İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelerek kentte yürütülen sağlık hizmetleri ve doğum verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Ancak toplantıda paylaşılan sezaryen doğumlara yönelik ifadeler, kadınların doğum tercihlerinin yeniden tartışma konusu olmasına neden oldu.
Kul’un verdiği bilgilere göre İzmir’de 2025 yılında toplam 36 bin 503 doğum gerçekleşti. Bu doğumların 11 bin 830’u normal doğumla yapılırken, 24 bin 389’u sezaryen yöntemiyle gerçekleşti. İl genelinde primer sezaryen oranının yüzde 38,3 olduğunu belirten Kul, Sağlık Bakanlığı’nın politikalarının “normal doğum” üzerine kurulu olduğunu vurguladı.
Ancak sezaryen doğumu “bir doğum şekli değildir” sözleriyle tanımlayan Kul’un açıklamaları, tıbbi zorunluluklar, riskli gebelikler ve kadınların kendi bedenleri üzerindeki karar hakkını gölgede bıraktığı yönünde eleştirildi. Uzmanlar, bu tür söylemlerin sezaryenle doğum yapan kadınları dolaylı olarak suçlayıcı ve ötekileştirici bir dil içerdiğine dikkat çekiyor.
Kul, “Primer sezaryen oranlarını minimuma indirmek üzere mücadele gösteriyoruz. Özel hastanelerde ve üniversitelerde oranlar bizim çok üzerimizde, onları da yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ancak kadın sağlığı alanında çalışan sivil toplum temsilcileri, doğum yöntemlerinin istatistiksel hedeflere indirgenmesinin, kadınların yaşadığı fiziksel ve psikolojik süreçleri görünmez kıldığı görüşünde.
Kadınların doğum tercihlerinin, yalnızca sağlık politikaları değil; bireysel sağlık koşulları, hekim yönlendirmesi ve kişisel deneyimler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, uzmanlar “doğru doğum” kavramı yerine “kadın için güvenli ve uygun doğum” anlayışının benimsenmesi çağrısında bulunuyor.