İngiltere’de yüzyıllar sonra kadınlar için bir ilk - Gülseren Tozkoparan Jordan

İngiltere’de yüzyıllar sonra kadınlar için bir ilk - Gülseren Tozkoparan Jordan

12.04.2026 10:49:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
İngiltere’de yüzyıllar sonra kadınlar için bir ilk - Gülseren Tozkoparan Jordan

İngiltere’de yüzyıllar sonra kadınlar için bir ilk - Gülseren Tozkoparan Jordan

İngiltere’de Victoria dönemi yazar ve düşünürlerinden Mary Ann Evans’ın (George Eliot) toplumun entelektüel kadına güvensizliği yüzünden “ciddiye alınma arzusu”yla mahlas olarak erkek adı kullanmasının üstünden yüzyıllar geçti; kadınların lehine çok şey değişti, başbakan, rahip olup üst düzey görevlere geldiler. Yine de İngiltere tarihinde hiç olmayan bir şey yakın zamanda oldu ve bir kadın rahip en yüksek dini makama atandı!

Canterbury Katedrali’ne Başpiskopos olarak geçen yıl atanan ve görevine 25 Mart 2026’da başlayan Sarah Mullally, 1400 yıllık İngiliz Kilisesi’nde bu göreve getirilen ilk kadın. Uzun tartışmalardan sonra (hâlâ da sıcak bakmayanlar var) tarihte ilk kez 12 Mart 1994’te 32 kadın İngiltere kiliselerine rahip olarak atanmıştı. Kadınların rahip olmalarına ilişkin yasa, kilisenin yönetim organı olan Genel Sinod tarafından 11 Kasım 1992’de onaylanmıştı. İlk kadın piskopos 2015 yılında kutsanmıştı.

106. Başpiskopos olarak ruhani görevine başlayan Sarah 64 yaşında, yıllarca bir kanser hemşiresi olarak çalışmış, başhemşirelik yapmış, hemşireliğe katkılarından dolayı çeşitli ödüller almış; o sırada dini eğitimini de tamamlayarak 40 yaşında rahip olmuş. Farklı katedrallerde piskopos olarak çalıştıktan sonra Londra da St. Paul’s Katedrali’ndeki görevine 133. ve ilk kadın piskopos olarak atanmış.

ANGLİKAN DÜNYASININ MERKEZİ

Canterbury Katedrali, dünya çapındaki 85 milyondan fazla üyeye sahip Anglikan Birliği’nin ana kilisesi. Canterbury Başpiskoposu bu birliğin ruhani lideridir. Katedralin inşası 597 yılında başlamış ancak bugünkü görkemli yapısı büyük oranda 11. ve 15. yüzyıl arasında (Romanesk ve Gotik tarzda) şekillenmiş. Katedral, dünyadaki en eski ve etkileyici orta çağ vitray koleksiyonlarından birinin ev sahibi. Bu vitraylar, okuma yazma bilmeyen halka dini hikâyeleri anlatmak için kullanılan birer “görsel metin”. Üç kez ziyaret ettiğimiz katedrale girince vitrayların içinde tarihte kaybolmuş gibi hissederim. Pazar günleri gidilince dini ayini izlemek de mümkün.

Başpiskopos Thomas Becket’in kendisini o göreve getiren dostu Kral II. Henry tarafından 1170 yılında katedral içinde öldürtülmesi tarihindeki en önemli dönüm noktası olmuş, akabinde Canterbury Katedrali Avrupa’nın en önemli hac merkezlerinden biri haline gelmiştir. “Katedralde Cinayet” adlı oyun T.S. Eliot’ın yazdığı Becket suikastını anlatan bir dramadır; inanç, şehitlik, kilise ile devlet arasındaki çatışmayı ele alır.

Katedral, yüzyıllarca sadece dini değil, siyasi kararların da merkezi olmuştur. Bir kadının bu kürsüye çıkması katedralin temsil ettiği “değişmezlik” imajının, toplumsal cinsiyet eşitliği lehine kırıldığının somut bir kanıtı denilebilir. Başta bahsettiğim George Eliot’ın gizlediği “kadın duyarlılığı” bugün kurumsal bir liderlik modeline dönüşmüş durumda. Bir kadın yazarın yüzyıllar önce kelimeleriyle yarattığı etkiyi günümüzde bir kadın ruhani lider kimliğiyle yaratıyor.

İncelemeler Eliot’ın dindarlığı dogmalar üzerinden değil, şefkat ve yardımseverlik üzerinden tanımladığını vurgular. Ona g re dinin en büyük değeri, insanlar arasında empati kurmasıdır.

İlginçtir ki Lordlar Kamarası’nın ruhani liderleri arasında olan Başpiskopos Sarah Mullally bu göreve geldiğinde lordlara hitabında şöyle dedi: “Ben bugün olduğum piskoposum çünkü ilk mesleğim hemşirelikti; güçlü bir empati, merhamet, yardım etme isteği benim kimliğimin değişmez unsurlarıdır.”

Başpiskopos Mullally 5 Nisan’daki ilk Paskalya vaazında ise Ortadoğu’daki şiddetin acilen sona ermesi için çağrıda bulunup barış için dua etti.

Gülseren Tozkoparan Jordan - İngiltere