‘Hiçliğin Ötesinde’

Sanata, şiire adanmış bir ömür, sekiz kitap, birçok ödül… M. Sadık Kırımlı yaşadıklarını, umutlarını, umarsızlıklarını dizelere döken, bir aşk, sevgi ozanı. Şiirlerinin iç sesi doğa güzellikleri, dostluk ve duyarlıkla bir bütün. Hiçliğin Ötesi (Delice Yayıncılık), dokuzuncu şiir kitabı. Birikimlerinden süzülen, geçmişi, yaşamı, yaşanılanları, yaşam felsefesini sorgulayan olgunluk döneminin şiirleri.

12 Ekim 2021 Salı, 00:02
Abone Ol google-news

M. Sadık Kırımlı, Türkçenin çok verimli bir dil olduğunun bilinciyle yazıyor şiirlerini. Sözcüğün çağrışım gücünden, yan anlamlarla kazandığı derinliklerden çok iyi yararlanıyor. Türkçemizin güzelliğini yansıtan varsıl bir şiir dili var:

“Elleri kirli gece, giden yaz, ömrün eskiyen limanı, suyun kalbindeki sözcükler, yorgun bir ikindi, aşk güncesi, çimlerin sabah buğusu, ipince yağmur, ay çalığı, zaman korkağı, kömür karası eller, okşadığın anılar, hüznün acı veren gölgesi, sessiz bir yalnızlık, özlemi anımsamak, düşler durağı, ay ışığı korkusu, mahur sokak, bulutların kapkara öfkesi, kalbimin ihaneti, erguvan mevsim, erkenci laleler, şarkımın ‘fa’ sesi, minör bir akşam, aşk yorgunu kalp”.

Şiirde ritim, ölçü ve uyakla sağlanır. Günümüzde ölçüye uyağa sığınma söz konusu değil. “Armoni” ise şiirde en önemli yapı taşıdır. Sözcük seçimiyle ilgilidir; ses düzenini içerir. Parçalarla bütün arasındaki ahenkle oluşur.

Ozan, uyaktan uzaklaşır; ama gerektiği yerde iç uyaktan yararlanır. Armoni, “aliterasyon”¹ ve “asonans”ı² ön plana çıkarır.

Hece ya da ünsüz tekrarlarıyla aliterasyon, aynı ünlü kullanımıyla asonans elde edilir. Kırımlı, “her gün batımında gül takarım yakanıza”, “dağ dağlığını, ırmak ırmaklığını bilmiyordu”, “şimdi içimde yağmur ikindisi”, “acıyla arkadaşım yalınlıkla yoldaş” örneklerinde görüldüğü gibi aliterasyon ve asonanslardan da yararlanıyor.

DİRENGEN UMUT

Sözcük seçiminde titiz davranıyor. Sesi öncelerken anlaşılmayı, söylenmesi gerekenleri şiir diliyle sunmayı yeğliyor.

Etik değerlerden uzaklaşan toplum, zulümler, yanlışlıklar, vefasızlıklar üzmektedir ozanı. “Şu eski perdeler gibi yırtılırım belki de” diye içlenir, düş kırıklığıyla. Issızlığın koynunda unutulmuşcasına yalnız duyumsar kendini.

“Aydınlık için beyaz bir gül verin bana/ yakama takılacak” dizesi lirik bir feryattır. Aydınlıkları özler içten içe.

Ozan aşkla bağlıdır yaşama. Aşkın yolunun kalbe döşenecek sevgiyle oluşacağına inanır.

Umudunu yitirmez: “Dağlarda kar altında bile açıyor bahar çiçekleri” dizesi yılgınlığa düşmediğinin anlatımıdır.

Yılların yorgunluğu olsa da inancını diri tutar: “Nereye gittiğimizi ya da gitmediğimizi/ aklımızın ucuna getirmeden eze eze/ yürüyoruz üstüne doğru hayatın” diyecek denli de inançlıdır.

HİÇLİĞİN ÖTESİNDEKİLER...

Sevgisiz bir yaşamı hiç düşünemez. En karamsar anında bile sevgiliye sığınır: “Anladım ki bilinen eski bir türkünün/ sözleri gibi dilimde ve yüreğimdesin/ sıkıca tuttuğun çiçeğe uzandım/ yasemin kokuyordu her iki elin”. Çiçeklerinin gözleri gönül bahçesinin aydınlığıdır çünkü.

“İzmirlim” dediği sevgili hep yanındadır. İzmir’in ikindi vaktinde kırmızı, ufka nasıl yakışıyorsa; ateşten kopan renkler, tuvale sığmak için nasıl yarışıyorlarsa, bitimsiz aşkı da o denli güzel, o denli yakıcıdır. Yaşam onunla güzeldir, yarınlar daha da güzel olacaktır.

Unutulmayacak bir şiir emekçisi Kırımlı. Yazının son sözleri de kitaba ismini veren şiirin şu dizeleri olsun:

“Yanılgılarımı içimde saklıyorum/ yol boyu paylaştıklarım bunlar/ çünkü ben acıların sütüyle beslendim/ kavgalar adamı yapıyor beni hayat/ hiçliğin ötesinde ne var bilmiyorum/ Tanrım onu da bize sen anlat öğrenelim…”

¹ Şiir ya da düzyazıda bir uyum yaratmak amacıyla, aynı sesin veya hecenin tekrarlanması.

² Koşukta, her dizenin sonuna gelen ve aynı vurguyu (aksanı) veren ünlünün kendinden önce ya da sonra gelen ünsüz göz önüne alınmadan yinelenmesi biçimindeki uyak, yarım uyak.