Unutulması daha iyi ‘kötü’ rüyalar!

Tekrarlanan gün teması kurguda giderek daha fazla yer ediniyor. Karşılık da buluyor. İngiliz yazar Stuart Turton da, 2018’de Costa Kitap Ödülleri’nde “En İyi İlk Roman” ödülünü kazandığı, bizde Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü (İthaki Yayınları) ismiyle yayımlanan romanında; tekrarlanan gün fikrine polisiye ile kara komediyi serpiştirmiş.

13 Ekim 2021 Çarşamba, 00:01
Abone Ol google-news

YEDİ KEZ GELEN ÖLÜM

Hepimiz hatalarımızdan sorumluyuz. Tekrar o âna dönme şansımız olsa düzeltebileceğimiz hatalarla oluşmuş keşkelerimiz var. O yüzden “tekrarlanan gün” fikri hep çekici geliyor. Oyunlardaki can hakkını, o yeniden başlama hissini seviyor ve keşke yaşamda da olsa diyoruz.

Stuart Turton’ın Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü; “Ölüm, arka sokaklarda ve dantel örtülerle süslü masalarıyla sessiz odalarda gelirdi. Ağaçlar devrilir, insanlar ezilir, aletler elden kayardı. İnsanlar, hep öldükleri gibi ölürdü; sabırsızlık ya da şanssızlıktan. Böyle, balo elbiseleri ve şık takımlar giymiş yüz kişinin içinde ölmezlerdi.” alıntısıyla anlatılabilecek bir roman.

Yedi kez gelen ölüm, Viktoryen dönem malikânesinde, Blackheat’te çıkıyor okurun karşısına. Kendisini başka bir bedende bulan bir adam ne olduğunu anlamaya çalışırken bir cinayete tanık oluyor.

Cinayeti çözmek için sekiz günü var. Bu sekiz gün için sekiz ayrı bedene sahip: “Konakçılarımızın her birinde tam bir gün geçireceğimizi söylemişti ama bir tanesini bu kadar çok parça halinde yaşayacağım hiç aklıma gelmemişti.”

Kendisine yardım eden Anna ile rakibi ayakçıyı tanıyor derken. Yönetici konumunda diyebileceğimiz salgın doktoru maskeli bir adam da uyarılarda bulunuyor ardından:

“‘Bir canavarın tekrar dünyaya dönmeye uygun olup olmadığına nasıl karar verilir biliyor musunuz, Bay Bishop?’ dedi. Bunun için gerçekten pişman olmaları, sana sadece duymak istediğin şeyleri söylememeleri gerekir. Onlara, yaptıklarının sonuçlarına katlanamayacakları bir gün verir ve o gün boyunca yaptıkları şeyleri izlersiniz.”

HERKES KENDİ KAFESİNDE!

“Herkesin kendi yarattığı bir kafeste hapis olduğunu” söyleyen Stuart Turton, iyi bir açılışın ardından sürekli yaptığı hamlelerle romanı hem şaşırtıcı hem de akıcı kılmış. Okura sürekli neler oluyor dedirtirken aralara da girip açıklamalarda bulunuyor:

“Öyle görünmese de burada olan hiçbir şey kaçınılmaz değildir. Her gün aynı olaylar olmaya devam ediyor çünkü konuklar, her gün aynı kararları vermeye devam ediyor. Ava gitmeye karar veriyorlar, birbirlerine ihanet etmeye karar veriyorlar; aralarından biri fazla içip kahvaltıyı ve hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karşılaşmayı kaçırıyor. Başka bir yol göremedikleri için asla değişmiyorlar. Siz farklısınız, Bay Bishop”.

Farklı kararlar verseniz de aynı hataları yapmaya devam eden, sanki bir parçası sonsuza dek karanlığa çekilen özel bir karakter Bay Bishop. Onun aracılığıyla cinayeti çözme peşindeki okura, “Çok az bilgiyle ko¨rsu¨ndu¨r, c¸ok fazla bilgiyle ko¨rles¸irsin” diye seslenilirken; “Sınava tabi tutulacaksın ve bu olduğunda, değiştiysen, gerçekten değiştiysen, kim bilir, belki de senin için bir umut vardır” uyarısında da bulunuluyor.

TURTON’UN SATRANCI!

Her karakterine vakit ayıran Turton, adeta satranç oynuyor. Okuru davet ettiği bol konuklu akşamdan aile sırları, şantajlar, intihar ve cinayet çıkıyor.

Kurgusu ilk başta karışık gelebilecek olsa da çok sürmeden alışan okurun aynı olaya farklı gözlerden tanık olması gibi hamlelerle nefes aldırıyor yazar.

“Biz, birbirimizin gu¨nahlarından sorumlu olan, aynı ruhun parc¸aları mıydık, yoksa uzun zaman o¨nce unutulmus¸ bir orijinalin solgun kopyaları, birbirimizden tamamen farklı kis¸iler miydik?” cümlesinin izinde okura keyifli bir cinayet bulmacası sunan roman, “Nasıl bir zihin, cinayeti seyirlik bir olaya dönüştürebilirdi?” sorusunun da yanıtı. Polisiye sevenler için haz dolu bir yanıt.

Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü / Stuart Turton / Çev.: / İthaki Yayınları / 456 s.