HOPE Alkazar Sineması, sanatseverlerle yeniden buluşuyor

Gerçek olmak için fazla güzel; ama HOPE Alkazar, adı üstünde bir umut. Umut edelim ki vaatleri gerçek olsun.

17 Kasım 2021 Çarşamba, 04:00
HOPE Alkazar Sineması, sanatseverlerle yeniden buluşuyor
Abone Ol google-news

Alkazar Sineması, on yıl öncesinde İstiklal Caddesi’nde en güzel filmleri en güzel seyrettiğimiz mekândı. Sonra ranta yenildi, kapandı. Bir süredir önündeki kırmızı perde, içerde bir şeylerin değiştiğini, bir umut olduğunu vaat ediyordu. Ben kesin burada gazino filan açarlar diye düşünüyordum; iyi şeylerin olmasına o kadar uzağız ki. Hadi gelin bizi dinleyin dediler. Nike’ın hemen yanında olmak Allkazar sineması için bir şans olmuş. NİKE burayı restore etmiş ve bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirmiş: HOPE Alkazar, ücretsiz ve herkese açık! Burada spor da yapacaksınız, film de seyredeceksiniz, kendinizi geliştirecek projelere de katılacaksınız. Projenin mimarları olarak Almanya’dan Esra Gülmen’i çağırmışlar, tasarım yapmış. Yerlerdeki gülen yüzlerin hepsi birbirinden farklı, “Rengin, düşüncen, cinsel kimliğin ne olursa olsun, empati yap, hoşgörülü ol. Nefes al, nefes ver!” diyor.  Ünlü sanatçı Refik Anadol ABD’den gelmiş ve yıllarca burada seyredilmiş 150’ye yakın Türk filmini yapay zekâya izlettirip 20 kanal ses ve görüntü ile mekânı “Alkazar Rüyası” haline dönüştürmüş. Ve “Bu algoritmaları kullanmak isteyenlere hediye edeceğiz” diyecek kadar cömert. Bize de seyrettirdiği hayal dünyasının içinde hadi dansedin, uçun dediklerinde renklerin, müziğin, ışığın içinde kaybolduk, bir yanda yıldızlar geçiyor, bir yanda izlemiş olduğumuz filmler.

SPOR DA VAR

Bitmedi: İlk kez kanlı canlı görüyorum, Ebrar Karakurt. İtalya’dan gelip burada bir spor akademisi kuracak, küçük kızlara voleybolu öğretip hayallerini gerçekleştirecek. “Geleceğe emin adımlarla bakan bir gençlik hayal ediyorum, ben idolleri olacağım” diyor. Onaranlar Klübü ise Türkiye’den. Kent ve insan arasında iletişim kurmak için çalışıyorlar ve burada harika işler başaracaklarına inanıyorlar. Şimdilik inşaat atıklarından basketbol potaları yapmışlar. Tulu ise “Umarım annem dinlemez” başlığı altında podcast yapıyor ve toplumun tabu olarak nitelediği konuları konuşuyormuş, bu çok tutmuş. İki yıldır Nike’la çalışmaya başlamış. “Böyle bir konuyu böylesine sahiplenecek kadar hoşgörülü bir marka, amacım karşıma çıkan duvarları yıkmak ve sınır tanımazlık”tı diyor. Yani burada geçerli olan dünya, kapsayıcı ve katılımcı; özgür ve eşitlikçi; hoşgörülü; değişime açık; empati yapabilen bir ortam. Dedim ya başında, gerçek olmak için fazla güzel! Uygulamayı indiriyor ve katılıyorsunuz. Hopealkazar.com’da ise programlar mevcut. Kâr amacı yok, herkese açık ve ücretsiz! 21 Kasım’dan itibaren sizinle.