"Etkin pişman” Hüseyin Gün ile onun ifadesi üzerine tutuklanan Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan “Casusluk” davası kapsamında bugün ilk kez hakim karşısına çıkıyor.
Yargılama, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de görülecek. İddianamede Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İBB Davasında “örgüt yöneticisi” iddiasına karşın tutuksuz yargılanan iş insanı Hüseyin Gün, “casusluk” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 4 Temmuz 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklandı.
Verdiği etkin pişmanlık ifadesinin ardından 27 Ekim 2025’te; CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kampanya Direktörü Necati Özkan ve TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı.
DAVADA İLK DURUŞMA
Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep eden iddianame ise 18 Şubat 2026’da İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Davanın ilk duruşması, bugün Silivri’de görülüyor.
Yargılaması 9 Mart’ta başlayan İBB Davası kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan bugün “Casusluk” davasında da savunma yapacak.
Öte yandan Merdan Yanardağ, tutukluluğunun yaklaşık 7. ayında ilk kez hakim karşısına çıkacak. İBB dosyasında “örgüt yöneticisi” olmasına karşın tutuksuz yargılanan ancak bu dosya kapsamında 4 Temmuz’dan bu yana tutuklu bulunan Hüseyin Gün de bugünkü duruşmaya katılıyor.
CUMHURİYET SİLİVRİ'DEN BİLDİRİYOR...
'Casusluk' davasının ilk duruşmasında yaşananları Cumhuriyet anbean Silivri'den aktarıyor.
İşte, duruşmada dakika dakika yaşananlar...
12.05 | İMAMOĞLU VE YANARDAĞ ARASINDA KISA DİYALOG
Hüseyin Gün savunmasına devam ederken, hemen arkasındaki sanık sandalyesinde oturan Ekrem İmamoğlu ile Merdan Yanardağ kısa bir diyalog kurdu.
Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ’ın kendisine anlattıklarını tebessümle dinledi.
Öte yandan İmamoğlu zaman zaman, yanında getirdiği notlara göz atıyor.
11.55 | HÜSEYİN GÜN: 'NE İMAMOĞLU NE DE ÖZKAN İLE 2019 YILINDAKİ SINIRLI İLETİŞİMİN DIŞINDA HERHANGİ BİR İRTİBATIM YOK'
Hüseyin Gün, savunmasına şöyle devam etti:
"İstanbul TEM'de ikinci ifademde vermiş olduğum 25 Ekim 2025 tarihli ifademde ayrıntılı olarak belirttiğim üzere, Sayın Merdan Yanardağ ve Sayın Necati Özkan'ı, manevi annem Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıdım. Sayın Ekrem İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık bir, bir buçuk ay sonra yine manevi annem Seher Erçili Alaçam yönlendirmesi neticesinde Saraçhane binasına müştereken yaptığımız nezaket ziyareti ve bir adet foto sırasında hayatımda sadece bir dakika gördüm. Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz. Sadece bir dakika gördüm. Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında, benim Sayın Ekrem İmamoğlu ile bu tarihin ne öncesinde ne de sonrasında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı açıkça görülür.
Aynı şekilde dosyada iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere, Sayın Necati Özkan ile de ifademde belirttiğim gibi, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonraki on on iki günlük kısıtlı sürede açık kaynaklara dayalı yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB'ye 2019 yılının eylül ayında yaptığım bir adet sunum ve bir adet toplantı ile onun dışında yüz yüze hiçbir görüşmem olmamıştır. Fakat hepimiz insanız, 2025 yılının mart ayında Sayın Necati Özkan hakkında bazı olumsuz haberleri duyduktan sonra, ben sadece insani olarak bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun haricinde 7 yıldır -ki bu kayıtlarda mevcut- Sayın Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmuyordu. Dosya kapsamındaki bu somut belirlemeler; iddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da benim ne Sayın İmamoğlu ne de Sayın Özkan ile 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığını tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Teknik deliller bunu gösteriyor."
"SİYASİ CASUSLUK OLARAK NİTELENDİRİLMESİ, İNANDIRICILIKTAN VE HAKİKATTEN SON DERECE UZAK"
Hüseyin Gün, şu ifadeleri kullandı:
"Diğer taraftan, manevi annemin yadigârı olarak gördüğüm ve saygı duyduğum gazeteci Sayın Merdan Yanardağ ile sosyal ilişkilerim çerçevesinde son derece seyrek görüştüğüm -çünkü Türkiye'de çok az kalıyorum- dosyadaki iletişim kayıtlarına bakıldığında sabittir. Tekraren belirtmek isterim ki; benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonra "Mamim" diye adlandırdığım manevi annem merhum Seher Erçeli Alaçam'ın yoğun ısrarı neticesindedir. O yoğun ısrarın sebebini de size anlatabilirim; kendisi koyu CHP’liydi ve Sayın İmamoğlu’nu çok seviyordu.
Manevi annemin ısrarı üzerine Sayın İmamoğlu'nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri olan Sayın Özkan ile yaklaşık 10-12 günlük kısıtlı sürede, hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya analizi çalışmamız oldu. Bu da gönüllü olarak yapıldı; yani bir ücret de yok Sayın Başkan, bunu önemle belirtirim. Manevi annem benden rica etti diye, yurt dışında ortağı olduğum PyQ isimli şirketin teknik elemanlarına; internetteki açık kaynak erişimlerine dayalı veriler üzerinden ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım. Her şey bundan ibaret. İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak verilerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi, inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzaktır."
11.20 | HÜSEYİN GÜN SAVUNMA YAPIYOR: 'BEN BU SÜREÇTEN TAMAMEN HABERSİZDİM'
Duruşmada ilk savunmayı Hüseyin Gün yapıyor.
313 gündür tutuklu bulunduğunu ve "bugünü beklediğini" söyleyerek sözlerine başlayan Gün, şöyle devam etti:
“Hakkımdaki süreç, 2 Mart 2025 tarihinde 112 Acil Çarı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladı. Bu ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 2025/5759 değişik iş numarasıyla yakalama kararı çıkarıldı.
Oysa ben bu süreçten tamamen habersizdim. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zekâ fabrikası kurulmasına ilişkin çalışmalar yürütüyordum. 30 Haziran 2025 tarihinde Türkiye’ye döndüğümde, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındım. Gözaltı sırasında cep telefonuma ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu. Dijital materyallerimin tüm şifrelerini kendi rızamla kolluk kuvvetlerine teslim ettim. Çünkü kendimden emindim. Casus değilim.
Gözaltı sürem üç kez uzatıldı. İstanbul TEM Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerim 4 Temmuz 2025 günü sabah 06.30’da tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildim. Ardından İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından TCK 328/1 kapsamında ‘siyasal veya askeri casusluk’ suçlamasıyla tutuklandım. Soruşturma devam ederken dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde; Sayın Ekrem İmamoğlu ile rahmetli annem Meral Hanım’ın bulunduğu bir fotoğraf ve birkaç mesaj nedeniyle bu kez ‘İmamoğlu suç örgütü yöneticiliği’ iddiasıyla yürütülen 2025/48620 sayılı soruşturmaya dahil edildim.
24 Ekim 2025 sabahı Silivri Cezaevi’ndeki hücremden alınarak yeniden İstanbul TEM’e götürüldüm. 25 Ekim akşamı başlayan ifadem, ertesi gün sabah 10.50’ye kadar sürdü. Bu kapsamda verdiğim ifade sonrasında savcılık tarafından serbest bırakıldım. Bu dosya halen İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir."
"CASUSLUK" İDDİASINI REDDETTİ
"Bugün huzurunuzdaki yargılamaya dayanak yapılan 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede, TCK 328/1 kapsamında devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin ettiğim ileri sürülmektedir. Bu iddiaların tamamı mesnetsizdir" diyen Gün, şu sözleri kullandı:
"Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim. Böyle bir teşebbüste de bulunmadım. Kimseyle de paylaşmadım. Nitekim ikinci ifademde de bu yönde tek bir ikrarım bulunmamaktadır. Çünkü ben ülkeme karşı casusluk yapmadım. Ayrıca kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan bir insan, başka birine casusluk iftirası atmaz.
Bu soruşturmanın temelinde; uyuşturucu ve yasa dışı bahis bağımlılığı bulunan muhbir Ümit Deniz Alaçak’ın geçmişe dayalı husumeti ve kıskançlığı vardır. Öz yeğeninin beni kendisine rol model olarak göstermesinden rahatsızlık duyduğu açıktır. Tüm suçlamalar bu kişisel husumetin ürünüdür. İddianame incelendiğinde, devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi temin ettiğime, bunu kime aktardığıma ya da hangi istihbarat görevlisiyle ne şekilde paylaştığıma ilişkin tek bir somut delilin bulunmadığı görülecektir.
Telefonumda kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasetçiler, bürokratlar, emekli askerler veya istihbarat mensuplarıyla yaptığım görüşmeler suçlama konusu yapılmıştır. Oysa benim uluslararası iş hayatım ve geçmiş kariyerim dikkate alındığında bu ilişkiler hayatın olağan akışı içerisindedir.
Ben uzun yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapan bir iş insanıyım. Eğitimimi İngiltere’de tamamladım. Londra Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Meslek hayatıma Cenevre’de petrol ticareti alanında başladım. Daha sonra Merrill Lynch’in Londra şubesinde yatırım uzmanı ve başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Ardından Crédit Agricole’de kıdemli başkan yardımcılığı görevinde bulundum.
Daha sonra kendi sermayemle enerji, doğal kaynaklar ve finans sektörlerinde yatırımlar yaptım. Londra merkezli Avicenna Capital şirketini kurdum. Siyasetin ve özellikle Anglo-Sakson siyasetinin nasıl şekillendiğini anlamaya duyduğum ilgi nedeniyle çeşitli düşünce kuruluşlarında da faaliyet yürüttüm. Bu nedenle uluslararası çevrelerle ilişki içerisinde olmam son derece doğaldır.
Hele ki 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında yürütülen diplomatik ve siyasi temaslar dikkate alındığında, iddianamede adı geçen kişilerle görüşmüş olmamın hayatın olağan akışına aykırı hiçbir yönü yoktur."
HÜSEYİN GÜN, FUAT OKTAY'IN İSMİNİ VERDİ
Gün, savunmasına şöyle devam etti:
“Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM'de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika'da firari olan önde gelen FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye'den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir.
Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017'ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek.”
10.59 | DURUŞMA SALONUNDA 'YER' KRİZİ
Davanın görüldüğü 4 No’lu Duruşma Salonunda “yer” krizi yaşandı.
Kapasitenin yetersiz olması nedeniyle girişlerde ve salonun içinde büyük bir yoğunluk yaşandı. Çok sayıda avukat ve gazeteci, savunmalar başlamasına rağmen salona giremedi.
10.44 | SAVUNMA SIRASI BELLİ OLDU
Mahkeme Başkanı savunma sırasını sözlü olarak duyurdu. Önce Hüseyin Gün konuşacak ardından Ekrem İmamoğlu’na söz verilecek.
Sonra Merdan Yanardağ konuşacak ve son olarak da Necati Özkan savunma yapacak.
10.30 | YANARDAĞ'DAN İZLEYİCİLERE: "EMPERYALİZMİN İŞBİRLİKÇİLERİ, YURTSEVERLERİ CASUSLUKLA SUÇLUYOR"
Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün, duruşma salonuna geldi.
Yanardağ izleyicilere, “Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri, yurtseverleri casuslukla suçluyor” diye seslendi.
10.05 | SALONA GİRİŞLERDE YOĞUNLUK YAŞANDI
Casusluk davası öncesi salona girişlerde yoğunluk yaşandı. Mahmut Tanal, aleniyet ilkesini vurgulayarak, herkesin salona girmesi gerektiğini söyledi.
İDDİANAMEDEN
Toplam 162 sayfadan oluşan iddianamenin ilk 10 sayfasında; “casusluk nedir”, “devlet sırrı nedir”, “mozaik sır teorisi nedir” gibi teorik-hukuki çerçeve yer alıyor.
Soruşturmanın; 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine başlatıldığı belirtiliyor. İddianamede Hüseyin Gün; İsrail, ABD ve İngiltere lehine çalışan, kriptolu haberleşme kullanan, uluslararası bağlantıları bulunan bir “operasyonel aktör” olarak tarif ediliyor.
İhbarda Hüseyin Gün’ün “ajanlık faaliyetleri yürüttüğü”, “seçimlerde hükümet aleyhine propaganda için finansman sağladığı” ve “kriptolu telefonlar kullandığı” öne sürülüyor. Ardından dijital materyallere el konuluyor, MASAK ve HTS incelemeleri yapılıyor.
İBB’ye ait veri tabanındaki bazı bilgilerin, mail adreslerinin ve şifrelerin “OSINT/darkweb” ortamına aktarıldığı, bu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde analizler yapıldığı ve bu süreçte kişisel verilere erişildiği ileri sürülüyor. İddianamede; İBB içindeki verilere erişim ve bunların analiz edilmesi sürecinin, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla yürütüldüğü iddia ediliyor.
Hüseyin Gün, 23 Ekim tarihli “etkin pişmanlık” ifadesinde; Necati Özkan'ın Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı ve seçim kampanyası direktörü olduğunu, Necati Özkan ile seçim kampanyaları hakkında görüştüğünü, Özkan’dan aldığı veriler doğrultusunda araştırmalar yaparak bir seçim çalışması yöntemi düzenlediklerini ve önerilerde bulunduklarını, Merdan Yanardağ'ın ise bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını iddia ediyor.
TELE 1’E KAYYIM ATANMIŞ DAHA SONRA SATIŞA ÇIKARILMIŞTI
Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının hemen ardından 24 Ekim 2025’te TELE 1’e kayyım atandı. Resmi Gazete'nin 25 Nisan tarihli kararına göre kanal, Yanardağ henüz hakim karşısına dahi çıkmadan, 28 milyon liraya açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı.
“SEPETLEDİĞİMİZ BEYEFENDİ…”
İBB Davasında 18. duruşma gününde, tutuklu isimlerden İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz’ın savunmasının ardından soru sormak için söz alan Necati Özkan, bir sunum sonrası Hüseyin Gün’den “memnun kalmadıklarını” belirterek, “Amiyane tabirle ‘sepetlediğimiz’ bir beyefendi, şu anda bizim ‘yöneticimiz’ olarak buraya konduruldu” ifadelerini kullanmıştı. Yılmaz ise “Evet, projesi tırttı” diye karşılık vermişti. Ekrem İmamoğlu da sorduğu sorular sırasında Gün hakkında benzer eleştirilerde bulunmuştu.
UZMAN GÖRÜŞÜ DE DOSYADA
Necati Özkan’ın avukatı Erkam Erdem, Adli Bilişim Mühendisi ve Adli Bilirkişi uzmanına, iddianameyle ilgili teknik uzman mütalaası hazırlattı. Uzman görüşünde, inceleme konusu e-posta ve şifrelerin, İBB bilgi sistemlerinden ele geçirilmediği, verilerin bazı İBB çalışanlarının kişisel olarak üye oldukları internet sitelerinde yaşanan küresel veri sızıntılarından kaynaklandığı ifade edildi.
