Kil hamurundan çok daha fazlası!

Tormod, çılgın gençlik yıllarının ardından güvenilir bir aile babası ve kendini bilim adamı olarak gören yetenekli bir marangoza dönüşür. Kırmızı Norveç kiliyle deneyler yaptığı atölyesinde yarattığı balçık yeni oyuncağıdır artık. Ne var ki Tormod’un geçmişinden canlanıp gelen hayaletleri her şeyi altüst eder: Ailenin beşinci üyesi olan balçık, artık yaşamlarını tehlikeye atan bir canavar mıdır? Matias Faldbakken’in, korku ve bilimkurguyu ham ve kırsal bir gerçekçilikle harmanladığı romanı Biz Beş Kişiyiz (Timaş yayınları / Çev. Mehmet Emin Baş), özgün, komik bir o kadar da ürkütücü bir roman.

21 Ekim 2021 Perşembe, 00:02
Abone Ol google-news

Fotoğraf: IVAR KVAA

ŞEVK TOZU!

“Yoksa bu zihnimizin yarattığı oyun hamuru mu?” Hamurları bilirsiniz kapağını ilk açtığınız anda makineden kesilmiş şekliyle karşınızdadır.

Elinize aldığınız anda bütün hayal gücünüz avucunuzdadır. Onu yoğurup istediğiniz her şeye çevirebilirsiniz. Hatta dışarıda bıraktığınızda görmek istediğiniz o şey sonsuza kadar değişmeyecek şekilde öyle kalabilir.

Peki ya yaptığınız şey kuruyup sonsuza kadar sizinle olmak yerine canlanıp yanınızda kalmayı seçseydi? Bunları anlatırken düşündüm de keşke her şey bu kadar kolay olsaydı.

Matias Faldbakken’ın önceki kitabı Garson gibi Biz Beş Kişiyiz isimli kitabı da Timaş Yayınları tarafından yayımlandı. Norveç Edebiyatı ürünü olan Biz Beş Kişiyiz’in editörlüğü Ayşe Tuba Ayman, çevirisi Mehmet Emin Baş ve kapak tasarımı Ceren Yavuz’a ait.

Yazarın ikinci kitabı çıktığında ister istemez bir öncekiyle kıyaslarız. Nelerin benzer olduğunu, nelerin değiştiğini, bu sefer yazarın bize hayatından neyi çıkarıp emanet ettiğini merak ederiz. Aslında hepimiz kendi içimizde bir kitap eleştirmeniyiz.

Ben de bunu yaptım ve okumayanlar için neler gördüğümü söylemek isterim. Garson, gündelik bir hayat içerisinde bölgenin restoranında çalışan bir garsonu anlatmakta.

Garson burada yer alan tablolardan, piyanistin çaldığı müziklerden, restorana gelip giden müşterilerden bahsederek bir nevi okurların kendisinin gözü olmasını sağlamıştır. Matias Faldbakken’ın yazarlık haricinde yaptığı ressamlık ve sahip olduğu müzik kulağı Garson’da okurlarla tanışır.

Fakat Biz Beş Kişiyiz için aynı normalliği söyleyemem. Gençliğinden beri birlikte olan Tormod ile Siv’i ilk gençlik yıllarından itibaren anlatmaya başlayan Faldbakken, daha sonrasında onların evliliğine ve çocuklarının doğumlarına da şahitlik etmemizi sağlamıştır.

Fotoğraf JANERIK HENRIKSON

Gençliğinde arkadaş çevresi yüzünden şevk tozuyla tanışan Tormod, mantığı içerisindeki duygularını uyuşturarak hayata ne kadar kolay uyum sağlayabildiğini gösterir. Fakat hiç bunun nasıl olabildiğini düşünmez. Sonunda da şevk tozunun duygularını devre dışı bırakmanın ilerisine giderek yaşam enerjisini de almaya başladığını fark eder.

Aslında istediği derslere daha kolay dikkatini verebilmek, ödevlerini zamanında yapabilecek gücü bulabilmek, her şeye yetebilmektir. Ama git gide bunları yapmaması bir yana hayatı şevk tozu ve içkiden başka bir yere gitmemeye başlar.

Üstelik kız arkadaşı Siv, hayatını yoluna koymaya başlamıştır. Bunun yanında erkek arkadaşını haftalardır görmüyordur. Fakat olayları öğrendikten sonra erkek arkadaşını o çukurdan çıkarmak için elinden geleni yapacaktır.

O zaman Tormod’u berbat bir halde bulana kadardır. Tormod zamanla kendini iyi hissettikçe Siv’e olan minnettarlığı büyür. Evlendikten sonra ona tek başına bir ev yaparak minnet borcunu biraz olsun ödemeye çalışır.

Tormod’un babasının mesleği marangozluktur. Kendisi üniversite zamanlarını bir şevk tozu gibi içine çekip tükettikten ve yarım bıraktıktan sonra babasının mesleğini yaparak geçimini sağlamaya çalışır.

Zorunluluk olan bu seçenek daha sonrasında keyif aldığı bir iş haline gelir. Evinin bir bölümünü atölyeye çevirerek bir şeyler üretmeye devam eder.

Elini tahtalardan, suntalardan çekip kil hamuruna bulayana kadar her şey çok güzeldir. Kızı Helene ve oğlu Alf ile eşi Siv’den daha fazla vakit geçirir. Buna yardımcı olan bir şey de kil hamurudur. Kızı ve oğluyla boş vakitlerinde atölyeye girerek şekiller, hayvanlar, oyunlar yaratırlar. Sonunda bunları kurutup boyayarak atölyedeki raflarda biriktirirler.

ŞAHANE BİR MALZEME!

Bir gün Tormod kil hamurundan daha fazlasını beklediğini fark eder. Norveç’e özel kil hamurları, macunları derken posta kutusuna düşen mesaj ile hayatı tekrar altüst olacaktır.

Mesaj gençliğinde kendisini tozlar içerisinde ilerleyeceğine inandıran arkadaşı Espen’dir. Adresini çalıştığı şirketin kolilerinden birinde gördüğünü ve kendisine şahane bir malzeme getireceğini söyler. Bu sayede kil hamurundan daha iyi bir malzeme ile vakit geçirme sözü verir.

Tormod, Espen’in teklifini kabul eder. Tıpkı gençliklerindeki gibi şevk tozu ve müziklerle dolu hafta sonundan sonra kil hamurlarını başka malzemelerle, elektrik akımlarıyla, galvanizli çözeltilerle ve sıcaklıkla başka bir boyuta getirirler.

O günden sonra tıpkı bir robot gibi komut alan, hareket eden, zorlu işleri dahi kolaylıkla yapabilen, enine ve boyuna uzayabilen hamurları olmuştur. Üstelik bu yumuşak robot sadece yardım etmeyecek aynı zamanda o kasabadan birçok şeyi de alıp gidecektir.

Matias Faldbakken, Garson’da yer verdiği klasik müziklerin yanı sıra Biz Beş Kişiyiz’de Metallica’nın müziklerinden bahseder. Kil hamurunu doğurdukları o gece Metallica müzikleriyle terbiye ederler adeta.

Tormod dört kişilik bir aileye sahipken yarattığı kil ile artık beş kişilik bir aile olduklarını Biz Beş Kişiyiz ismi ile göstermekte. Uzun saçların hayranı olan bu kil hamuru Rapunzel’i görseydi aşktan ölürdü bence.

Editörü Ayşe Tuba Ayman’ın da söylediği gibi, yüzümüze tokat gibi çarpan Biz Beş Kişiyiz’i okuyun. O tokat hepimizi kendimize getirecek. Ya da kendimizden geçirecek.