Laikliği Savunuyoruz bildirisinin imzacılarının ifadeye çağrılması sürüyor: İmzacılara ‘Talibanlaştırma’ sorusu!

Laikliği Savunuyoruz bildirisinin imzacılarının ifadeye çağrılması sürüyor: İmzacılara ‘Talibanlaştırma’ sorusu!

2.03.2026 21:13:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
Laikliği Savunuyoruz bildirisinin imzacılarının ifadeye çağrılması sürüyor: İmzacılara ‘Talibanlaştırma’ sorusu!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in suç duyurusuyla açılan soruşturma kapsamında “Laikliği Savunuyoruz” imza kampanyasına imza atan 168 kişinin emniyet ifadesi süreci sürüyor. Bu kapsamda imzacılardan TİHAK Başkan Yardımcısı ve Laiklik Meclisi Üyesi Mahmut Aslan da ifadeye çağrıldı. Aslan’a ifadesinde; “Talibanlaştırma”, “Gerici saldırı”, “Şeriatçı dayatma” ifadelerinin hangi amaçla kullanıldığı soruldu. Bakan Tekin, suç duyurusunda “Talibanlaşma”, “gerici saldırı” ve “şeriatçı dayatma” ifadelerinin “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun maddi unsurlarını oluşturduğunu iddia etmişti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Laikliği Savunuyoruz” bildirisine imza atan 168 kişi hakkında yaptığı suç duyurusu kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılmıştı. 

Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçundan yürütülen soruşturma kapsamında; 28 Şubat’ta imzacılar ifadeye çağrılmaya başlandı. Bu kapsamda ilk ifadeye çağrılanlar arasında iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav da bulunuyordu.

İFADEYE ÇAĞRILMALAR SÜRÜYOR

Soruşturma kapsamında dün ise Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) kurucularından iktisatçı Prof. Dr. Mustafa Altıntaş ile iktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) Başkan Yardımcısı ve Laiklik meclisi Üyesi Mahmut Aslan da ifadeye çağrıldı.

‘YAȘANANLAR ŞERİATÇI BİR EĞİTİME DOĞRU GİDİLDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR’

Prof. Dr. Altıntaş, emniyette değil, savcılıkta ifade vereceğini belirtti. Mahmut Aslan ise avukatlar Doğan Erkan ve Mustafa Karadağ refakatinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de ifadesini verdi. Aslan’a bildiride geçen “Talibanlaştırma”, “Gerici saldırı”, “Şeriatçı dayatma” ifadelerinin hangi amaçla kullanıldığı soruldu. Aslan da “Türkiye’de yașanan sürecin dincileșmeye doğru gittiğini görüyoruz. Türkiye laiklikten uzaklaşıyor gitgide. Bu nedenle Talibanlaşma tabiri metafor olarak doğru bir tabirdir. Yine șeriatcı dayatma adliyede, sosyal yaşamın her anında ve okullarda yaşanan uzun süredir zorunlu din dersleri ile başlayıp günümüze kadar devam eden sahur fotoğraflarını istemeye kadar varmış; ayrıca okullarda yașananlar da şeriatçı bir eğitime doğru gidildiğini göstermektedir” yanıtını verdi.

‘BİLDİRİDE YAZILANLAR SUÇ DEĞİL, ANAYASAYI SAVUNMAKTIR’

Aslan; “Bazı ifadelerin suç unsuru olabileceğini biliyor muydunuz, bile/isteye mi yaptınız?” sorusunu ise “Böyle bir suç işlediğimi düşünmüyorum. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik bir devlet olduğunu düzenlemekte, yönetim şeklini bu şekilde belirlemiștir. Bu nedenle bildiride yazılanlar suç değildir. Anayasayı savunmaktır. Her yurttașın görevidir. Ayrıca bize bu suçlamalarda bulunanlar anayasayı ihlal suçu işlemektedir” şeklinde yanıtladı. 

KONUKMAN: ‘BU BİR AYDIN SORUMLULUĞUDUR’

Prof. Dr. Aziz Konukman’a ifadesinde “Soruşturma Dosyasına konu olan bildiride geçen "Talibanlaştırma, Gerici Saldırı, içerikli olduğu düşünülen bu kelimelerin maksadı nedir?” sorusu yöneltildi.

Konukman’ın ifadesi şu şekilde:

“Laikliğe bu tür saldırılar beni bu metni imzalamaya yöneltti. Sayın bakanın basına yaptığı herhangi bir kurum ve yöneticisinden söz edilmemektedir. Dolayısıyla anayasayla güvence altına açıklamadan öğreniyorum ki bu bildiriye imza atanlar kendisinin yayımlattığı ramazan genelgesine Oysa bu bildiri 15-20 gün önce imzalanmıştır.

Bu bildiriye imza atmakla halkı kin duyguları beslemek değil, barışmasına katkıda bulunmaktayım. Çünkü laikliği savunmak farklı dini inançlara karşı devletin eşit mesafede kalmasını savunmak demektir, dolayısıyla halkı kin ve düşmanlığa davet etmem mümkün değildir. 

Genel olarak aydınların bu tür açıklamalarından onur duymalıyız, aydınlar anayasaya aykırı uygulamaların toplum adına takipçisi olmalıdır, bu bir aydın sorumluluğudur. Ben de bu sorumluluğu taşımaktayım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir dedi.”

BAKAN ‘TALİBANLAŞTIRMA’YI SUÇ UNSURU OLARAK SUNMUŞTU

Bakan Tekin suç duyurusunda; metinde ramazan etkinliklerinin “Talibanlaşma”, “gerici saldırı” ve “şeriatçı dayatma” olarak nitelendirildiğini ileri sürülerek; imzacıların “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun maddi unsurlarını oluşturduğunu savunmuştu. Metinde kullanılan “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump ipine sarılarak Türkiye'yi adım adım Ortadoğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir” ifadesinin ise “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu oluşturduğu savunuldu. Bu ifadelerle imzacıların anayasal düzene karşı suç işledikleri iddia edilerek; isnad edilen suçlar üzerinden imzacılar hakkında kamu davası açılması istendi.