Tarih 30 Mayıs 2026, Avrupa Şampiyonlar Ligi için büyük gün, heyecan dorukta! Londra Arsenal bölgesinde pub’lar öğlen 12.00 civarında hınca hınç dolmuş, iğne atsan yere düşmez, oysaki maç 17.00’de başlayacak! Kahvaltı üstüne biralar içilmeye başlanmış bile. İngiltere’de futbol sevip de maça gidemeyenler maçı çoğunlukla mahalledeki pub’larda izler, o heyecan toplu halde daha derinden yaşanır. Futbol takip etmem, milli maç hariç pek maç da izlemem ancak oğlumun futbol sevgisi sayesinde benim de ona takılıp pub’larda maç izlediğim olmuştur, oradan biliyorum.
Arsenal taraftarı Ozan bu kez üniversite şehrinden sırf maç için Londra’ya gelmiş, birçok taraftar gibi. Tarihi bir gün… Amaç; maçı stadyumda izleyemese de en azından Arsenal civarındaki bir pub’da taraftarlarla izleyip atmosferi hissetmek, hem de ertesi gün Arsenal takımı şerefine aylar öncesinden planlanan yürüyüşe katılmak. Ama ne mümkün! Pub’larda yer bulmaktan umudu kesince arkadaşının öğrenci yurdundaki televizyondan maçı nefes nefese izlemişler.
10 YIL SONRA BİR İLK
Bilindiği üzere sonuçta Şampiyonlar Ligi’nde büyük kupa Paris Saint Germain’e (PSG) gitti. Fransız takım Macaristan’daki finalde normal süresi ve uzatmaları 1-1 biten mücadelede Arsenal’i penaltılarda 5-4 yenerek kupayı üst üste iki kez aldı. Futbola mesafeli olan ben bile sonuç karşısında gözyaşlarımı tutamadım desem yalan olmaz! İlk yarıda isabetli bir şut bile çekemeyen Fransız ekibi ilk golü 62. dakikada Arsenal’in penaltı almasından sonra attı. 6. dakikada ilk golü atan, her detayı planlamış bir satranç ustası edasıyla maçı götüren Arsenal, seri penaltılarda Gabriel son atışı üstten auta gönderince olanlar oldu! Şampiyonlar Ligi’nde 10 yıl sonra ilk kez bir maç uzatmalara kaldı. Arsenal taraftarı ağlayarak evine dönerken PSG taraftarı ikinci kez şampiyon olmanın tarifsiz mutluluğu ile sokaklara dökülüp taşkın kutlamalar yaptı.
Hatırlanacağı üzere geçen yılki şampiyonluk maçı ardından da Paris’te kutlamalar amacını aşmış; havai fişekler, meşaleler ortalığı yangın yerine çevirmiş, futbol fanatikleri ve polis arasında çıkan çatışmalarda göz yaşartıcı gazlar kullanılmış, aralarında polislerin de bulunduğu birçok kişi yaralanmış, iki kişi yaşamını yitirmişti. Bu yılki kutlamalar için daha sıkı önlemler alınmış olsa bile benzeri gösteriler sırasında 400’ü aşkın kişi gözaltına alınmış.
‘İNSAN KENDİNİ TÜRKİYE’DE HİSSEDEBİLİR’
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen paylaştığı mesajında, “Sadece Fransa’da bir futbol kulübünün zaferi isyanlara yol açar, sadece Fransa’da herkes kazanılan bir maç sonrası şiddetle karşılaşmak korkusuyla kendini korumak için evlerine kapanmak zorunda hisseder” demiş.
Diğer taraftan maç sonrası sakin ve üzgün dağılan Arsenal taraftarı ertesi gün aylar öncesinden planlanan zafer-destek gösterisi için toplandı. 14.00’te yapılacak yürüyüş için Arsenal Seven Sisters Caddesi ve sokaklarını sabah 10.00’dan itibaren doldurmaya başladılar. Kırmızı beyaz Arsenal logolu tişörtlülerden göz gözü görmüyordu. Türklerin yoğun olduğu bölgede insan kendini Türkiye’de bir milli bayram töreninde hissedebilirdi zira, arada takım renklerine uyan Türk bayraklı tişörtlüler de vardı. Şapka satanlar fırsattan istifade her köşede yerini almış, KFC logosuna Arsenal teknik direktörü Mikel Arteta’nın resmi yerleştirilmişti. Çatıda, bacada, tırmanılacak her yer insan kaynıyordu. Taraftar, çekişmeli geçen maçtan sonra kıl payı kaybeden takımlarına bütün kalpleriyle sahip çıkmış, destek için sokaklara dökülmüştü. Zaten Arsenal yenildiğinde taraftarı “Seni her halinle seviyorum” diyerek stadı terk eden sadık bir taraftarmış. İçtenlik ve sadakatlerini yine gösterdiler; “Biz kendimizi biliyoruz”, “Şampiyon Arsenal” sloganlarıyla sokakları inlettiler. Şampiyonluk başka bahara kaldı.
