Yurttaş Birlikteliğinden 'mutlak butlan' açıklaması: Bu hukuksuz kararı reddediyoruz

Yurttaş Birlikteliğinden 'mutlak butlan' açıklaması: Bu hukuksuz kararı reddediyoruz

22.05.2026 16:07:00
Güncellenme:
Yurttaş Birlikteliğinden 'mutlak butlan' açıklaması: Bu hukuksuz kararı reddediyoruz

Yurttaş Birlikteliği CHP'ye verilen mutlak butlan kararına ilişkin, "Bu hukuksuz kararı reddediyoruz" açıklamasını yaptı.

CHP'ye getirilen mutlak butlan kararına ilişkin Yurttaş Birlikteliği'nden açıklama yapıldı. Kararın, "yalnızca bir siyasal partiye yönelik hukuki bir karar değil; demokratik rejime, anayasal düzene ve milli iradeye yöneltilmiş ağır bir müdahale" olduğunu açıklayan birlikteliğin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Bu karar, ekonomik krizlerin, derinleşen yoksulluğun, kadın ve çocuk cinayetlerinin, yolsuzluk iddialarının ve ardı arkası kesilmeyen skandalların toplumu sarstığı bir dönemde, ülkemizi yeni bir siyasal kargaşa, hukuksuzluk ve istikrarsızlık sürecine sürükleme tehlikesi taşımaktadır. Siyasal partiler, demokratik rejimin vazgeçilmez unsurlarıdır. Halkın iradesinin örgütlü biçimde siyasal yaşama yansımasının temel araçlarıdır. Bu nedenle siyasal partilerin iç işleyişine, yönetimlerine ve kurultay süreçlerine yapılacak her müdahale, yalnızca o partinin üyelerini değil, doğrudan doğruya demokrasiyi, seçme ve seçilme hakkını ve yurttaş iradesini ilgilendirir. Anayasa’nın 79. maddesi açık ve kesindir: Seçimler, Yüksek Seçim Kurulu’nun yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçim süreçlerine ilişkin itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisi YSK’ya aittir. YSK kararları kesindir. Siyasal partilerin kapatılması ise ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanabilir.

Asliye hukuk mahkemeleri ve adli yargı mercileri, siyasal partilerin demokratik işleyişini belirleme, kurultay iradesini ortadan kaldırma ya da parti yönetimlerini yargı kararlarıyla yeniden şekillendirme yetkisine sahip değildir. Bu mahkemelerin görev alanı, Medeni Kanun çerçevesinde kurulmuş dernekler ve özel hukuk tüzel kişileriyle sınırlıdır. Siyasal partiler ise anayasal güvence altında bulunan, demokratik rejimin kurucu unsurlarıdır. Bu bağlamda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı, açık bir anayasa ihlali niteliğindedir. Siyasal partilerin yönetimi adliye mahkemelerinin kararlarıyla değil, ancak üyelerinin ve halkın özgür iradesiyle belirlenebilir. Hiçbir mahkeme kararı, halkın siyasal iradesinin yerine geçirilemez.

"DEMOKRATİK REJİMİMİZ TEHDİT VE SALDIRI ALTINDA"

Uzun süredir demokratik rejimimiz sistematik bir tehdit ve saldırı altındadır. Siyasal iktidar, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamakta; Anayasa ile güvence altına alınmış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamamakta; hukuk devletinin temel kurumlarını işlevsizleştirmektedir. Kamu maliyesini denetlemekle görevli anayasal bir kurum olan Sayıştay’ın etkisizleştirilmesi de bu sürecin önemli halkalarından biridir. Bugün gelinen noktada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararıyla, seçim hukukunun ve demokratik meşruiyetin temel güvencelerinden biri olan YSK’nın yetki alanına ağır bir müdahalede bulunulmuştur. Bu karar, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil; bütün siyasal partileri, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşların örgütlenme özgürlüğünü tehdit eden tehlikeli bir emsal yaratmaktadır.

Eğer siyasal partilerin kurultay iradesi, üyelerin demokratik tercihi ve seçim kurullarının kesin kararları adli yargı eliyle yok sayılabilirse, artık hiçbir kurumun, hiçbir örgütlü yapının ve hiçbir yurttaş iradesinin hukuki güvencesinden söz edilemez.

Yurttaş Birlikteliği olarak bu hukuksuz kararı reddediyoruz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararını, demokratik rejime ve anayasal düzene yönelmiş açık bir müdahale olarak görüyoruz. Bütün yurttaşları; siyasi görüşü, parti tercihi ve dünya görüşü ne olursa olsun, demokrasiye, hukuk devletine, Anayasa’ya ve halk iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki demokrasi, yalnızca seçim sandığından ibaret değildir; aynı zamanda halk iradesine, siyasal örgütlenme özgürlüğüne, yargı bağımsızlığına ve anayasal kurumların meşruiyetine saygı göstermektir.

Hukuksuzluğa teslim olmayacağız. Anayasasızlaştırmaya sessiz kalmayacağız. Halk iradesinin yargı kararlarıyla gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Demokratik rejime, hukuk devletine ve yurttaş iradesine sahip çıkmak bugün hepimizin tarihsel sorumluluğudur."