Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun şubat ayında, sürecin çözümüne yönelik yol haritası çizen ortak raporu yayımlamasının ardından, öngörülen yasal düzenlemelerle ne zaman adım atılacağına yönelik tartışmalar sürüyor.
AKP'nin terör örgütü PKK’nin sahada silah bıraktığının teyit ve tespitinin beklendiği açıklamasının yanı sıra, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında "Terörsüz Türkiye" ile ilgili yaptığı "Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmasını öneriyorum" açıklaması TBMM kulislerinde günün konusu oldu.
"YAPACAĞINIZ ŞEYLERİN DEĞERİ AZALIR"
ANKA'ya konuşan MHP’li yetkililer, Genel Başkan Bahçeli’nin bu açıklamalarının geçen hafta AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmesinin ardından gelmesi ve sürecin duraklamasının seçime endekslenmesiyle ilgili olup olmadığı konusunda değerlendirmelerde bulundu.
MHP’li yetkililer, "Terörsüz Türkiye meselesi, seçime endekslenecek bir konu değil çünkü neyin siyasete faydalı olacağının analizini yapamıyoruz şu an. Terörsüz Türkiye ‘Ben bu işi başardım, eğer şöyle sonuçlandırırsam böyle bir siyasi netice doğar’ diye üzerinde plan yapılabilecek bir mesele değil. Mesele, nasıl sonuçlanacağı, bu şartların ne olacağı ve kime siyaseten ne fayda getireceği şu an belli değil. Bizim hesabımız da ona yönelik değil çok açık bir şekilde. Sadece zaman geçirip belli konularda olayı eşgüdüm eksikliğinden veya koordinasyon eksikliğinden dolayı konu biraz zaman açısından gecikiyorsa bunun bedeli ağır olur. Seçim dönemi yaptığınız her şey seçime yönelik bir hamle gibi değerlendirileceği için, bu yaptığınız şeylerin değeri azalır. Ondan dolayı bunu böyle bir dönemde yapmak çok ilkesel davrandığımız konusunda daha sağlam bir kanaat oluşturur" ifadelerini kullandı.
"PKK'NIN TAMAMEN SİLAH BIRAKMASI GERÇEKÇİ DEĞİL"
AKP’nin "Ortak raporda 'kritik eşik' şartı var. Sahada silah bırakıldığının teyit ve tespiti gerekiyor" açıklamasının hatırlatılması üzerine MHP’li yetkililer, şunları söyledi:
"Bırakılan silah var ama arzu edilen seviyede değil. Türkiye’de de silahlı bir yapı kalmadı, burası da kesin. Orta Doğu’nun derinliklerine indiğiniz zaman silah bırakmanın tam ve eksiksiz bir şekilde olmasını beklemek de çok realist bir bakış açısı değil. O yüzden meseleye daha ilkesel boyutta bakmamız lazım. Terör örgütü faaliyetlerini durdurma konusunda bir irade gösteriyor mu, bu konuda samimi adımlar atılıyor mu ve bu noktada kendileri de bazı bedeller ödüyor mu? Bu konuda kanaat getirdikten sonra atılacak adımlar varsa atmak lazım. Tabii tek taraflı; bir taraf hep adım atacak, ben bu adımların hepsini gördükten sonra adım atacağım demek bu süreçlerin gerçekliğine ters. Dolayısıyla birtakım adımlar atıldıktan sonra bunlar küçük adımlar, bebek adımlar olabilir, bunlar atılabilir. Genel Başkanımızın da işaret ettiği bazı hamleler vardı, bunların atılması beklenebilir. Onlarda tereddüt yaşamamak lazım veya bunları bir yoluna koymak lazım ki karşı tarafın da müzakere eden pozisyonunda, muhatap olan pozisyonunda haksız veya farklı şeylere, eleştirilere muhatap olup bu işi bitirme cesaretini kaybetmemesi lazım. Onun iştiyakını, şevkini kırmamak lazım"
"DEVLETİN İÇİNDEKİ FARKLI BAKIŞ AÇILARINI RAFİNE EDİP BİR NETİCEYE VARMAK GEREKİR"
Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ikinci kez "statü" çağrısı yaparak öneride de bulunmasına ilişkin MHP’li yetkililer, "Bu statüyle neyin kastedildiği konusunda devletin içerisinde tedirgin olan veya biraz farklı bakanlar olabilir. Önemli olan bu bakış açılarını, her şeyi bir arada dinleyip, toplayıp, rafine edip bir neticeye varmak gerekir. Sessiz kalıp bir zaman geçirmek sürece fayda vermez. Başka gündem maddeleri bunun önüne geçip de, işte CHP’nin içerisindeki bazı magazinel gelişmeler, şunlar bunların Türkiye'de bu gündemin önüne geçmesi pek fayda sağlamıyor. Terörsüz Türkiye gündemde olmalı" görüşlerini ifade etti.
“ADIM ATILACAK BİR FIRSAT OLARAK DA GÖRÜLEBİLİR”
MHP’li yetkililer, "Sürecin duraklamasına Orta Doğu’daki savaşın ve gelişmelerin etkisi olup olmadığı" sorusuna, "Bizim bu çalışmamızın bölgedeki gelişmelerden ayrı düşünülmemesi lazım. Genel Başkanımız da söyledi bunu. Onların etkisi konuşulabilir ama bazı konularda adım atılacak bir fırsat olarak da görülebilir. Her şey bir anda bitsin gibi bir kanaatimiz yok ama dedik ya bebek adımlar atılmalı" yanıtını verdi.
AKP'YE SÜREÇ ELEŞTİRİSİ : "DURALIM BİR NEFES ALALIM' DEDİĞİNİZ ZAMAN..”
AKP cephesinin, "Bu süreç zaten çok hızlı ilerledi, komisyon 5 Ağustosta kuruldu, altı ay görev yaptı, ortak rapor yayımladı. Diğer ülkelerde bu kadar hızlı ilerlemedi" açıklamalarının hatırlatılması üzerine MHP’li yetkililer, "Kelebeğin ömrü de iki gün ama kelebeğe sorun bakalım ne yaşadı" diyerek, şu değerlendirmede bulundu:
"Zaman izafi. Onlar diyor ki ‘çok hızlı geldik.’ Bunu değerli kılan, hızlı ve netice alır şekilde gidilmesi. Biz bu nedenle bunun kıymetli olduğunu söylüyoruz. ‘Duralım bir nefes alalım’ dediğiniz zaman seni dünyada kimse kendi başına bırakmaz.
Kolombiya’daki terör örgütüyle yapılan müzakeredeki gibi, -ki onların etrafında İsrail, İran, onların etrafında Suriye yok- veya Sri Lanka'daki terör örgütüyle Sri Lanka devletinin yaptığı müzakeredeki gibi 'Biz birkaç yıl daha düşünelim' diyeceğimiz bir lüksümüz yok. Türkiye'nin bu açıdan bu işleri hızlı yapması lazım. Dönem öyle bir dönem, coğrafyadaki gelişmeler de bunu gösteriyor. Bu biraz ipe un sermek gibi."
"DEVLETİN İÇİNDE EŞGÜDÜM ÖNEMLİ"
Sürecin seçimle ilgisinin olmadığını yineleyen MHP’li yetkililer, "Sadece belki bir eşgüdüm beklentisi olabilir. Devletin kendi içerisinde eşgüdüm. Mesela devletin bir kurumu hızlı hareket ederken, bir kurumunun yavaş hareket etmesi bu şeylerde bozucu etkiler doğuruyor. Senkronizasyon, eşgüdüm bu açıdan önemli. Dünyada bu süreçlerin akamete uğradığı örneklere baktığımızda eşgüdümün eksik olduğu yerlerde başarı yüzdesi azalıyor. Eş güdüm dediğimiz zaman bakanlığı, Meclisi, bürokratik kurumları, yürütmeyi, yasamayı hepsini dahil edebilirsiniz.
Devletin bir kararlılığı olduğu zaman o kararlılık çerçevesinde herkesin üzerine düşeni doğru zamanda yapması lazım. Orada karışık olduğu zaman bu sefer topallamalar başlar" ifadelerini kullandı.
