Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor! İBB davasında 25. duruşma: 'Talimatı bizzat İmamoğlu verse onu da bekletirdim'

Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor! İBB davasında 25. duruşma: 'Talimatı bizzat İmamoğlu verse onu da bekletirdim'

21.04.2026 11:13:00
Güncellenme:
Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor! İBB davasında 25. duruşma: 'Talimatı bizzat İmamoğlu verse onu da bekletirdim'

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 25. günü başladı.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 25. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı.

12.40 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

İBB Davası’na öğle arası verildi. Aradan sonra İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, 47. eyleme ilişkin savunma yapacak.

11:00 | İBB BOĞAZİÇİ İMAR MÜDÜRÜ KARAOĞLU, EYLEMLERE İLİŞKİN SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Dün savunması yarıda kalan ve iddianamede 13 eylemle suçlanan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, bugün savunmasına kaldığı yerden devam ediyor.

Karaoğlu, Muhittin Palazoğlu’ndan zorla 600 bin TL alındığına ilişkin 53 numaralı eylemde, iddianamede anlatılan olayların Tuzla’daki bir inşaat ve iskân süreciyle ilgili olduğunu belirterek, “Tuzla’yla benim ne alakam var? Tuzla Boğaziçi İmar’da bile değil” dedi. Kendi adının ne ifadelerde ne de eylem değerlendirme kısmında geçtiğini vurgulayan Karaoğlu, “Ben neden suçlanıyorum, o da anlaşılmıyor” ifadelerini kullandı.

Palazoğlu’nun beyanlarında da Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne atıf bulunmadığını dile getiren Karaoğlu, “İfadenin hiçbir satırında Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nden söz edilmiyor. Benim de ismim yok” dedi. Ayrıca, Yakup Öner’i yönlendirdiği iddiasını reddederek, “Benim yönlendirme yaptığıma dair bir delil var mı? Yok. Üstelik Yakup Öner şüpheliler arasında da yok” diye konuştu.

Yine Palazoğlu’nun Üsküdar’daki tek katlı yapısının hukuka aykırı tamamlandığı ve bunun çalıştığı yere bağlandığını belirten Karaoğlu, tüm işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü savunurken “2023’ün ortalarında yapının tamamlanması izin verildi deniyor aöa biz yapı tatil tutanağı tuttuk, yıkım kararı aldık, 29 milyon lira ceza kestik ve savcılığa suç duyurusunda bulunduk” dedi.

“GÖREVE BAŞLAMADIĞIM TARİHTE NASIL SUÇLANABİLİYORUM?”

Karaoğlu, 52 numaralı eylemde Beşiktaş Kuruçeşme’deki bir işletmeye ilişkin imar aykırılıklarına göz yumduğu ve rüşvet aldığı iddialarını da reddetti. İddianamede suç tarihinin 2019 olarak gösterildiğini hatırlatan Karaoğlu, “Ben göreve 1 Eylül 2020’de başladım. 2019’da bırakın Boğaziçi’ni, İBB’de dahi görevim yoktu. Henüz görev almadığım bir yerdeki uygulamalara göz yumarak nasıl rüşvet almakla suçlanıyorum, anlamış değilim” ifadelerini kullandı.

Söz konusu eylemde yer alan “usulsüzlüklere göz yumuması karşılığında market kartı dağıtıldı” iddialarına da değinen Karaoğlu, “Bu kartlar kime verilmiş, nasıl kullanılmış, araştırılmamış bile. Benim bu kartlarla ilişkilendirilecek hiçbir şeyim yok” dedi.

Söz konusu eylemin yalnızca gizli tanık beyanına dayandığını belirten “Bunun eylem olarak iddianameye konu edilmesini sağlayan mesele Gizli Tanık Zeytin’in beyanı. O da Ramazan Gülten’in soyadını bile Gültekin olarak yanlış vermiş” diye konuştu.

“İMAMOĞLU TALİMAT VERSE ONU DA BEKLETİRDİM”

Eylem 58’de, Mehtabiye Köşkü’ne ilişkin ruhsat sürecinin bilinçli şekilde bekletildiği iddialarına karşı ise Karaoğlu, sürecin resmi belgelerle açıkça ortaya konulabileceğini belirterek suçlamaları reddetti. Mahkemede çeşitli izinleri salona yansıtan Karaoğlu, iddianın esasen iki ifadeye dayandığını vurgulayarak, “Bu eylemdeki iddia yine iki ifade üzerinde kurgulanıyor ancak esas anlamda tek bir ifadeye dayanıyor” dedi.

Müşteki olarak yer alan Murat Özyeğin’in “2023 yılının mayıs ayında … izinler çıkmıştı” şeklindeki beyanına değinen Karaoğlu, bu ifadenin sürecin gerçek akışıyla örtüşmediğini belirtirken “Mayıs ayında her şeyim tamamdı dediği noktada, dilekçesini henüz haziran ayında vermiş” sözleriyle başvuru tarihine dikkat çekti. 

Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı izninin 20 Eylül 2023’te alındığını hatırlatarak sürecin bekletildiği iddiasını reddeden Karaoğlu, eksik evraklara işaret etti. Ruhsat için gerekli belgelerin aylar sonra tamamlandığını belirterek “Dilekçeyi haziran ayında vermişsin ancak evraklar Eylül ayında toplanmaya başlanıp Kasım ayında tamamlanmış” diye konuştu.

Pek çok eylemde olduğu gibi bu eylemde de ilgili talepleri Yakup Öner’e iletmekle de suçlanan Karaoğlu, taraflar arasındaki iletişimin kendisi dışında geliştiğini ifade ederek, “Adam birini aramış, ‘Ruhsat işim var’ demiş… ben burada kimi kime yönlendirmişim?” diye konuştu. Karaoğlu, sürecin mevzuata uygun şekilde ilerlediğini belirterek, söz konusu eyleme ilişkin savunmasını “Ekrem İmamoğlu talimat verse, ‘Ekrem Başkanım, şu evrak gelmediği sürece ben bu ruhsatı veremem’ derim. Evraklar geldikten sonra ise süreç sıralı ve bekleme olmaksızın tamamlanmış, ruhsat alınmış” sözleriyle sonlandırdı.

“ASANSÖR BİLE YAPMADAN İSKAN İÇİN BEKLETTİĞİMİ SÖYLÜYOR”

Karaoğlu daha sonra, eylem 56 kapsamında iş insanı Avni Çelik’ten rüşvet istediğine yönelik iddiara ilişkin konuşurken “Ne ifadede ne eylem değerlendirmesinin herhangi bir yerinde benden bahsedilmiyor, adım dahi geçmiyor” dedi.

Söz konusu iddianın Yakup Öner ve Avni Çelik’in ifadelerine dayandığını hatırlatan Karaoğlu, bu anlatımlarda kendisine ilişkin herhangi bir unsur bulunmadığını vurguladı. Yakup Öner’in “Ben bu talebi Ekrem İmamoğlu’nun isteği üzerine ilettim” sözleri ile Avni Çelik’in “Yakup Öner bana geldi” şeklindeki beyanlarına işaret eden Karaoğlu, “İfadeleri okuduğumuzda Yakup Öner doğrudan Avni Çelik ile görüştüğünü söylüyor. Avni Çelik de kendisini Yakup Öner'in aradığını söylüyor ama ben yine burada Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanıyorum” ifadelerini kullandı.

Söz konusu eylemde yer alan ‘bekletme’ iddiasını da değerlendiren Karaoğlu, sürecin teknik eksikliklerden kaynaklandığını belirterek “Söz konusu yer 9,5 sene devam eden ama bir türlü tamamlanıp iskan aşamasına gelmemiş bir yer. Yerinde birtakım imalatların, dosyasında birtakım eksiklerin olduğu bir yer. Vatandaş 9,5 senede inşaatı tamamlayamamış, sonra diyor ki benim müdürlükte dosyam 2 aydır, 3 aydır bekletiliyor. Ya bu 9,5 senede ne oldu da sen burayı bitiremedin. Asansörü bile yapmamışsın” diyerek iskan sürecinin yalnızca izinlerle değil, tüm teknik şartların sağlanmasıyla mümkün olduğunu ifade etti.