Cumhuriyet uzmana sordu: Konuşamayan erkekler, derinleşen yalnızlık

Cumhuriyet uzmana sordu: Konuşamayan erkekler, derinleşen yalnızlık

24.05.2026 20:26:00
Güncellenme:
Damla Polat
Takip Et:
Cumhuriyet uzmana sordu: Konuşamayan erkekler, derinleşen yalnızlık

Modern çağın en az konuşulan ama en derin yaralarından biri, erkeklerin sessizce içine çekildiği yalnızlık sarmalı. Çoğu zaman dışarıdan “bağımsızlık” veya “güçlü duruş” olarak maskelenen bu durum, aslında ilişkileri içten içe kemiren kronik bir izolasyonun eseri. Birçok erkek, güçlü görünmeyi öğreniyor ama duygusal olarak temas kurmayı öğrenemiyor. Bu nedenle erkek yalnızlığı çoğu zaman “kimsenin olmaması” değil, kişinin iç dünyasının kimse tarafından görülmemesiyle ilgili oluyor.

Cumhuriyet’e konuşan Çift ve Aile danışmanı Elanur Buğçe Oral, yapılan son araştırmaların ilişkilerin büyük krizlerle değil; çoğu zaman küçük duygusal kopuşlarla zedelendiğini gösterdiğini söyledi. “Bu küçük kopuşlar zamanla birikip kökleştiğinde, ilişkilerin kıyametini hazırlayan 'Mahşerin Dört Atlısı' sahneye çıkıyor: Eleştiri, aşağılama, savunma ve en sessizi olan duvar örme” diyen Oral, “Erkeği o derin yalnızlık sarmalına hapseden ise genellikle bu son atlı, yani 'duvar örme' oluyor. Erkek, duygusal bir fırtına anında ne yapacağını bilemediğinde, kendini korumak adına etrafına görünmez bir zırh örüyor; dış dünyaya kapanıyor. Ancak bu zırh, zamanla partneriyle arasına aşılmaz bir duvar çekmesine ve kendi kalabalık evinde yapayalnız kalmasına yol açıyor. İçindeki fırtınayı dışarıya yansıtamayan erkek, ördüğü duvarın arkasında sessizce yalnızlaşıyor” dedi. 

''KALABALIK İÇİNDE YAPAYALNIZ''

Erkeklerin fizyolojisinin duygusal çatışma anlarında kadınlara kıyasla çok daha hızlı “alarm durumuna” geçtiğini ifade eden Oral, “Kalp atışı hızlanır, stres hormonları tavan yapar. Erkek, bu yoğun duygusal dalgalanmayla baş edemediği için kendini korumak adına görünmez bir duvar örer. Bu duvar, anlık bir savunma mekanizması gibi görünse de zamanla kronik bir alışkanlığa dönüşür” ifadelerini kullandı. Erkeğin içindeki fırtınayı paylaşamadıkça, kalabalıklar içinde yapayalnız kaldığına dikkat çeken Oral, “Partnerler gün içinde birbirlerine günaydın demekten, bir haberi paylaşmaya ya da bir iç çekmeye kadar yüzlerce küçük duygusal yakınlık teklifinde bulunur. Başarılı ilişkilerde partnerler bu tekliflere karşılık verir. Erkek yalnızlığının temelleri, bu küçük anların ıskalanmasıyla atılır. Toplumsal olarak duygularını bastırmaya, zayıflık göstermemeye koşullandırılmış erkekler, partnerlerinin yakınlık tekliflerini fark etmekte ve kendi tekliflerini sunmakta zorlanır. ‘Ben iyiyim, bir şeyim yok’ cümlesiyle geçiştirilen her an, erkeği kendi duygusal adasında biraz daha yalnızlaştırır” diye konuştu. 

''GÜVENLİ ALAN BULMAKTA ZORLANIYORLAR''

Erkeklerin genellikle derin kırılganlıklarını paylaşacak güvenli alanlar bulmakta zorlandıklarını aktaran Oral, “Toplumun erkeğe biçtiği ‘her şeyi çözen aktör’ rolü, onun ‘bilmiyorum, korkuyorum, yorgunum’ demesine izin vermez. Erkek kendi sevgi haritasını partnerine açmadığında, ilişkide gerçek bir samimiyet kurulamaz. Gerçek samimiyetin olmadığı yerde ise yalnızlık kaçınılmazdır” diye ekledi. Oral, erkek yalnızlığını kırmak ve köprüleri yeniden kurmak için atılması gereken adımları şöyle sıraladı: “Tartışma anlarında duvar örmek yerine, ‘Şu an çok doluyum, 20 dakika ara verelim sonra konuşalım’ diyebilmek. Gün içindeki o ufak bağlantı tekliflerine karşılık vermek. Erkeklerin kendi iç dünyalarını, korkularını partnerlerine açması, yalnızlık sarmalından çıkışın en güçlü anahtarıdır.”

İlgili Konular: #erkek #yalnızlık