Sağlık Bakanlığı Kurumsal Kimlik Kılavuzu kapsamında, kurum genelinde görev yapan sağlık personelinin kıyafet standartlarına düzenleme getirdi.
Yeni kılavuza göre klinik eczacılar beyaz, hemşireler lacivert, sorumlu hemşireler yakasında beyaz şerit bulunan lacivert, ebeler mürdüm, sorumlu ebeler ise yakasında beyaz şerit bulunan mürdüm renk kıyafet kullanacak. Bordo renk kıyafetler ise klinik psikolog, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, iş ve uğraşı terapisti, sağlık fizikçisi, perfüzyonistin de yer aldığı lisans ve lisans üstü sağlık meslek mensuplarını kapsayacak.
Kılavuzda psikolog, biyolog, çocuk gelişimcileri için kahverengi renk belirlenirken, ameliyathanede görev yapan tüm personel de yeşil kıyafet giyecek. Ayrıca hasta karşılama ve yönlendirmede görevli olanlar takım elbise giyecek. Bu gruptaki kadın personel bakanlık logolu fular, erkek personel ise bakanlık logolu kravat takacak.
Kılavuza ilişkin Sağlık Bakan Yardımcısı Yasin Erkoç "Kıyafetlerin hiçbiri ücretli olmayacak. Sağlık Bakanlığı olarak 1 Ocak 2026'dan itibaren tüm çalışanlarımıza kıyafetlerini ücretsiz olarak sağlayacağız. 1 Haziran 2026'dan itibaren de bu kıyafetlerin kullanımı zorunlu hale gelecek" açıklamasını yapmıştı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, Kurumsal Kimlik Kılavuzu'nun Sağlık Bakanlığı tarafından Resmî Gazetede yayımlanmaksızın, hiçbir yasal dayanak oluşturulmadan yürürlüğe konulduğunu ve sağlık emekçilerinin kıyafetlerine ilişkin keyfi, hukuka aykırı ve gerçeklikten kopuk düzenlemeler içerdiğini vurguladı.
Söz konusu Kılavuzun “Logonun Personel Kıyafetine Uygulanması” başlıklı 19. Bölümüne atıfta bulunan Uğur, "Görev tanımlarına uygun olmayan, ergonomi ve iş sağlığı–güvenliği kriterlerini yok sayan, kumaş kalitesi, kullanım süresi ve hijyen standartlarını içermeyen, temin şekli ve maliyetine dair tek bir hüküm barındırmayan bir anlayışla hazırlanmıştır. Bu haliyle Kılavuz, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’ne açıkça aykırıdır ve idarenin yetki sınırlarını aşan bir tasarrufudur. Üstelik kıyafetlerin renkleri ve şekli; nasıl, kim tarafından, neye göre belirlenmiştir. Sağlık emekçilerine kaçar tane verilecektir?" diye konuştu.
"ÇÖZÜM TEK TİP KIYAFET DAYATMASI MI?"
"Borç yükü altında ezilen, temel tıbbi malzemeyi dahi karşılamakta zorlanan hastane bütçeleri" ile tetkikler yapılamayacağını belirten Uğur, "Ameliyatlar için gerekli malzeme bulamazken Sağlık Bakanlığı çözümü sağlık emekçilerinin tek tip kıyafet uygulamasını dayatmakta mı bulmuştur?" sorusunu sordu.
Söz konusu kılavuzun; bilimi, sağlık hizmetinin niteliğini değil, görselliği önceleyen, vitrini düşünen bir zihniyetin ürünü olduğunu ifade eden Uğur, "Sağlık emekçileri, katalogdan seçilmiş kıyafetlerle değil; bilgiyle, emekle ve fedakârlıkla sağlık hizmeti sunmaktadır. Kıyafet üzerinden kurumsal kimlik inşa etmeye çalışmak, sağlık sisteminin gerçek sorunlarını örtme çabasından başka bir şey değildir. Genel Sağlık-İş tarafından; hukuka aykırı, keyfi, mali yükü belirsiz, sağlık emekçilerini yok sayan bu uygulama karşısında Danıştay nezdinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılmıştır. Genel Sağlık-İş emeğin, hukukun ve adaletin yanındadır" dedi.