İkinci kumpas provokasyonu yürürlükte

05 Mart 2017 Pazar

“Karargâh Rahatsız” başlığıyla Hürriyet’te yayımlanan ve Genelkurmay’ın isteği üzerine yazıldığı anlaşılan “haber”, ordunun başında patladı gibi. İktidar ve tetikçilerinin her fırsatta seri halde Hürriyet’e saldırması yeni bir şey değil... Ama yeni olan, okların Genelkurmay’a, Hulusi Akar ve arkadaşlarına yöneltilmiş olması. İktidarın -sarayın mı desem- tetikçi yazar ve konuşmacıları Hürriyet’i bir kenara bıraktılar, orduyu ateş altına aldılar.
Şuna bakın: İzmir ve İç Anadolu’da orduda birliklerde hareket görülüyormuş, bir cunta yapılanması söz konuymuş, iktidara yönelik bir harekât söz konusuymuş...
Nedeni de şuymuş: Türbanlı subaylara yol açılması, ordunun asla kabul edemeyeceği bir şeymiş. Bir subay türbanlı bir subaydan emir almayı zul sayarmış. Bu amaçla darbe bile yapabilirlermiş...

2. kumpas hazırlığı mı?
Talimat aldıkları belli. Öyle ki, bir öz tetikçiye göre, FETÖ’nün darbe girişimine katılanların yarısı “Kemalist subaylar”mış. Şimdi de orduda geri kalan Kemalist subaylar türban nedeniyle darbeye girişebilirlermiş.
Birden fark ettim ki, orduya karşı ikinci bir kumpas devreye sokulmak isteniyor. Ergenekon ve Balyoz ‘Kumpas’larından sonra (ki bu tanımlama iktidara ait) ‘Kumpas-2’den rahatça bahsedebiliriz.
İktidar ve tetikçileri epey bir süredir zaten, artık ne anlama geldiğini bilmediğim, ama modası geçmiş bir tanımlama ile “Kemalist”lerin de darbe girişimine de katıldığını ileri sürüyorlardı. FETÖ’cü olmadığını ileri sürdükleri bazı subayların isimlerini de, iddialarına gerekçe gösteriyorlardı.
Gerçekler şu:
1- FETÖ çetesinin darbe girişimine karşı olan, iktidarın yanında saf tutan, demokrat ve belki de Atatürkçü subaylar bu darbeyi önledi. Savaşarak, ölerek... Önceki gün açıklanan çatı iddianame de bunu kanıtlıyor. Lak lak edip durmayın, yok şöyle oldu yok böyle. Genelkurmay’a giren sivil AKP’li bir grubun FETÖ’cülerin ateşi karşısında çil yavrusu gibi dağıldıklarını seyrediyor millet...
2- Bu gibi durumlarda, ortalıkta sallanan bazı subayların olması doğal. İstikbal meselesi, “katıl bize ve sen de kazan!” Bu unsurlara “Kemalist” yaftasını asmak, ancak bu ekibin işi olabilir. Velev ki aralarında üç beş Kemalist yaftalı subay da olsun. Bu Amerikancı darbeye katılabilecek bir “Kemalist” gösteremezsiniz!

ABD ile ordu uyuşmaz
Çünkü ABD, subayların başına çuval geçirerek ordunun defterini dürdü, RTE iktidarının tam arkasına geçti ve arkasından Ergenekon ve Balyoz kumpasları başladı. Bu kumpaslar, ardında Amerikan ve Batı desteği olmadan devreye sokulamazdı!
Ordu ile ABD arasında kesin uzlaşmazlığın bir nedeni de ABD’nin PKK’ye verdiği destektir. Ordu, FETÖ’ye karşı, üniter birlikten yana ve tüm bunların arkasında olan ABD’ye de karşıdır.
Bu nedenle palavracı ekip, bu durumu tahlil bile edemeden millete yutturuyorlar... Ayrıca ordu içinde pek çok subayın iktidar ve hempaların diktacı tavırları karşısında, hepsinden çok demokrat olduklarını da varsayabiliriz! Bundan mı korkuyorlar?

Kumpas-1’in ardında da bunlar
Bugün Kumpas-2’yi devreye sokmaları karşısında, aslında Kumpas-1’in de arkasında bunlar oldukları gerçeğini anımsatıyor. Ergenekon ve Balyoz, iktidar+FETÖ ve ABD’nin ortak kumpaslarıydı. AKP, tam takım arkalarındaydı... Şimdiki tetikçileri de!
Şimdi Kumpas-2 devrede. Başarırlar mı bilemem. Birlikler harekete geçti palavrası, Ergenekon’u başlatan, Ümraniye bombaları yalanına ve Balyoz’u başlatan Fatih Camii bombalanacaktı yalanına denk düşer...

Korku Kaf Dağı’nı aştı!
Akar ve arkadaşlarını zamanında mı, zamanı gelmeden mi değiştirirler ve pek çok “şüphelendikleri” subayları da saf dışı bırakırlar bilemem. Savcılığa “cunta yapılanması” iddiasıyla hemen dava açtırmaları, akla şunu getiriyor: valla tutuklamalara bile girişebilirler!
Eyvah darbe yapacaklar düşüncesi içinde bulunmak, ancak asla iktidarı bırakmayacağım...” diye düşünen mutlakiyetçilerin duygusu olabilir.
Bu korku ile yaşamak zor bir şey.
Rahat olun, bir tehlike yok!

                                       

Okur notu:
Kurtuluş Savaşı’nı yapmış, Atatürk’ü seven halkın nasıl Demokrat Parti’ye özellikle geçişini anlamaya çalışıyorum. Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikâyesi’ni okuyup dördüncü kitapta bunun yanıtını yazacak diye dört gözle beklemiştim. Yazınız ve Fuat Kalyoncu’nun tespiti çok haklı. Doğan Kuban Hocamızın bu konuda neler yazacağını çok merak ediyorum.”  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları