Tüm Türkiye’de etkisini gösteren aşırı sıcaklıklar, yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkıp insan sağlığını doğrudan tehdit eden önemli bir halk sağlığı problemine dönüştü. 1950’li yıllardan itibaren sıcak hava dalgalarının sıklığında, şiddetinde ve süresinde ciddi artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Mehmet Akbulut, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’nın dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumuna geldiğini vurguladı. Tüm önleyici çalışmalara rağmen yalnızca 2022 yılında Avrupa’da aşırı sıcaklara bağlı olarak 60 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Akbulut, küresel ölçekte her yıl yaklaşık 17,5 milyon sağlıklı yaşam yılının kaybedildiğini söyledi.
SICAKLIK ARTIŞI İNME VE KALP KRİZİ RİSKİNİ TETİKLİYOR
Aşırı sıcaklıkların neden olduğu sağlık sorunlarının önemli bir bölümünün kalp ve damar sistemi kaynaklı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Akbulut, yerel eşik değerlerin üzerindeki her 1 derecelik sıcaklık artışının inme riskini yüzde 3,8’e, akut koroner sendrom riskini ise yüzde 3,5’e kadar yükselttiğini belirtti. İnsan vücudunun sıcakla mücadele ederken ciddi bir fizyolojik yük altına girdiğini anlatan Akbulut, süreci şu sözlerle özetledi:
"Sıcak havalarda damarlar genişleyerek kan dolaşımının periferde göllenmesine yol açıyor ve bundan dolayı kalp daha hızlı çalışmak zorunda kalıyor. Özellikle altta yatan kalp ve damar hastalığı bulunan bireylerde bu durum, oksijen arz ve talep dengesini bozarak akut koroner sendromdan kardiyojenik şoka kadar uzanabilen ciddi tabloları tetikleyebilir."
İLAÇ KULLANANLAR VE GENÇ YAŞ GRUBU DA RİSK ALTINDA
Terleme sonucu oluşan sıvı kaybının yeterince karşılanmamasının damar içi sıvı hacmini azaltarak kalbin yükünü artırdığını, başta böbrekler olmak üzere birçok organı olumsuz etkileyerek çoklu organ hasarına yol açabileceğini ifade eden Akbulut, artan kan yoğunluğunun pıhtılaşma eğilimini ve trombotik olay riskini yükselttiğini söyledi. Sıcak havaların ilaçların etkisini de değiştirebileceğine dikkati çeken Akbulut, şu uyarılarda bulundu:
"Özellikle antitrombosit tedavi ve beta bloker kullanan hastalarda ölümcül olmayan kalp krizi riski anlamlı düzeyde arttı. Bu ilaçların birlikte kullanımında risk yüzde 75’e kadar çıkabiliyor. Üstelik bu etki yalnızca ileri yaş grubunda değil, 25-59 yaş aralığındaki bireylerde de görülüyor."
HAVA KİRLİLİĞİ VE SOSYOEKONOMİK KOŞULLAR RİSKİ KATLIYOR
Sıcaklık artışının hava kirliliği ile birleştiğinde kalp üzerinde "çifte darbe" oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akbulut, ısının ozon oluşumunu artırarak kirleticilerin toksik etkilerini yükselttiğini ve vücudun sıcaklık düzenleme mekanizmalarını bozduğunu aktardı. Riskin toplumun tüm kesimlerinde eşit dağılmadığına işaret eden Akbulut, düşük sosyoekonomik düzeye sahip, sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı olan ve uygun olmayan konut koşullarında yaşayan kişilerin; daha az yeşil alan, daha fazla hava kirliliği ve belirgin kentsel ısı adası etkisine maruz kalarak çok daha büyük bir kardiyovasküler kırılganlık taşıdığını sözlerine ekledi.
