Sülüman da geçer ya hu

28 Nisan 2019 Pazar

Reyis’e gönlünü (ve ruhunu) kaptırmadığı günlerdi. “DP lideri” iken ayak üstü bir sohbetimiz olmuştu. Sohbet mi yaramıştı ne?
Hızla yükseldi.
“Siyasi veraset” konusunda da Damat ile gizli rekabet halindelermiş.
Siyaset bu, hiç belli olmaz. Evlat ve kardeş öldürmeyi mubah sayan bir kültürden geliyoruz.
Damadın lafı mı olur?!
CHP liderine saldırı, yerel seçimdeki tavrı ve sözleriyle bendeniz için Berat Bey bile daha sempatik.
Soylu” olması bile kurtarmaz.
Zaten Soyadı Yasası’nın rantını yiyen yiyene! Harf devrimine de en çok dua etmesi gerekenlerden biri.
“Eksik” anlamına “...sız” / “... suz” eki Osmanlıcada hep yazım kazalarına yol açar da ondan!
“Hiçişleri Bakanı” diyenler var.
Cumhurbaşkanı korumaları böğrüme silah dayasa da diyemem.
Bir kere mübarek bir isim taşıyor.
46 yıllık saltanatıyla Reyis’in ağzını sulandıran Kanuni’ye atfen mi Süleyman?
Yoksa, kuş dili konuşan Süleyman Peygamber’e hürmeten mi, Süleyman?
Belki de rahmetli Demirel’e izafeten, Süleyman!
Eminim, kendisi de bilmiyordur.
Zaten, Süleymanlık da böyle bir şey.
Bu gerçeği ölümsüz Yunus Emre’miz, çağlar aşan ilahisi ile asırlar öncesinde ilan etmişti:
“Şeriat tarikat yoldur varana.
Hakikat Marifet andan içeru.
SÜLEYMAN kuş dilin bilir dediler;
SÜLEYMAN var
SÜLEYMAN’dan içeru.”

***

Hadi, Fethullah musibetini karıştırmayalım. Tarikat değilse de marifet ehlini Reyiz, çok iyi bilir.
“Yüzde çeyreklik” bir parti lideri Soylu’yu acaba, içindeki mebzul miktardaki Süleyman nedeniyle mi transfer etti acaba?
İçeri atılan ve atılmayı bekleyen Cumhuriyetçi arkadaşlarımız bile demedi böylesi sözleri:
“At üstünde durmayı beceremeyen Erdoğan, ülkeyi işsizliğe boğdun.
Boyaların döküldü. Paçalarından yolsuzluk akıyor.” (20.04.2008)
“Ülkede ihale ve yandaş belediyeciliği yayılıyor.” (31.12.2008)
Ama ne hikmetse mükafatını da gördü. Allah, halkımıza değil de, liderlerine bağışlasın.

***

Her bakanın hayali tarihe geçmektir. “Yolsuzluk paçalarından akıyor!” demekle tarihe geçemeyeceğini anladığı için el yükseltti.
Şehidi eksik olmayan cennet vatanımızı, kestirmeden cehenneme çevirebilecek en uygunsuz - en tarihi talimatını verdi:
“CHP’liler şehit cenazelerine alınmasın!”
Yandaşlar durur mu, onlar da katıldılar:
CHP liderinin de şehit cenazesindeki hassasiyeti dikkate alarak teenni (dikkatle) hareket etmesi ve gelmemesi gerekirdi.” (Y. Akit)

***

Tarihin ve talihin cilvesine bakın ki, Reyis de başbakanlığı döneminde Danıştay saldırısında şehit düşen Daire Başkanı Mustafa Özbilgin’in Kocatepe Camisi’ndeki cenaze törenine katılamamıştı. (18 Mayıs 2006 - Ankara’da öfke büyüyor. CNNTürk - Hürriyet)
13 yıl geçmiş. Böyle durumlarda şöyle mi derdi: “Men dakka dukka!”
CHP liderine “Cenazeye niye gitti?” diyorlar.
Ama Başkomutan’ın şehit mehmetçik Yener Kırıkçı’nın cenazesine niye gitmediğini soran - sorgulayan yok.

***

Bir tarihte buna cesaret etmiştim. (Cumhuriyet yazarlarını içeri attırma alışkanlığı yaygın değildi. Kandıra Cezaevi’ne tıkılan arkadaşlarımıza metanet, sabırlar, sağlık ve esenlik diliyorum.)
Ecevit, Danıştay üyesi Özbilgin’in cenaze töreninde beyin kanaması geçirmiş ve GATA’ya kaldırılmıştı.
Ertesi gün, Erdoğan’ın Abdullah Gül ile ziyarete geleceği bildirildi. Rahşan Hanım, “Bunlarla karşılaşmak istemiyorum! Siz ilgilenin” diyerek hastaneden ayrıldı.
Dönemin DSP Genel Sekreteri idim. Konukları komutan odasında ağırladık.
Artık her TC yurttaşının zihnine kazılı malum üslubuyla sordu:
“Yav, hastaymış. Neden o kalabalığa soktunuz?” (Yani “Kabahat sizde!” demek istiyordu.)
“Efendim, dedim, Sayın Ecevit, Cumhuriyet kuşağı devlet adamı. Devletin temel direklerinden Danıştay’a saldırıldı ve bir mensubu şehit edildi. Ecevit sürünecek halde de olsa cenazesine giderdi ve gitti!”
Eğer üstelerse devamında “Ülkenin başbakanı olarak asıl siz neden cenazeye katılmadınız?”ın gelebileceğini hissetmiş olmalı ki konuyu değiştirdi. (Cesaretim belki de ve biraz da o sıralarda Sözcü’de haftada 5 gün yazmaktan geliyordu.)

***

On üç yıl önce bazı şehit cenazelerine katılamıyordu... Çareyi halkın sesini kısmakta, kesmekte gördü. Gazete ve TV’leri havuza doldurması yetmedi, epeydir gazetecileri, siyasetçileri içeri tıkmaya hız verdi.
11 büyük kenti birden kaybetmesine engel olamadı.
Kuş dili bilen Süleyman’a kalmayan dünya, Soylu Süleyman’a muhtaç Reyiz’e mi kalacak?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Az kuru az pilav rejimi 5 Aralık 2021
Öneri vakti.. 21 Kasım 2021
Ruhun sunumu 7 Kasım 2021