Acil Servis

08 Şubat 2015 Pazar

Bu ay 11 yeni dizi başlıyor.
Kara Kutu. Aşk Yeniden. Sevdam Alabora. Racon. Eve Dönüş. Milat ve Maral. Serçe Sarayı. Yeni dizilerden bazıları.
Bu sezon 31 dizi yayımdan kaldırılmış. Peki, ekranda olan toplam dizi sayısını biliyor musunuz? 49.
Salı günü Show’da başlayan, Acil Servis’i yeni diziler arasına koymak lazım mı, bilemedim. Aslında, Greys Anatomy uyarlaması dizi 2006 yılından beri hayatımızda. “Doktorlar”dı o zamanki adı. 4 sezon sürmüştü. Tekrarlarını sayamadım. Hâlâ birçok yeni diziden iyi reyting alıyor tekrarları. “Doktorlar” bir ara Fox TV’de yeniden denendi. 10 bölüm dayanabildi. Beklenileni veremedi. Tekrarlarına yenilmişti yenisi. Kaldırıldı.
Şimdi yine Show’da yeniden karşımızda. Aynı yapım şirketi, aynı yönetmenle. Bu kez Amerikan dizisi, Emergency Room - ER’den uyarlanan “Acil Servis” yeni oyuncu kadrosuyla iyi bir başlangıç yapamadı ne yazık ki. Total’de 24. AB’de 16. olabildi.
Yeni başlayan hastane ve doktor konulu hiçbir dizi “Doktorlar’”kadar ilgi görmedi nedense. En son Kanal D’deki türevi “Hayat Yolunda” da hayata veda etti.
Ülkem insanı seviyor oysa hastane hikâyelerini. Doktor-hasta ilişkilerini. Hayat kurtarma heyecanına sıkıştırılan aşk entrikalarını izlemeye bayılıyor. Ölüm sosuyla bezenmiş acı dram mönülerini kurufasulye gibi tüketiyor. Hastane koridorlarında ne insanın, ne de sakız gibi çiğnenip atılan aşkların değeri var. Acı çekmeyi, ağlamayı ne kadar severmiş benim seyircim. Toplumsal bir travma geçiriyoruz bir nevi. Sonra da her şeye alışıyoruz. Hastalığımızın bile farkında değiliz artık. Tecavüzcüsüne bağımlı hale gelen kurbanlar gibiyiz. Toptan acil servislik olmuşuz, haberimiz yok.
Sahi bu topraklarda televizyonu olmayan kaç hane var?
Serhat Teoman, Nur Erkul, Tamer Tıraşoğlu ve Seda Akman gibi oyuncuları barından Acil Servis’te Murat (Gökhan Soylu) soruyor “Ne oldu?” diye. “10 dakikalık dikişi 45 dakikada atıyorum” diye bir cevap alıyor. “Alışırsın” diyor, Murat. “Kan tutuyor” diye devam ediyor meslektaşı. “Alışırsın, başka?” diye soruyor Murat. Yani “Sen asıl konuya gel” kıvamında devam ediyor diyaloglar. “Aşka gel!” demek istiyor yani. “Bak işte ona alışamazsın, o sana alışsın” diye noktalıyor sonunda. Özel hayatlarımızın canımızdan daha değerli olduğunu anlıyoruz hastane dizilerinde. Soğuk odalarda, işkence mekânlarını aratmayan ameliyathanelerde insanlar ölüyormuş kimin umurunda.
Benim seyircim bedava dizi seyrediyor sonuçta.
Siz hiç gece yarısı herhangi bir devlet hastanesinin acil servisine gittiniz mi? Hakiki dram asıl oralarda. Olay yeri gibi. Acilde her şey dizilerden daha acılı, daha dramatik. Serum şişeleriyle yerlerdeki blur’lanmamış kan tortuları iç içe, yan yana.
Acil Servis’te hemşire doktor aşklarını bayılarak izleyen benim seyircim bir gün gelir de kanayan yara haline gelen sağlık sektörünün içler acısı dramını anlatan belgeselleri izler mi acaba? İzlemekten vazgeçtim, böyle bir belgesel çekilir mi bu ülkede? Adını “Haberin yok ölüyorum” diye koyarlar mı?
Kanayan yara. Sağlık sektörü. Pek yakında ekranlarınızda.
Şimdi reklamlar.  


Yazarın Son Yazıları

Burada Laf Yok 2 Mart 2015
Beş Kardeş 22 Şubat 2015
Aşk, Tanrı ve Ceza 15 Şubat 2015
Acil Servis 8 Şubat 2015
Aşkın Bedeli 1 Şubat 2015
Adaletin Bu mu Dünya? 25 Ocak 2015
Bu Tarz Benim Değil 18 Ocak 2015
Poyraz Karayel 11 Ocak 2015
Filinta 28 Aralık 2014
Osmanlı’nın Dirilişi 14 Aralık 2014
Paramparça 7 Aralık 2014
O Hayat Benim 30 Kasım 2014
Şeref Meselesi 23 Kasım 2014