Meşher’in yeni sergisi, 500 yıllık bir döneme yayılan seyahatlerin izini sürüyor: Merakın izleri...

Meşher’in yeni sergisi, 500 yıllık bir döneme yayılan seyahatlerin izini sürüyor: Merakın izleri...

8.05.2026 04:00:00
Güncellenme:
Orhun Atmış
Takip Et:
Meşher’in yeni sergisi, 500 yıllık bir döneme yayılan seyahatlerin izini sürüyor: Merakın izleri...

“Seyahat Sanatı” isimli yeni sergisi ile Meşher, sanat tutkunlarını buluşturdu.

İstanbul’un kalbinde, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yer alan Meşher, “Seyahat Sanatı” isimli yeni sergisini izleyiciyle buluşturdu. Sadberk Hanım Müzesi’nin işbirliğiyle açılan sergi, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Osmanlı topraklarına yönelen yolculukların izini süren 300’ü aşkın eseri bir araya getiriyor. Serginin basın ön gösterimi dün yapıldı.

Sergiye konu olan bu yolculuklara imza atanlar gezginler, devlet adamları, elçiler, din adamları ve yolu bir şekilde buralara düşmüş insanlar...

Sergi göze oldukça hoş gelen bir şekilde kurgulanmış. Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında açılan sergide Sadberk Hanım Müzesi tarafından hazırlanan kurgunun topluluğun 100 yıllık yolculuğundaki insani değerleri temsil etmesi amaçlanmış. Sergi, seyahat kavramını yalnızca bir yer değiştirme değil, bilinçli bir seçme ve kaydetme pratiği olarak ele alan seyahatnameleri odağına alıyor.

Seyahatnamelerin yanı sıra, dönemin dünyasını yansıtan tablolar ve Osmanlı coğrafyasına ilişkin objeler de bu görsel ve düşünsel üretim sürecinin parçaları olarak sergide görülebiliyor.

TANINMIŞ SANATÇILARIN ESERLERİ

Serginin küratörlüğünü Sadberk Hanım Müzesi’nden M. Merve Uca, koordinasyonunu ise Sadberk Hanım Müzesi Direktörü Hülya Bilgi üstlenmiş.

Öne çıkan eserler arasında özellikle Albrecht Dürer’in müthiş bir gergedan tasvirinin yanı sıra Jacopo Ligozzi, Louis-François Cassas gibi tanınmış sanatçıların eserleri, seyahat kitapları, İstanbul manzaraları, diplomatik hediyeler, haritalar ve Osmanlı dünyasını belgeleyen önemli görsel kaynaklar bulunuyor. Sergi, hem bu istisnai koleksiyonların güçlü yönlerini görünür kılmak hem de bütünlüklü bir hikâye anlatmak amacıyla kurgulanmış. Kronolojik bir anlatıdan ziyade, seyahat motivasyonlarına göre kurgulanmış tematik bölümler üzerinden bir gezinti sunuyor. “Merak”, “inanç”, “diplomasi”, “savaş”, “ticaret” ve “turizm” gibi başlıklar altında, insanların neden yola çıktığını ve bu yolculukların nasıl görsel ve maddi izler bıraktığını inceliyor. Örneğin yabancı elçilerin ziyaretlerinin gemiden indikleri andan itibaren nasıl gerçekleştiğini gösteren tablolar, “savaş” bölümündeki koleksiyon eserleri ilgi çekici. “Seyahat Sanatı”, 23 Mayıs 2027 tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Image

İSTİKLAL’İ İZLEYEN ZÜRAFA

Meşher’in vitrininden İstiklal Caddesi’ni izleyen bir zürafa başı en başta bütün herkesin dikkatini çekiyor. Bu zürafanın devamı sergi içinde yer alıyor ve bir anlamı var: Metre veya kilometre gibi soyut ölçü birimlerinin henüz yerleşmediği bir dönemde seyyahlar, ne kadar uzağa gittiklerini kanıtlamak için egzotik canlıları kullanırlar. Bir Avrupalı için gergedan, zürafa veya ejderha tasvirleri, gidilen yerin ne kadar “uzak ve bilinmez” olduğunun bir ölçüsüdür. Sergide Merve Uca’dan dinlediğimiz dokunaklı bir not da var. 1530’larda Osmanlı’ya gelen bir heyet, Tebriz’den krala bir fil götürmekle görevlendirilir. Ancak fil, Halep yolunda sahibini kaybedince “melankoliye kapılarak” ölür. Heyetteki hekim, hayvana otopsi yaparak bulgularını kaydeder; bu, o dönemin bilimsel merakının önemli bir örneğidir. O yolculuğun seyahatnamesi de sergide görülebiliyor.