Yazgülü Aldoğan

Kapanma dönemi bitti, artık açıyor!

24 Ocak 2019 Perşembe

Yeni başkaldırı biçimi örtüleri atmak. 28 Şubat döneminde başkaldırı örtünmekti. O dönem bir tür direniş, düzene başkaldırı, “özgürlük” mücadelesi için saçlarını örten genç kızlar, bugün nerede hata yaptık diye düşünüyor, saçlarını açıyor. Pek farkına varmamıştık, belki çok da kalabalık değiller ama şimdi kapalı olanların çoğunun özlemi açılmak. Çünkü iklim tersine döndü, artık başı kapalılar iktidarda, üstelik küçük yaşta aile baskısıyla ya da daha sonra “özgürlük hareketi” diye başını kapatanlar, üniversiteye ya da kamuda işe girmekle özgür olamadıklarını fark ettiler. Altlarında jeep de olsa, büyükelçi de atansalar, aslında simge olarak varlar. Yoksa ortada özgürleşmiş bir kadın anlayışı, hareketi yok. Başı örtülü Müslüman kadın da sadece aile içinde değerli. Erkek hâlâ egemen ve kadının aykırı bir davranışında, talebinde kaşlar çatılıyor. O okumak için kendilerini paraladıkları üniversitelerden diploma almaları da pek bir işe yaramadı, çoğu evlenip kültürlü anneler oldu. Aslında hâlâ en çok kendi mahallelerinde rahatsızlar. Çünkü onlar kapalı da olsalar, kadın gibi olmak, giyinmek, süslenmek, diğer gençler gibi gezmek, eğlenmek, sosyalleşmek istiyor. Ve biz bunu tesadüfen fark ettik: Amerikalı yıldızların sosyal medya hesaplarında “bak ben hiç yaşlanmıyorum!” diye “10 yıl önce 10 yıl sonra” fotoğraflarını koymalarının virüs gibi yayılıp bize de bulaşmasıyla. Bir de baktık ki bazı genç kadınlar bütün cesaretlerini toplayıp 10 yıl önce diye farklı fotolar koyuyorlar: 10 yıl önce başı örtülü, uzun pardösülü, ezik, bunalımlı kızlar, 10 yıl sonra, rüzgârda saçını savuruyor, özgüveni gelmiş, gülümsüyor. Tabii buna inanan, inanmayan, hakaret eden, alkışlayan, kötüleyen, yücelten bir tepki bombardımanı. Tahammülü güç, cesaret isteyen bir durum. Kalabalığın önünde çırılçıplak kalmak gibi. Meğer onlar ne zamandır yaşıyormuş bunu. Biz sadece giderek daha çok gördüğümüz başı örtülü kadınlara bakıp sayıları artıyor sanıyoruz. Aslında bu onların sadece daha çok görünür olmalarından, eskiden olmadıkları işlerde çalışmalarından kaynaklanıyor; başörtülü olmanın “itibarından” yararlanmak isteyen küçük bir grup fırsatçı da var hiç kuşkusuz.

Neler anlatıyorlar
Kendilerini afişe eden kızların yapılan eleştirilere, hakaretlere ya da yüreklendirmelere verdikleri yanıtları, diklenmelerini gördükçe şaşıp kaldık ya. Neler yaşadıklarını anlamak için Büşra Cebeci’nin bianet’te “Başörtü Mücadelesinin Değişen Yolculuğu” başlıklı yazı dizisini tavsiye ederim. Birgün gazetesinde Ekin Ayaz’ın pazar günü yayımlanan röportajında ise “10 yıl önce 10 yıl sonra” paylaşımlarını yapan kadınlar konuştu. Ayrıca bu kızların kendilerini ifade ettikleri bir platformları da var: www.yalnizyurumeyeceksin.com
Ortak noktaları, aile baskısıyla, okula gidebilmek, hatta sokağa çıkabilmek için çocuk yaşta örtünmek zorunda kalmaları. Bunun getirdiği içine kapanma, sorgulama ve en sonunda reddetme süreci. Kendi arzusuyla kapanan ve bunu 28 Şubat’ta devrimci mücadele inancıyla yapanların daha sonra yaşadığı hayal kırıklığı ise tam bir aldatılmışlık duygusu. Her zaman şunu savundum; örtünüp örtünmemek kadının kendi tercihi olmalı. Örtülü ya da açık olmaya özgür iradesiyle karar vermeli. Bunun için de çocuk yaşta aile baskısıyla örtünmesine karşıyım. Bırakın ortaöğrenimini bitirsin. Karar verme yaşına ve olgunluğuna gelsin, nasıl istiyorsa öyle yapsın. Yani üniversiteye başı örtülü olarak girebilsin, ama ilkokul, ortaokul, lisede başı açık okusun. Buna karşı çıkmalarının gerekçesi ise net: “Ağaç yaşken eğilir, belli bir yaşa gelince kimse örtünmez!” Onun için şimdi 4 yaşındaki kreş çocuklarının başını örtüp ilahiler eşliğinde cami gezdiriyorlar. Büyüdükçe istemese de babasından korkuyor, kocasından korkuyor, ağabeyinden korkuyor, bazen kaçıp gidip başka ülkede yaşıyor. Kaç kişi? Bilmiyoruz. Ama bir gün baskı ters tepecek, kadınlar başlarını örtmenin dindar olmakla ilgisi olmadığına inandıkları için ne saçlarını, ne yüzlerini, ne de ağızlarını kapatacaklar. Bütün gün yalan söyle, iftira at, hırsızlık yap, şiddet uygula, ağzından küfür, iftira, yalan eksik olmasın; hak ye, haksızlık yap, adaletsiz ol, sonra da senden büyük dindar olmasın, kızına karına başını ört diye baskı yap? Kimi kandırıyorsun, Allahı mı, kendini mi, beni mi, toplumu mu? Yoksa kimseyi kandıramıyorsun da vaziyeti mi idare ediyorsun? Din sömürüsü ters tepiyor. Kadınların giyip çıkardıkları üzerinden yürütülen bir propaganda aygıtı kadınlar tarafından tersyüz ediliyor, bugün birkaç kişi belki, yarın hepsi! Kadınları kullandığınız, kadınları istismar ettiğiniz dönem bitecek, onlar getirdi, onlar götürecek! 10 yıl önce 10 yıl sonra derken, bir de bakmışsın çok yakın.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Anahtarı bırak da git! 25 Kasım 2021