İYİ Parti lideri Dervişoğlu'ndan 'Akın Gürlek' tepkisi

İYİ Parti lideri Dervişoğlu'ndan 'Akın Gürlek' tepkisi

11.02.2026 11:02:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
İYİ Parti lideri Dervişoğlu'ndan 'Akın Gürlek' tepkisi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek'in atanmasına ilişkin '' ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi bu davaların siyasi yönünü de somutlaştırmış ve resmileştirmiştir'' dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

Dervişoğlu'nun açıklamasından satırbaşları şöyle: 

''Bayrak, vatan Türklük.. Bu olup bitenlerden münezzeh midir? Hükümet ve yerel yönetim aralarında sanki masa tenisi yaparken daha geçtiğimiz gün sel felaketinde 5 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi bu ülke için bir şeref meselesi değil midir?

Peki adalet... Masumun mahkemeden korktuğu, suçlunun oynaya oynaya girdiği mahkemede mi arayalım? Bir tarafta yıllarca denetlenmiş insanlar aylarca tutuklu yargılanıyor. bir tarafta 100'lerce arama emri olanlar serbestçe dolaşıyor. Bu adalet değildir. 

Bu ülkenin ihtiyacı daha fazla korku değil biraz daha adalettir. 

KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ 

Dün iki bakan görevden alınarak yerlerine yenileri getirildi. Tek bir kararla. Tek adam rejimi böyledir. Bütün bakanlıklar artık Cumhurbaşkanı'nın talimatlarını yerine getiren temsil makamlarından başka bir şey ifade etmez. Bu açıdan yeni kabine değişikliği ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemindeki illüzyondan başka bir şey değildir.

''SİYASİ YÖNÜ RESMİLEŞTİ''

(Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanması) Ancak ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi bu davaların siyasi yönünü de somutlaştırmış ve resmileştirmiştir. İktidar, muhalefete yönelik sistematik baskısını resmi hale getirmekten ve bunu aleni olarak sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi, dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hakimlerin başına geçiyor düşünebiliyor musunuz? Aynı zamanda bu kişi, olası karar süreçlerine dair bütün itiraz makamlarının da odağında yer alıyor. Yani size dava açan, sizinle ilgili kararı verecek olan makamın üstünde ve karara itiraz edebileceğiniz makamların merkezinde konumlanmış durumda. Böylesi bir ortamda hiçbir süreçten Türkiye'ye demokrasi ve huzur ortamının çıkmayacağı da anlaşılmış olmaktadır.

''YENİ TÜRKİYE, YAŞLANAN VE AZALAN TÜRKİYE''

Biliyorsunuz veri açıklamakta da meşhurlar. Tarih gibi rakamları da tahrif etmekte mahirler. Nüfus verileri açıklıyorlar. Facia öylesine büyük, öylesine acı verici ki bunu tamir etmekte o kadar zor ki ne desem az geliyor vallahi. Halen kimlerin kaçak yolla bu ülkeye girdiğini, kaç kişi olduklarını, hatta nerede olduklarını dahi doğru dürüst bilmiyoruz. Emin olun bunlar da artık bilmiyorlar.

Yeni Türkiye işte; yaşlanan ve azalan Türkiye. 25 senede nüfus artışı yok olma noktasına gelmiş. Bunun için bile Türk milletini azarlıyorlar. Diyorlar ki ‘Ey vatandaş çocuk yap. Üç yap, beş yap.’ Nasıl mesela, nasıl? Asgari ücretin kirasını ödemeye yetmediği 1+1 evlerde mi büyüyecek aileler? Yoksa her an deprem korkusuyla yaşanan o metruk binalarda mı? Terk edilmiş ya da betona teslim edilmiş, adeta yok olmuş köylerde mi büyüyecek aileler?

Çeyrek asırda dönüm noktası olabilecek onlarca fırsatı heba ettiler. Tarımda, sanayide, turizmde onlarca sektörde bambaşka bir Türkiye ortaya çıkabilirdi. Sanayi devi çıkmasa doğa turizm cenneti, yazılım olmasa biyoteknoloji merkezleri ortaya çıkardı. Ama hepsini bir şekilde harcayıp %1’i İsviçre, %9’u Dubai gibi yaşayan; %90’ı ise Afrika ve Hindistan’la yarışan bir ülke yarattılar.

Şimdi kentsel dönüşümün de sonu aynıdır. Oysa bambaşka bir Türkiye mümkündür. Anadolu’ya yeniden yerleşmek için birbirinin tekrarı zevksiz ve mutsuz binalar yerine mamur, yeşil şehirler için bu bir fırsattır. Ama o fırsatı yine harcıyorlar. Söyleyin, hangi geleneğimizdir bu ortaya çıkan garabet? Hangi mimarimiz, hangi ustalığımızdır? Hangi sanatımızdır, hangi kültürümüzdür?

Diyorlar ki ‘Ey vatandaş çocuk yap.’ Tarımı bile isteye sıfır noktasına getirdiler. O çocuklar nereden geldiği, nasıl yetiştirildiği belli olmayan zehir dolu sebze ve meyveyi mi yiyecek? Açlık sınırının altındaki maaşlarla mı o çocukların karnı doyacak? Dünya doyarken Türkiye neden açtır, soruyorum sizlere? Dünya fiyat istikrarına doğru yol alırken Türkiye neden her ay yeni bir enflasyon rekoru kırmaktadır?

"TARİH EMANET VERİR, SENET YAZMAZ. SİZ O EMANETE İHANET ETTİNİZ"

Terörsüz Türkiye... Umut hakkı... Türkiye Yüzyılı... 'Kilim' gibi dokunmuş şaheserleriniz. Sarayınızın, konağınızın duvarına asın. 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, vatan eğer, uğrunda ölen varsa vatandır'! Peki üzerinde yaşayanlar, o sancağı tutanlar ne olacak, Türk milletine ne olacaktır? Bugün Türk milletini davet ettiğiniz yer neresidir? Bu davetin icabı halinde, Türk milletini bekleyen şey nedir? Orada refah var mıdır mesela? Hangi fabrikalar işleyecek, Hangi çarklar dönecektir? Hangi tarlalardan bereket hasat edilecektir, bunu hangi köylü yapacaktır? Daha iyi okullar kurulmuş mudur? Daha hızlı internet var mıdır? Neresidir o Türkiye? Ticaret, yasaklardan, kısıtlardan, kara paradan arındırılmış mıdır? Sokakların güvenliği için bir projeniz var mıdır? Gençlerimiz kumarın, uyuşturucunun, fuhuşun, çetelerin pençesinden kurtarılmış mıdır? Söyleyin neresidir orası? Tek bir sözünüz, tek bir kelamınız var mıdır insana dair? Yaşı 7, 17, 77 fark etmez, ona orada onurlu bir yaşam var mıdır? Ev bulmak, yurt bulmak dert olmaktan çıkmış mıdır? Kanal İstanbul yerine, İkmal İstanbul denmiş midir? Dünya lidercileri, ülkü devleri, eyy komisyoncular! Hepinize sesleniyorum: Tarih emanet verir, senet yazmaz. Siz o emanete ihanet ettiniz. Vatanı da milleti de makamlarınıza rehin ettiniz. Kos koca bir milleti, makam fantezileriniz altında ezdiniz. Türk insanı içinse tek bir hayal dahi kurmadınız. Siz bu ülkenin niçin bir Cumhuriyet olduğunu, bir türlü anlamadınız. 

"TÜRKİYE, NAMUSUYLA KAZANDIĞI EKMEĞİ, NAMUSUYLA BÖLÜŞENLERİN CUMHURİYETİDİR"

Siz onu kuranları, sizin gibi plazalarda, yazıhanelerde pinekleyen, hisse alıp, altın satan; hikaye anlatıp; dedikodu yapan, kendiniz gibi divaneler zannettiniz. Türkiye’yi ise size dar geliyor zannettiniz. Oysa ona küçük gelen sizlersiniz. Türkiye niçin bir ulus devlettir? Egemenlik niçin milletindir? Oy ve sandık niçin namustur? Siz niçin maraba değilsiniz? Nasıl o koltuklarda oturabildiniz? Bir türlü anlamak istemediniz. Siz bu Cumhuriyet'e ikrar vermediniz. Toz toprak içindeki karargahlardan, Anadolu’nun çıplak, sıtmalı, Trahomlu bedenine dokunan bu battaniyenin kıymetini bir türlü bilemediniz. Mustafa Kemal'in o başındaki battaniyeyi bir türlü bilemediniz. Başının üstüne çatı kalmamış bu millet için, binbir gayretle çatılan bu çatıyı hiçbir zaman sevmediniz. Türkiye, namusuyla kazandığı ekmeği, namusuyla bölüşenlerin Cumhuriyetidir. Bunu beğenmediniz. Siz o ekmeği ne büyüttünüz; ne de adaletle bölüştünüz. Siz o ekmeği bize çok görenlerin neslindensiniz, onların soyundansınız. O nimete; kinden, kibirden ve nankörlükten başka hiçbir gözle bakmadınız.

"SEN ABDULLAH ÖCALAN'IN DAVA ARKADAŞISIN"

Bugünse kalkmış, tüm aymazlığınız, düzenbazlığınızla, ikiyüzlülüğünüz ve melanetinizle diyorsunuz ki, 'Türklüğü terhis edin' diyorsunuz! Evet, siz bize bunu diyorsunuz. Feriştahı bunu yaptıramadı. Feriştahı bunu yaptıramaz. Bu millet, bir avuç da kalsa, size bunu yaptırmaz. Şimdi çıkmış, bize milliyetçilik dersi vermeye kalkışıyorsunuz. Bize ait anılardan kurulmuş cümlelerle nutuk irat ediyorlar. O hatıralar bizim beyler. Ben sizin söylediklerinize değil, yaptıklarınıza bakıyorum. Yaptığınız çağrılarla Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tartışılmazlarını, tartışma masasına yatırıp, tartışılır hale getirdiniz. İmralı canisinden, ulakları vasıtasıyla gelen mesajın her cümlesinin altına imza attınız. Meclis'i bir hainin ayağına yönlendirerek, devletle terör örgütünü eşitlediniz. Binlerce evladımızın katili alçağa, umut hakkı adı altında, özgürlük vaat etmeye devam ediyorsunuz. Şimdi soruyorum: Siz neyin milliyetçiliğini anlatıyorsunuz? Anlatırken utanmıyor musunuz? Ben milliyetçiliğimin zekatını versem 40 ramazan yeter sana. 40 ramazan. Sonra bana sorma ortağına sor. Ortağınıza bir sorun bakalım: Ayağının altına aldığını söylediği milliyetçilik üzerinden ayağını kaldırmış mı? Üzülerek, utanarak söylüyorum: Sadece kendinizi değil, milliyetçileri de güvenilmez yapmıştır bu beyefendi. Türk milliyetçiliği üzerine kara bir gölge gibi düştünüz. Belli ki, merkez siyaset söylemimizden de ziyadesiyle  rahatsızsınız. Sizin yok etmek için büyük bir çaba sarf ettiğiniz siyasetin merkezini Allah'ın izni teşkilatımız ve kadrolarımızla yeniden inşa edeceğiz. Biz, ekmeği büyütmenin, o ekmeği pay etmenin derdindeyiz. O ekmeğe el sürdürmeyeceğiz. Bu ülkeyi size kurban etmeyeceğiz. Bu bayrağı kirlettirmeyeceğiz. Dava arkadaşı edebiyatının da sonu gelmiştir. Sen benim dava arkadaşım değilsin. Sen Abdullah Öcalan'ın dava arkadaşısın. Bunun hesabını da bize değil; milliyetçi ülkecü camiaya vermek zorundasın. Benim dava arkadaşlarım işte burada. Senin dava arkadaşın da İmralı'da yatıyor."