Bozuk sağlık sistemindeki kötü gidiş yüzünden ‘genç hekim ölümleri’ son bulmuyor: Bedeli onlar ödüyor!

Bozuk sağlık sistemindeki kötü gidiş yüzünden ‘genç hekim ölümleri’ son bulmuyor: Bedeli onlar ödüyor!

13.03.2026 04:00:00
Güncellenme:
Damla Polat
Takip Et:
Bozuk sağlık sistemindeki kötü gidiş yüzünden ‘genç hekim ölümleri’ son bulmuyor: Bedeli onlar ödüyor!

Mesleğin başındaki hekimlerin karşı karşıya kaldığı uzun nöbetler, hiyerarşik baskı ve ekonomik tatminsizlik, tükenmişliği derinleştiriyor.

Türkiye’de son yıllarda “mesleki koşullar nedeniyle genç hekim ölümleri” sıkça gündeme geliyor. Ölümlerin nedenleri ve nasıl önlenmesi gerektiği kamuoyunun en çok sorduğu soruların başında geliyor. Meslek örgütleri ve uzmanlara göre konunun en kritik kısmını çalışma koşullarından kaynaklanan sorunlar oluşturuyor. Bu ölümlerin kişisel nedenlerle açıklanamayacağı ağır iş yükü, güvencesizlik, performans baskısı ve şiddet ortamıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Özellikle mesleğin başındaki hekimlerin karşı karşıya kaldığı uzun nöbetler, hiyerarşik baskı ve ekonomik tatminsizlik, tükenmişliği derinleştiren başlıca etkenler arasında sayılıyor. Cumhuriyet’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu Yürütme Kurulu üyesi Dr. İlkay Çelik, genç hekimlerin çok boyutlu baskı altında olduğunu vurgulayarak “Türkiye’de genç hekim intiharlarına ilişkin kapsamlı bir çalışma bulunmuyor. Bu alanda veri bulmak çok zor” dedi.

Değerlendirmelerin büyük ölçüde uluslararası çalışmalara dayandığını belirten Çelik, “Amerika ve Avrupa’daki araştırmalarda hekim intihar oranlarının toplum ortalamasının üzerinde olduğunu görüyoruz. Erkek hekimlerde bu oran 1.5-2 kat, kadın hekimlerde ise 2.5-4 kat daha yüksek” ifadelerini kullandı.

‘36 SAAT NÖBET TUTUYORUZ’

Asistan hekimlerin çalışma koşullarına dikkat çeken Çelik, “Özellikle asistan hekimler uzun nöbetler, uygun dinlenme alanlarının olmayışı ve mobbingle karşı karşıya kalıyor. 36 saat nöbet süreleri var. Yasayla nöbet sonrası izin hakkı tanımlanmış olmasına rağmen pratikte, özellikle cerrahi branşlarda bu hak uygulanmıyor” diye konuştu.

Emeğin karşılığının alınamamasının da tükenmişliği artırdığına dikkat çeken Çelik, “Sağlık sisteminin geldiği noktada hem maddi hem manevi olarak emeğin karşılığı alınamıyor. Bu da tükenmişlik sendromuna yol açıyor” dedi. Kadın hekimlerde intiharın ölümle sonuçlanma oranının daha yüksek olduğunu ifade eden Çelik, bunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle bağlantılı olduğunu söyledi.

CAM TAVANIN GÖLGESINDE

“Kadın hekimler hem erkek egemen bir sistem içinde mobbinge maruz kalıyor hem de yetersiz hissettiriliyor. Doğurup doğurmayacağına kadar uzanan müdahalelerle de karşılaşabiliyorlar. Sürekli bir cam tavanla karşı karşıyalar” diyen Dr. İlkay Çelik, ev içi bakım ve çocuk sorumluluğunun da kadınların omzunda olduğunu vurguladı. Yaşanan ölümlerin münferit olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Çelik, “Her birini toplumsal bir problem olarak ele almak gerekiyor. Kötü yaşam standartları, ağır çalışma koşulları ve eşitsizlikler bu tabloyla doğrudan ilişkili” diye konuştu. Çelik, demokratik, eşitlikçi ve insanca çalışma koşullarının sağlanmasının yaşamsal önem taşıdığını söyledi.

İlgili Konular: #Sağlık