Tophane Çeşmesi’ne yapılan tahribatın tepkileri sürüyor. Bölgenin korunamadığının altını çizen uzmanlar; ülkemizdeki Tophane Çeşmesi gibi benzersiz tarihi eserlerimizi tahrip edenlere karşı caydırıcı cezaların uygulanmasının öncelikle ele alınması gerektiğinin de altını çizdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’den aldığımız bigilere göre: “Tophane Çeşmesi, Vakıflar mülkiyetinde olduğundan restorasyon süreci onlar tarafından yürütülecek. Bununla birlikte, söz konusu bölge için bir alan yönetimi planı yapılması planlanmıyor. Bölge, İstanbul’da UNESCO Dünya Miras Alanı kapsamındaki dört ana alandan biri içinde yer alıyor. Hâlihazırda UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Tarihi Yarımada için alan yönetim planı hazırlık çalışmaları sürdürülülüyor” şeklinde oldu.
PARA VE HAPİS CEZASI!
Tophane Çeşmesi gibi benzersiz tarihi eserlerimizi tahrip edenlere karşı caydırıcı cezaların uygulanmasının öncelikle ele alınması gerekmekteğini vurgulayan Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Yöneticisi Arkeolog Nezih Başgelen, “Örneğin İtalya’da bu tip tarihi eserlere zarar vermenin cezasının ne denli ağır olduğu önceki yıllarda medyaya yansıyan haberlerden de biliniyor; Bir kişi bir tarihi eseri veya kültürel varlığı tahrip eder, kırar, kullanılamaz hale getirir veya yok ederse 2 – 5 yıl hapis, 2.500 Avro – 15.000 Avro para cezası, boyama, kirletme veya duvara yazı yazma gibi durumlarda:6 ay – 3 yıl hapis ve 1.500 Avro – 10.000 Avro para cezası uygulanıyor. 2024’te getirilen ek idari cezalarla anıtlara zarar verme ve boya atma gibi olaylardaki cezalar daha da ağırlaştırılmış durumda . Bu son duruma göre hapis cezasına ek olarak tarihi eseri kirletme veya zarar vermeye: 10 bin Avro – 40 bin Avro: tarihi eseri ciddi şekilde tahrip etme veya yok etmeye; 20 bin Avro – 60 bin Avro: para cezaları uygulanabiliyor. Bu cezalar İtalya Ceza Kanunu’ndaki kültürel miras suçları kapsamında uygulanıyor” dedi.
Başgelen şunları söyledi: “Tarihi eserlerin duvarlarına yazı yazmak, kazımak bile Colosseum örneğinde olduğu gibi ağır cezalara neden olabiliyor; 2014’te Colosseum’un duvarına “K” harfi kazıyan Rus turiste 20 bin Avro ceza kesildiği gibi ayrıca 4 yıllık hapis cezası verildi. Bizde ise tarihi eserlerimizde tahribata neden olanların caydırıcı cezalar almadığı gibi hiçbir ceza verilmeden serbest bırakılmasının bu tarz tahriplerin çoğalmasında önemli bir etmen olduğu görülüyor.”
ROMA’DAN, FLORANSA’DAN İLERİ...

Tophane Saat Kulesi
Uzman mimar Korhan Gümüş böyle bir alanın tek tek yönetiminin mümkün olmadığını söyledi. Gümüş, “Böyle bir alanın tek tek yapılar olarak yönetimi mümkün değil. Bütününü ele alacak bir alan yönetimi planına ihtiyacı var” diyor ve ekliyor: “Tophane Meydanı’nın tarihi önemi içinde bu mücevher gibi anıt yapının ölçülemeyecek kadar değerli olduğu ortada. Ama ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Tophane Saat Kulesi, Çeşmesi, Nusretiye Camii, Tophane yapıları, Kılıç Ali Paşa Camii,... ile eşsiz önemli bir dünya mirası. Çevresinde yeniden yapılandırılan bir kıyı bölgesi, şehrin en önemli sanat kurumları bulunuyor. Bu alanın eski elçilik binalarıyla da bir ilişkisinin olduğu muhakkak. Elçilikler denizle irtibatlarını bu alanda kuruyorlar” diyor.
SİMGESEL ÖNEMİ...
Tophane bölgesi ile igili açıklama yapan Gümüş, “Bu çeşmenin simgesel olarak önemi büyük, çünkü imparatorluğun Akdeniz üzerindeki hakimiyeti kadar Avrupa le kurduğu ağ ilişkilerini gösterir. İmparatorluk bir bakıma bu hat üzerinde ilk defa modern kamusal alan kavramını kendisine göre, anıtlarıyla tanımlamış. Su gibi şehre hayat veren bir değeri döneminin dünyadaki en ilginç mimari özelliklere sahip örnekleriyle kamusal alana taşımış. Bu açıdan Roma’dan, Floransa’dan ileri olduğu söylenebilir” diyor.
BU ANITLARI KİM YÖNETİYOR?
Gümüş, “Günümüzde bu anıtları kim yönetiyor?” diye soruyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu yönetim meselesi basit bir bürokratik mesele değil. Vakıflar adı ile geçmiş değerleri çağrıştıran, tarihi bir misyonu varmış gibi gözüken bir devlet kurumu. Ama adıyla tam tezat teşkil edecek şekilde merkezi ve resmi bir yapıya dönüştürülmüş. Mirasa sahip çıkılacaksa, önce nasıl yönetileceğine bakmak gerekiyor. Mesele yalnızca bir anıt eserin korunmasından, restore edilmesinden ibaret değil. Kamusal alanın yönetimi basit bir inşaat-restorasyon işi gibi ele alınamaz. Araştırma kurumlarının, enstitülerin, kültür misyonlarının, üniversitelerin yönetime, çalışmalara katılmaları gerekiyor. Böyle önemli bir sorumluluk basitçe restorasyon çalışmaları ile geçiştirilemez” diyor.