İlerleme: Enkazın İçinden Geçen Yas

İlerleme: Enkazın İçinden Geçen Yas

11.02.2026 12:19:00
Güncellenme:
Güven Baykan
Takip Et:
İlerleme: Enkazın İçinden Geçen Yas

İzmir Devlet Tiyatrosu, Matei Vișniec’in yazdığı; Burak Üzen’in çevirdiği ve Yunus Emre Bozdoğan’ın yönettiği “İlerleme” ile 17–21 Şubat’ta Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde, “normalleşme” denilen şeyin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

Karşıyaka’da, Ragıp Haykır Sahnesi’nin duvarında “İlerleme” adı bir afiş cümlesi gibi durmuyor; daha çok, insanın yüzüne tutulmuş bir soru gibi: Yıkımın içinden geçerken gerçekten ilerler miyiz, yoksa yalnızca daha iyi alışır mıyız? İzmir Devlet Tiyatrosu, Matei Vișniec’in yazdığı bu sert ve çok katmanlı metni, Burak Üzen’in çevirisiyle sahneye taşırken; oyunu Yunus Emre Bozdoğan yönetiminde, 17–21 Şubat akşamları Karşıyaka’da seyirciyle buluşturuyor.

Image

Sahnenin merkezinde Anne var: Işın Yıldız, yasın ağırlığını büyük sözlerle değil, küçücük bir ihtiyacın etrafında büyüterek taşıyor. Oğlunu kaybetmiş bir anne, toprağın altına gidenlere dair bir iz arıyor; ona ait bir şey—hiç olmazsa bir gömlek… Acı, bazen bir eşyaya tutunarak anlaşılır hâle geliyor; oyun da tam burada derinleşiyor: Kaybın yerine ne koyabiliriz? Kaybın yerini kim doldurabilir?

Image

Bu dünyanın karşısında Baba var; B. Atila Karagöz, “dayanma”nın soğuk tarafını, evin içinde dolaşan ağır suskunluğu büyütmeden, kırık bir gündelik hayatın içine yediriyor. Oğul (Kerem Corogil) ve Kız (Berfin Türköz Kurt) ise bu enkazın içinde yalnızca “karakter” değil; bir ailenin parçalanmış ritmi, konuşulamayan cümlelerin gölgesi gibi duruyorlar. Bir evin içinde büyüyen yıkımın, dışarıdaki savaş kadar yakıcı olabileceğini hatırlatan bir karşılaşma bu.

Vișniec’in metni, insanı tek bir duyguda sabitlemiyor; aksine, aynı sahnede farklı yüzler çoğalıyor. Fatih Yurdakul, Stanko / Adam / 1. Komşu olarak bir “tek kişi”den ziyade, savaşın insanı nasıl parçalara böldüğünü gösteren bir dönüşüm hattı kuruyor. Ömer Polat, Milis (Marco) / Travesti / Gorak / 2. Komşu kimlikleri arasında dolaşırken, oyunun acı gerçeğine bir başka keskinlik ekliyor: Düzen değişir, isimler değişir, ama şiddetin dili çoğu zaman aynı kalır. Efe Akercanın Znorko / Sürekli Sırıtan Adam / Frantz / 3. Komşu çizgisi, gülümsemeyi bile tekinsiz bir maske gibi taşıyarak oyunun kara mizah damarını keskinleştiriyor. Fatma Konu ise Yrvan / Pralic geçişleriyle, bu parçalı dünyanın içinde insanın bir anda hem tanık hem fail, hem komşu hem yabancı olabildiğini duyuruyor.

Image

Ve sahnenin kapısını açan o ilk titreşim… Giriş şarkısında Mesure Syuleyman’ın sesi, oyunun daha başında şunu fısıldıyor: Bu hikâye yalnız bir savaşın değil; bir hatırlama mücadelesinin hikâyesi. “Normalleşme” denilen şey, enkazın üzeri örtülünce mi başlıyor; yoksa acı kabul edilince mi?

“İlerleme”, bütün bu soruları seyircinin önüne koyarken, cevapları hazır etmiyor. Oğlunun yasını tutmak isteyen bir annenin arayışında, herkes kendi kaybının eşyasını hatırlıyor: Bir gömlek, bir düğme, bir koku… Ve oyunun en sert yerinde şu soru kalıyor: Yeniden inşa edilen evler var; peki yeniden inşa edilemeyen insanlar?

İlgili Konular: #Tiyatro