mi?

Evet. 80’lerin sonuydu Paris’te Arap Dünyası Enstitüsü’nde büyük bir sergi açılmıştı, Doğu ile Batı Arasında diye bir Fahrelnissa Zeid sergisi. Orası tabii çok farklı bir ortam ve orada eserleri görünce daha bir etkilendim.

Zeid’in kızı Şirin Devrim de yakın arkadaşımdır, ona dedim ki, “Nasıl yapsak da bu resimleri Türkiye’de sergilesek...” Şirin Devrim bana, “Git Ürdün’de annemle konuş istersen” dedi ve ben de Fahrelnissa Hanımı ziyaret etmek için Amman’a gittim.

Fahrelnissa Hanım 1991’de öldü biliyorsunuz, o kısa zaman diliminde üç ya da dört kez gittim Ürdün’e. O yıllar çok gergindi ortalık, Fahrelnissa Hanım’ın oturduğu yerde silahlı askerler falan vardı, öldürülme korkusu yaşıyorlardı.

Eşi Prens Raad hedefteydi o sıralar ve bahçede askerler nöbet tutuyordu hep. Beni çok güzel karşıladı, izzet ikram.. Bütün resimlerini gösterdi, Uzakdoğulu adamlar yardım ediyordu, hizmetçileri vardı.

Fotoğraf: VEDAT ARIK

‘OTORİTER BİR KADINDI’

- Nasıl davranıyordu çevresindekilere?

Çok otoriter bir kadındı. Kendi dediklerinin doğru olduğuna inanırdı hep, sert mizaçlı bir kadındı ama bir yandan da çok yumuşak... Romantik tarafı da vardı.

Sonra “Ben, resim mesim satmam hiç. Sergi de açmayı düşünmüyorum” dedi. Elimiz boş döndük.

Sonra 1991’de vefat edince gittim, bu kez Prens Raad ile konuştum. O da çok kibar bir adamdı, çok iyi eğitim almış biriydi. Bana dedi ki “Ben bunları ne yapacağım?” Prens Raad bile onun bir değer olduğunun pek farkında değildi sanki.

Ben de o zaman, “Siz bana bırakın, bunları Türkiye’ye kazandıralım” dedim. Şirin Devrim’i de aradım, üçümüz aramızda anlaştık ve satışını gerçekleştirdik.

‘2000’DE ÇIKAN OLAY SANATÇIYI GÖLGELEDİ’

- Kim aldı resimleri?

O sıralar Erol Aksoy’a danışmanlık yapıyordum ve ikna ettim hepsini almaya. O zamanlar en iyi alıcı oydu Türkiye’de. Sonra gerçi onun koleksiyonu dağıldı gitti, Zeid resimlerini de genelde açık artırmalarda Bülent Eczacıbaşı aldı.

Ama öncesinde Erol Aksoy aldığında 1994’de burada muhteşem bir sergi açtık. CRR’de açıldı sergi ve herkes geldi, Yaşar Kemal bile vardı. Sonra resimleri yeniden depoya kaldırdık. Ondan sonra bir de 2000’de bir sergi açtık. Levent’teki İktisat Bankası’nın binasının altında bir kültür merkezi vardı, orada. İlhan Koman’ın heykelinin durduğu bina...

Çok güzel bir sergi oldu ama sergi tuhaf bir olay yüzünden gölgede kaldı. O açılışta Adnan Çoker ile Hülya Avşar atıştı. Kimse sergiden bahsetmedi, herkes o kavgayı haber yaptı. Çok uğraştık hatta yazı çıksın diye ama hiçbir şey çıkmadı sergiyle ya da sanatçıyla ilgili.

- Kitabın hazırlığı ne kadar sürdü?

Yaklaşık 4 yılda bitti. Aslında daha önce yayınlayacaktık fakat tam yayınlayacakken İngilizce basalım diye fikir geldi aklıma. Böylece Tate, Moma ya da Centre Pompidou gibi merkezlerin kitaplıklarında satılır diye düşündüm. İngilizceye çevrilmesi bir buçuk yıl sürdü, onu bekledik. Lale Uluç çevirdi, çok da güzel oldu, hiç hata bulamazsınız.