Dile kolay derler ya, öyle değil işte dile bile zor gelir bazı vedalar. En uzun soluklu sohbeti bir kaç yıl önce Fenerbahçe parkında gerçekleştirmiştik usta ile. Nasıl içeriz kahveyi diye sormuştum: “Acı olsun kahvemiz”! demişti. O acı kahvenin tadı damağımda, ustanın söyledikleri ise kulağımda kaldı... Usta için bugün saat 10.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlenecek. Göktay, törenin ardından Şakirin Camii’nde kılınacak öğle namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

EKOL...
Zihni Göktay, 1973 yılından bu yana çatısı altında yer aldığı İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sembol isimlerinden biri oldu. Kendisini her zaman “Dârülbedâyi’nin bir neferi” olarak tanımlayan usta sanatçı, tiyatronun disiplinini, ahlakını ve usta-çırak ilişkisini genç kuşaklara aktaran bir ekoldü. Zihni Göktay, ortaoyunu ve tuluat geleneğini modern tiyatro sahnesine başarıyla taşıyan sanatçılardan biriydi. Metne sadık kalırken sahneye, seyirciye ve o anın enerjisine göre oyunu doğaçlama repliklerle zenginleştirme becerisi, onu geleneksel Türk tiyatrosunun modern bir öncüsü yaptı.
Türk tiyatro tarihinin en uzun soluklu ve en kült eserlerinden biri olan “Lüküs Hayat” opereti denince akla gelen ilk isim Zihni Göktay’dı. Ekrem Reşit Rey’in yazdığı, Cemal Reşit Rey’in bestelediği bu yapıtta “Rıza” karakterini çeyrek asrı aşkın bir süre kapalı gişe oynadı. Bir rolü bu denli uzun süre, heyecanını ve tazeliğini kaybetmeden sahnede tutabilmek dünya tiyatro tarihinde de nadir görülen bir başarı.
Göktay, sadece komedi unsurlarıyla değil, canlandırdığı her karaktere derinlik katan bir karakter oyuncusuydu. Haldun Taner’in Eşeğin Gölgesi’nden Shakespeare’e, Çehov’dan klasik Türk oyunlarına kadar çok geniş bir repertuvara sahipti.

USTA OYUNCUNUN GAZETEMİZDE YAYIMLANAN RÖPORTAJINDAN: ANILARI VE ÖĞÜTLERİ KALDI YADİGAR...
“Anlatacak çok anı, yaşanacak çok hikaye var hocam” diyorum. Gün uzun, bu röportaj akşamı bulur, kahveler birden üçe çıkar, dört saate yakın sürer sohbet. Yüzümüzde bir gülümseme, kahkahalar ve duygulu anlar. Geçmiş geleceği aratıyor. Ustaların gözleri, sahneyi paylaştıkları yakın dostlarını arıyor. Ülkede ekonomi kötü, bir de seyircisini çok özlemiş Göktay. “Seyirci de sizi özledi. Hadi bu sezon çıkın sahneye de uzun alkışlar yankılansın kara tahta sahnede” diyorum. Sigara yakıyor. Doktoru günde bir sigaraya izin vermiş. Sağlık önemli diyorum. Cevap: “Seneler sonra ünlü Fransız aktör Jean-Marie Winling Komedi Fransez (Comdie Française) de 86 yaşındayken bir oyun oynuyor. Öyle bir oyunki hareketli, tırabzandan kayıyor, ikinci kattan aşağı iniyor, takla atıyor falan filan böyle… Gazeteciler soruyorlar ‘Ormanda mı koşuyorsunuz, havuç mu yiyorsunuz, nedir bu yaştaki enerji, performansın sırrı?’ diye. ‘Yok diyor; puro mu içiyorum, viskim de var, koşmuyorum, havuç falan da yemiyorum.’ Nedir diyorlar bize bir tüyo verir misiniz? ‘Yazıhanemde bir kütüphanem, köşem var, oraya bir yazı yapıştırdım. ‘Mösyö Marie bu dünyada değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme.”
Göktay, “Tiyatrodayım bir gün. Aziz Nesin’in bir oyunu sahneye konuyor. Ben de yönetmen yardımcısıyım. Aziz Nesin ‘Ben prömiyere gelemeyeceğim, genel provaya geleyim’ dedi. Üsküdar Musahipzade Celal Tiyatrosu’ndayız. Burası Darülbedayi yani her tiyatroda olduğu gibi bir takım genel provada eksikler olabiliyor, aksesuar eksiklikleri filan, o gün de bir şeyler eksik ve benim daha asabi ve titiz yıllarım, her zaman titizim de o zaman yönetmen yardımcılığının verdiği sorumluluk da var. Bal fıçıları mı ne eksik gelmiş. Arıların kanatlarından bazıları gelmemiş, kızlar ‘benim kanadım nerde, o nerede, bu nerede’ diyor. Sinirlendim. Bağırdım çağırdım. Aziz Bey bana ‘buraya gel’ dedi, ‘buyrun hocam’ dedim.
‘Sen bu ülkede benim başıma gelenleri biliyor musun?’ dedi. ‘Bilmez olur muyum, ben on bir yaşından beri sizi takip ediyorum’ dedim. ‘Senin evde odan var mı?’ diye sordu. ‘yok, bir masam var’ dedim. Aziz Nesin ‘Onun karşısına şu yazıyı yapıştır, her sabah ona bak: Duvarı nem, insanı gam yıkar” diyor.

HEP SAHNEDEYDİ
2 Aralık 1945 tarihinde İstanbul’da doğdu. Pertevniyal Lisesi’nden mezun oldu. Amatörlüğü, 1960-1964 yılları arasında İ.M.T.B. Gençlik Tiyatroları ve Eminönü Halkevi tiyatro kolundaki çalışmaları ile 1964 yılındaki profesyonelliğine kadar sürdü. 1964-1973 yılları arasında Ankara Meydan Sahnesi’nde çalıştı. 1973 yılından bu yana İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda oynayan sanatçı, 36 yılda 72 oyunda rol aldı. İstanbul Radyosu’nda 1978-1996 yılları arasında Radyo Tiyatro Şubesi’nde birçok oyunda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı. Hayatının bu döneminde çok yoğun film seslendirmesi yaptı. Sonrasında kendi oynadığı, sessiz çekilen filmlerde kendini seslendirdi. 1976’dan günümüze onlarca dizi ve filmde rol aldı. Göktay, Muammer Karaca ve Nejat Uygur’un ardından Cibali Karakolu adlı oyunda “Komiser Cafer” karakterini devam ettirdi.
BAŞLICA ÖDÜLLERİ
Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2022 – 2023 “Üstün Akmen Özel Ödülü”
Afife Tiyatro Ödülleri-Yapı Kredi Özel Ödülü-2022
Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali Ödülleri-Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü-2022
Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri 2019 “Onur Ödülü”
Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2017 “Emek Ödülleri”
Cibali Karakolu/ Lions Tiyatro Ödülleri 2015 “Yılın Tiyatro Hizmet Ödülü”
Tiyatro Gazetesi 2. Anadolu Su Tiyatro Ödülleri Emek Ödülü-2015
Suna Pekuysal Tiyatro Ödülleri 2012 “Onur Ödülü”
OYNADIĞI BAŞLICA OYUNLARI
Lüküs Hayat, l Hisse-i Şayia, Cibali Karakolu, Babanın Gorilleri, Açgözlüler, Çalıkuşu, Kanlı Nigar, İp Oyunu, Yaşama Sevinci (Gümüş Düdük), On İki Öfkeli Adam, İpekçi Merhum, Misafir, Çulsuzlar, Sarıpınar 1914, Kralın Kısrağı, Figaro’nun Düğünü, Pembe Konağın Gelinleri, Kuşlar, Resimli Osmanlı Tarihi, Merhaba Anneciğim, Devlet Baba, Genç Osman, Kalkınma Planı, Kısasa Kısas, 3. Selim (Kılıç ve Ney), Gidiş-Dönüş Moskova (Retro)
