Markalar artık ürün özelliklerini anlatmaktan çok, deneyim yaşatmaya odaklanıyor. Çünkü günümüz tüketicisi anlatılanı değil, deneyimlediğini seçiyor. Bu da markaları, hedef kitlelerinin alışkanlıklarını, hobilerini ve gündelik ritüellerini çok daha yakından öğrenmeye yöneltiyor.
Bu yaklaşımda markalar, yalnızca görünür olmayı değil, hedef kitlesinin hayatında anlamlı bir karşılık bulduğu doğru anlarda ve zamanlarda yer almayı önceliklendiriyor. Hedef kitlesinin hobilerine ve yaşamına dahil olarak onun dünyasının doğal bir parçasına dönüşüyor. Bu yüzden spor, sanat, eğlence ya da seyahat gibi alanlarda kurulan temaslar tüketiciyle çok daha güçlü bir bağ kuruyor. Çünkü deneyimlenen marka, hatırlanan markaya dönüşüyor. Nisan ayında Kemer Country Club’da düzenlenen engel atlama yarışları da sadece bir spor etkinliği değil, estetik kodların ve sosyal alışkanlıkların buluştuğu bir nokta oldu. Deneyim alanıyla, yarışlarda yer alan Barbour, hedef kitlesinin heyecanına ortak olarak bu topluluğun doğal bir parçası olmayı hedefledi. Günümüz iletişiminin en kritik sorusu işte burada yatıyor: Bir markayı sadece görünür kılmak mı, yoksa gerçekten yaşatmak mı değerli?
