Ayhan Bora Kaplan (ABK) Suç Örgütü'ne yönelik soruşturma aşamasında görev alan ve FETÖ firarisi Cevheri Güven’e soruşturma hakkında bilgi ve belge sızdırmak iddiasıyla yargılanan 1’i tutuklu 4 polisin davasına dün Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
2 SANIK DURUŞMAYA KATILDI
Duruşmada tutuklu sanık Serkan Dinçer ile tutuksuz sanık eski KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan salonda hazır bulundu. Tutuksuz diğer sanıklar, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner önceki duruşmalarda haklarında "duruşmalardan ayrı tutulma" kararı olduğu için duruşmaya katılmadı.
'YARGILANMANIN BU ŞEKİLDE SÜRMESİNDEN UTANÇ DUYUYORUM'
Duruşmaya tutuksuz sanık Öner'in avukatının savunmasıyla başlandı.
Avukat; "Yazılı olan bütün delillerde müvekkilin ve diğer emniyet müdürlerinin FETÖ'yle hiçbir bağlantısının olmadığı, üstelik örgüt tarafından hedef alındıklarının ortada olduğuna ilişkin veriler mahkemeye sunuldu. Bu yargılama bize göre müvekkilim bu aşamaya kadar hiçbir soruşturma geçirmemiş, yargı önüne çıkmamıştır ta ki Ayhan Bora Kaplan operasyonunu gerçekleştirileceye kadar. Bu Mahkemede buluntu telefonun (Demircan'ın avukatının ofisinde bulunan telefon) deliline bile ihtiyaç yoktur. Mahkeme başkanı bir önceki duruşmada bir örgüt üyesinin yayınları sebebiyle yargılamayı yapmayacağını söylemiştir; fakat örgüt üyesini yayınları sebebiyle emniyet müdürlerinin yargılandığını gözden kaçırmıştır. Müvekkilimi savunmaktan gurur duyuyorum; fakat yargılanmanın bu şekilde sürmesinden utanç duyuyorum" dedi.
'SİYASET YAPTI, ADLİYE DE YAPMALI'
Öner'in avukatının ardından tutuksuz sanık Çelik'in avukatları savunma yaptı. Çelik'in avukatı; "Bu bilgilerin sızması, açığa çıkması benim müvekkilimin neden işine yarasın? Bu, günün sonunda Ayhan Bora Kaplan'a yaradı. Biz bu örgütün Ankara Adliyesi'nin en üst noktalarına kadar sızdığını biliyoruz. Sızıntının da buradan çıktığını anladık. Siyaset işini yaptı, Adliye de yapmalı" dedi.
'BU LAFTAMALAR ÜZERİNDEN KENDİLERİNİ SAVUNUYORLAR'
Çelik'in diğer avukatı ise "Bir FETÖ'cünün dediklerini delil olarak kullanmak istemedik; ama bizim müvekkillerimiz bir yayından tutuklandı. Bizim bu yargılamamız da önemli olan maddi vakıalardır. İşbu dava yüzünden Ayhan Bora Kaplan tarafının FETÖ'cü laftamalarına maruz kalıyoruz. Çünkü bu dava planlıdır. Bu laftalamalar üzerinden kendilerini savunuyorlar" ifadelerini kullandı.
'HABLEMİTOĞLU YAŞASAYDI...'
Avukatların ardından tutuksuz sanık Demircan'ın savunmasına geçildi.
Demircan, avukatının ofisinde bulunan telefondaki mesaj dokümanlarına değinerek; "Sorguya Ayhan Bora Kaplan'ın avukatı ve şüpheliler dahil olmuş, tutanak da şüpheli avukatları ve yakınlarına verilmiştir. Terör suçlarından sorumlu savcımız, bizi terör suçlarından bürosundan alıp, basın bürosuna gönderdi. Cevheri Güven terör suçundan çıkarıldı mı? Merak ediyorum. Bora Kaplan, 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nin karar aşamasında, 'Polislerin yargılanmasını bekleseydiniz, hangi örgütten çıkacaklarını görecektiniz' demiş, ne hikmetse bundan sonra hakkımızda FETÖ/PYD'den bize soruşturma açılmıştır. Bu kumpas, 17/25 Aralık'taki kumpasa benzemektedir. Hablemitoğlu yaşasaydı, Köstebek devam ederdi; çünkü o kadar fazla haksızlık, hukuksuzluk var ki, biz de şaşkınız. Ben burada yargılanırken, örgütün avukatları ispatlı bir şekilde Cevheri Güven'e belge gönderiyor; ama burada yargılanmıyorlar. Suç örgütü aklamak için burada bize her şey yapılırken, diğerlerine yapılmıyor" ifadelerini kullandı.
'AHTAPOT GİBİ...'
Demircan müdafi avukatı ise "KYOK kararı verilmesi gerekirken, böyle bir dava açma ihtiyacı hissetmişlerdir. Müvekkiller FETÖ düşmanı olarak kodlanmış kişilerdir. Suç örgütü çok güçlü olup ahtapot gibi medya, siyaset, yargıya yayılmış; belki Türk yargı tarihinin en güçlü suç örgütüdür. Adliye içinde hala görev yapmakta olan örgütle bağlantılı hakim ve savcı isimleri vardır. Bu kişiler yüzünden teşkilat rencide olmaktadır" dedi.
'BEN NASIL BİR ÖRGÜT ÜYESİYİM Kİ...'
Demircan tarafının ardından davanın tek tutuklu sanığı Dinçer'in savunmasına geçildi.
Davanın ilk duruşmasında "Benim FETÖ'cü olamama imkan yok; çünkü ben Nurcular'ın Meşveret kolundanım" şeklinde savunma yapan Dinçer, bu duruşmada ise şu dikkat çeken şu savunmada bulundu:
"28 yıllık meslek hayatımda 80'den fazla ödül ve takdir aldım. Bunların da çoğunluğunu 17/25 Aralık'ta aldım. FETÖ/PYD üyesi olduğum iddia ediliyor. Ben nasıl bir örgüt üyesiyim ki örgüt beni, kayıt dışı ve farklı Nur cemaati üyesi olarak kodluyor. Fetullah Gülen'in iade mektuplarında raporum mevcuttur."
'BU DURUMDAN DOLAYI TERFİ ALAMIYORUM'
Mahkeme başkanı; sanık ve tarafların savunmalarının ardından karar için son sözlere geçti. Tutuksuz sanık Demircan son söz olarak; "Beraatimi talep ediyorum. Biz böyle bir suç işlemedik, FETÖ'yle mücadele ettik. Örgüt böyle bir iftira attı. Bu durumdan dolayı terfi alamıyorum ve 'FETÖ' laftalamasına maruz kalıyorum" dedi.
Tutuklu sanık Dinçer de beraatini talep etti.
EMNİYET AMİRLERİ BERAAT ETTİ
Son sözlerin ardından Mahkeme Başkanı karar için 15 dakika ara verdi.
Aranın ardından kararını açıklayan Mahkeme; tutuklu sanık Dinçer'e FETÖ/PYD yönünden "örgüt üyeliği" suçundan 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmasına; ancak tutukluluk süreci göz önüne alındığında yurt dışı ve il dışı adli kontrolle tahliyesine, diğer tutuksuz sanıkların ise beraatine karar verdi.
