Tuncer Bakırhan'dan Akın Gürlek'e 'hakim-savcı' şikayeti: 'Açığa alınmalılar, bu bir provokasyondur'

Tuncer Bakırhan'dan Akın Gürlek'e 'hakim-savcı' şikayeti: 'Açığa alınmalılar, bu bir provokasyondur'

22.02.2026 16:31:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Tuncer Bakırhan'dan Akın Gürlek'e 'hakim-savcı' şikayeti: 'Açığa alınmalılar, bu bir provokasyondur'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ağrı'da iki kişinin sarı-yeşil-kırmızı renklerle halay çekmeleri üzerine "terör örgütü proganadasıyla tutuklandıklarını belirterek Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslendi. Bakırhan "Bu provokasyonu yapan savcılar ve hakimler hakkında soruşturma başlatmalıdır. Bu bir provokasyondur" dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Başkanvekili ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ile birlikte Bitlis’te düzenlenen halk buluşmasına katıldı.

Bir düğün salonunda yapılan etkinlikte konuşan Bakırhan, “Biraz sizinle süreci paylaşacağız. Bu süreci bizim dışımızda herkes anlatıyor. Ama yanlış anlatıyorlar. Doğru anlatmıyorlar. Bizim Rojava'da olup bitenleri hem Meclis komisyonundaki çalışmalarımızı size anlatacağız. Bu sürecin başarıya ulaşması halinde Kürt halkının, Türkiye demokrasisinin ne kazanacağını, elimize neyin geçeceğini sizlerle tek tek paylaşacağız. Onun için bu toplantı önemlidir. İnşallah bu mübarek ramazan ayı iyi şeylere vesile olur. Bizim umudumuz, beklentimiz, mücadelemiz iyi olsun. Barış olsun. Kimliksiz, statüsüz Kürtlerin kimliği olsun. Onların eşit yurttaşlar olarak yaşayacakları bir hukuka kavuşsunlar diyoruz. Bunun mücadelesini yürütüyoruz” diye konuştu.

Münih Konferansı’nda dünyanın bir çok ülke yöneticisinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile görüşmeler yaptığına dikkat çeken Bakırhan, şöyle devam etti:

“Merak etmeyin. Suriye'de Rojava inşallah garantide olacak. Münih Konferansı’nda terörist dedikleri Kürtlerin temsilcilerini bütün dünya kabul etti. Amerika Dışişleri Bakanlığı'ndan Suudi Arabistan'a, Fransa'ya, Almanya'ya Münih Konferansı’na katılan neredeyse bütün ülkelerin temsilcileri Sayın Mazlum Abdi ile İlhan Ahmed ile görüştü. Henüz ülkemizde onlara başka tanımlamalar yapılıyorsa da 'Günaydın' diyoruz. Dünya artık Kürtleri kabul etti. Rojava'da Kürtlerin statüsünü kabul etti. Kürtlerin geleceğini kabul edin."

"BİZİ 'TERÖR' PARANTEZİNE ALAN YAKLAŞIMLA AYNI DÜŞÜNMÜYORUZ"

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kimi kararlar verdiğini belirten Bakırhan, şunları söyledi:

"Meclis komisyonunun vermiş olduğu şeyler kati ve sonsuz şeyler değil. Meclis komisyonu aslında Meclis’in kimi yasalar çıkarması için kapıyı araladı. Zaten meclis komisyonu 100 yılın Kürt meselesini çözecek bir iradeye, bir güce sahip değil. Meclis komisyonunun bir görevi vardı. İşte bu çatışmalı süreci sonlandıracak hukuki ve yasal zemini oluşturacak bir altyapı oluşturup ilgili ihtisas komisyon önerilerini sunmaktır. Birçok şeyleri siz zaten beraber takip ettiniz. Birçok şeyleri gördünüz. Meclis’te bulunan arkadaşlarımız Meclis komisyonunun hazırlamış olduğu bazı şeylere katıldığını belirtti. Bazı maddelere de şerh koydu. O itirazlarımızı ortaya koyduk. Çünkü biz bazı şeylere aynı bakmıyoruz. Yani bizi yok sayan, bizi hala terör parantezine sıkıştıran, 100 yıllık bir siyasi ve tarihi meseleyi getirip terör ve güvenlik parantezine alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz. Kürt sorunu bir terör sorunu değil, demokrasi sorunudur. Bir özgürlükler sorunudur. Bir dil sorunudur. Bir kimlik sorunudur. Dolayısıyla bu konuda Meclis raporunun altına biz çekincelerimizi ortaya koyduk.”

HAKİM VE SAVCILARI BAKAN GÜRLEK'E ŞİKAYET ETTİ

Ağrı’da bir düğünde sarı-kırmızı-yeşil renklerle halay çektikleri için “terör örgütü propagandası” suçlaması yöneltilen Mihriban Dal ve annesi Güneş Yaşmin'in tutuklanmasını eleştiren Bakırhan, şunları söyledi:

“Bakın daha dün Ağrı'da İl Gençlik Meclis Üyemiz Mihriban Mihriban Dal ve annesi Güneş Yaşmin tutuklandı. Niye? Sarı, kırmızı, yeşil mendillerle halay çekmişler. 21. yüzyılda bu bir ayıptır. Ve o savcılar ve hakimler de tutuklama kararı veriyor. Şimdi soruyorum Ankara'daki o parmak sallayan, kızan bürokratlara; böyle mi barış sağlayacağız? Böyle mi kardeş olacağız? Hala Kürdün elindeki renklere tutuklama veren, hala Kürdün halayını yasaklayan bu yargıyla mı barış sağlayacağız? Buradan Bitlis'ten bir çağrı yapmak istiyorum. Başta Adalet Bakanı olmak üzere ülkeyi yöneten yetkililer, bu provokasyonu yapan savcılar ve hakimler hakkında soruşturma başlatmalıdır. Bu bir provokasyondur. Ne demek halayı çekmeyeceğiz, istediğimiz renkleri taşımayacağız? Kürt hangi renkleri seveceğini sana mı soracak? Bu savcı ve hakim kimse derhal görevden el çektirilmelidir, soruşturma açılmalıdır. Bunların kime ve neye hizmet ettikleri açığa çıkmalıdır. Bunu kabul etmiyoruz. Reddediyoruz, kınıyoruz. Bu bir provokasyondur diyoruz ve demeye devam edeceğiz.”