DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuştu.
NATO'yu protesto edenlere kapıları kırılarak düzenlenen operasyona tepki gösteren Hatimoğulları, "Bu, demokratik haklara ve siyasal özgürlüklere çok açık ve net bir saldırıdır. NATO zirvesine itiraz, savaş ve sömürü düzenine itirazın ta kendisidir. Halkların barış talebi kapı kırılarak bastırılamaz" dedi.
Savaş politikalarına, NATO'ya ve emperyalizme karşı söz söylemenin suç değil hak olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, "Gözaltına alınan bütün yoldaşlarımız acilen serbest bırakılmalıdır" ifadelerini kullandı.
"AÇIK VE NET BİR SALDIRI"
Hatimoğulları, "Gece 3'ten itibaren özellikle Ankara merkezli çok yoğun bir gözaltı furyasıyla karşı karşıyayız. NATO zirvesi öncesi Ankara'da yapılan baskında yüzlerce insan, devrimci, sosyalist gözaltına alındı. Bu, demokratik haklara ve siyasal özgürlüklere çok açık ve net bir saldırıdır" diye konuştu.
"NATO ZİRVESİNE İTİRAZ, SAVAŞ VE SÖMÜRÜ DÜZENİNE İTİRAZDIR"
Düzenlenen baskınlarda DEM Parti bileşeni Devrimci Partinin Eş Genel Başkanı Elif Torun Öner'in de gözaltına alındığını belirten Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu ülkede bir NATO toplantısı olacak ama neredeyse bütün Türkiye'yi felç edecek derecede 'güvenlik önlemi' alıyorlar. Bu ülke NATO'yu keyfince ağırlasın diye sabaha karşı yüzlerce insan gözaltına alındı. Temmuzda Ankara'da yapılacak NATO zirvesine itiraz, savaş ve sömürü düzenine itirazın ta kendisidir. NATO'nun emperyalizmin lehine dünyanın ve bölgenin jandarmalığını yapmasına net bir itirazdır. NATO'ya üye ülkeler yurt içi gayrisafi milli hasılalarının yüzde 2'sini verirlerken yeni dönem alınan kararlarla yüzde 5'i veriliyor, silahlanma için ayrılıyor. Gözaltına alınanların itirazı bunadır. Bütün dünya açlık ve yoksullukla yüz yüze kalmışken silahlanmaya bu kadar büyük bir payın ayrılmasına itiraz ettikleri için gözaltındalar. Bu itirazlar hepimizin itirazıdır."
"HALKLARIN BARIŞ TALEBİ KAPI KIRILARAK BASTIRILAMAZ"
NATO zirvesi nedeniyle Ankara'da adeta olağanüstü hal ilan edilmesine de tepki gösteren Hatimoğulları şunları dile getirdi:
"Gece yarısı yapılan bu baskınlar halkların barış talebidir, NATO'ya ve savaş politikalarına itirazıdır ve bu itiraz susturulamaz. Halkların barış talebi kapı kırılarak bastırılamaz. Halkların barış talebi ve NATO'ya karşı tutumları, Ankara'yı büyük bir cezaevine dönüştürerek engellenemez. NATO yasakları kapsamında Ankara'da iki hafta boyunca yurttaşların demokratik hakları yasaklanıyor. Kim tarafından? Valilik bir karar alıyor… Bu karara itiraz ediyoruz. Sadece sözlü değil, hukuk komisyonumuzun başvurusuyla bu kararın yürürlükten kalkması için DEM Parti olarak dava açtık. Savaş politikalarına, NATO'ya, emperyalizme karşı söz söylemek suç değildir, haktır. Gözaltına alınan bütün yoldaşlarımız acilen serbest bırakılmalıdır. Demokratik haklara yönelik bu baskıları asla kabul etmiyoruz."
"KOBANE DAVASI VE BÜTÜN SİYASİ DAVALAR DÜŞMELİDİR"
Cezaevi ziyaretlerini aktaran Hatimoğulları, "Geçtiğimiz hafta Sincan Cezaevi’ndeydim. Kobane kumpas davasından hukuksuz biçimde tutuklu olan arkadaşlarımızı ziyaret ettim. Dilek Yağlı, Zeynep Karaman, Ali Ürküt, Nazmi Gür, Alp Altınörs, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız ve İsmail Şengül’le görüştüm. Yine Sincan Cezaevinde bulunan Ayşe Gökkan, Leyla Güven ve Melike Göksu’yu ziyaret ettim. Her birinin gözünde bu ülkenin barışçıl geleceğine dair derin bir umut vardı" dedi.
Geçen hafta Ayşe Gökkan’a 19 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini hatırlatan Hatimoğulları, "Bu ceza, adaletin değil intikamın dilidir. Hele de barış müzakerelerinin devam ettiği bir dönemde verilen bu cezaları kabul etmiyoruz. Kobane kumpas davası ve bütün siyasi davalar artık düşmelidir. Arkadaşlarımız özgürlüklerine, halklarına kavuşmalıdır. Buradan iktidara tekrar hatırlatıyoruz: AİHM kararları uygulanmalıdır" diye konuştu.
"YASAKLARLA NE KADINLAR NE DE LGBTİ'LER YOK OLUR"
Geçtiğimiz günlerde LGBTİ hakları konusunda paylaşım yapan, Onur Haftası etkinliklerini duyuran sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildiğini belirten Hatimoğulları, "Şu bilinsin ki; yasaklarla, baskılarla ve sansürle ne kadınlar ne de LGBTİ'ler yok olur. Baskıya, sansüre ve nefrete karşı dayanışmayı büyüteceğiz. Düşünce ve ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü yok sayanlara karşı herkesin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
"ÇIPLAK ARAMAYLA İLGİLİ MECLİS BAŞKANLIĞI İNCELEME BAŞLATMALI"
Meclise girmek isteyen kadın gazetecilere yönelik kötü muameleye de tepki gösteren Hatimoğulları şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz hafta burada, Meclis çatısı altında bir başka baskı yaşandı. Grup toplantılarını takip etmek üzere Meclis’e girmek isteyen kadın gazetecilere kapıda çıplak aramaya varacak bir girişimde bulunuldu. Bu korkunç bir şeydir. İnsan onurunu zedeleyen bu davranış hakkında gerekli inceleme, Meclis Başkanlığı tarafından acilen başlatılmalıdır. Mecliste emek veren, sesimizi duyuran, yurttaşa haber taşıyan bütün basın emekçilerine teşekkür ediyoruz."
