Yargıtay onarsa Türkiye’de bundan sonra her seçim iptal, her seçilmiş görevden alınma tehlikesinde olur. Böyle giderse seçimin de seçilmiş olmanın da anlamı yok. Türkiye’nin siyasi geleceği için bu yol açılmamalı.
CHP’nin mutlak butlan kararının ardından azledilen avukatı Çağlar Çağlayan Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
- İlk olarak avukatların azledildiğini öğrendik. Size nasıl bildirildi, ne oldu o gün?
Biz mutlak butlan kararını aynı gün temyiz ettik, tedbire de itiraz ettik. Ertesi gün sabah gelen noter tebligatı ile azledildiğimizi öğrendik. Azledildiğimiz an itibariyle yetki Kemal Bey’e geçmemişti ama partinin eskiden var olan bir vekaleti üzerinden azledildik.
- Mutlak butlan kararı çıktıktan sonra tedbirin kaldırılması ve temyiz başvurusu yaptınız. Kemal Bey tedbirin kaldırılması yönündeki başvuruyu geri çekti ama temyiz sürüyor. Bu hamlenin anlamı nedir?
Temyiz başvurumuzun içinde de tedbirin kaldırılması istemi var. Ancak temyiz başvurumuzdaki tedbirin kaldırılması istemi de meslektaşlarımız tarafından geri çekildi. Temyiz istemi devam ediyor. Bu dosyalar kesinleşmeden icra edilemez. Tek istisnai yolu tedbir. Dosyadaki tedbir, normalde mahkemenin kararıyla atanan yönetimin hızlıca gelmesini sağlıyor. Temyizin devam etmesi de hukuki durumu hala muğlak bırakıyor. Bu nedenle tedbir sürüyor. Temyizi geri çekmek istemediler çünkü kararın Yargıtay aşamasından geçecek olması herkes için önemli. Hukukta haklılık net olarak Yargıtay kararı ile ortaya konuyor. Temyizi geri çekseler meşruluğu tartışılacaktı. Ayrıca temyiz süresince işlemlere “atanmış heyet” sıfatıyla devam etmek istiyorlar.
- Yargıtay kararı ne zaman verir, siyasi gündemi belirleyen bu kararı erkene çeker mi?
Yargıtay böyle dosyalarda iki nedenden hızlı karar verir. Bir; son seçimde Türkiye’nin en çok oy olan partisi olduğu için öncelikli dosya. İki, dosyada tedbir olması geçici hukuki statü. Bu nedenle de dosya öne alınır. Ben hızla karar çıkacağını düşünüyorum ama yargının bu kadar siyasalaştığı bir noktada kararın çıkması gecikirse şaşırmayız. Bizim dilekçemizde öncelikli incelenmesi talebi de var.
- Tedbir olduğu için olağanüstü kurultay yapılamıyor mu ya da yapılırsa geçersiz sayılma ihtimali olur mu?
AYM’nin bir kararında “Hukuki durum ne olursa olsun olağanüstü kurultay şartları oluşursa mutlaka yapılmalıdır” diyor. O nedenle tedbir olması olağanüstü kurultay için bir fark yaratmaz. Başka yorum yapanlar var ancak burada kongreler üzerine kurulu olan Siyasi Partiler Kanunu’nun ruhu iyi anlaşılmalı. Kanun, her karışıklıkta, anlaşmazlıkta kongreye gidilmesini, işin içinden çıkılamıyorsa, seçimle çözümlenmesini istiyor. AYM bu ruhu anlamış. Bizde de böyle bir durum söz konusu.
- Kemal Bey’in tedbir kararı nedeniye mahalle seçimlerden başlanacağı söyleniyor...
Atanmış heyet kurultay yapamıyorsa, mahalle seçimlerinden başlatacağı kurultayı da yapamaz. “Olağanüstü kurultay yapamam ama olağan yaparım” diye bir hukuki durum olamaz. Kurultay yapamıyorsa hiçbirini yapamaz.
‘KURULTAY ŞARTLARI OLUŞTU’
- Kemal Bey’in olağanüstü kurultaya gitme yetkisi var mı?
Tabiki var. Zaten bu durumda gitmesi gerekir. Bunu engelleyen bir durum yok. Hukuki durumun belli bir kısmını kullanırken diğer bir kısmını görmezden gelmek mümkün değil. Yargıtay yıllarca karar vermezse yıllarca kurultay yapılmayacak mı... Yargıtay eliyle parti seçime girmekten muaf mı tutulacak... Siyasi Partiler Kanunu CHP bakımından kullanılamaz hale getirecek biçimde yorumlanamaz. Kanuna göre olağanüstü kurultay şartları oluşursa yapılmak zorunda. Şu anda kanuna göre CHP için olağanüstü kurultay şartları oluşmuş durumda.
‘MAHKEME YETKİSİZ’
Atanmış heyet bir “Olağanüstü kurultay yapamıyorum” diyorsa olağan kongreyi hiç yapamaz. Çünkü olağan kurultay daha majör bir konu. Kafamız şurada karışıyor: mahkeme bir karar verdi kararda sonra ne olacağı yazmıyor. Bir kurultay iptal ediliyor sonuçta. Madem böyle bir karar verdin kurultayın ne zaman olacağını da yazılmalıydı ama kendisinin böyle bir yetkisi yok. O nedenle bozulması lazım. Yargıtay’ın bu kararı elinde tutma ihtimali yok.
- Yargıtay kararı onarsa gelecek seçimler için nasıl bir tehlike oluşur?
Bundan sonra Türkiye’de siyasi parti kongresi yapmak, seçileni beğenmezseniz delil uydurarak mevcut yönetimi iptal etmek mümkün hale gelmiş oluyor. Bu tür yolların önünü açarsanız herhangi bir İdare Mahkemesi yarın “YSK’nın kararı idari bir karardır, kararı inceliyorum ve kaldırıyorum” diyebilir. Bunların önü açıldığında seçimle gelen insanları görevden almak için hep bir bahane bulunur. Seçimler sakatlanır, iktidarın işine gelmeyen seçim yapılmamış kabul edilebilir. Türkiye’de bundan sonra her seçim iptal, her seçilmiş görevden alınma tehlikesinde. Bu kararı da emsal gösterirler. Bunun sonu yok. Böyle giderse seçimin de seçilmiş olmanın da anlamı yok.
Türkiye’nin siyasi geleceği için bu yol açılmamalı.
‘HERKES KABULLENMİŞTİ’
Dikkatinizi çekerim başta herkes sonucu kabullenmişti. Sonra tüm anketlerde CHP birinci parti çıkınca mahkeme başvuruları, kurultay, il kongreleri soruşturmaları başladı. İşin içine yargı girdi ve istedikleri sonucu alana kadar yargıya başvurmayı sürdürdüler.
- Butlan kararı alan mahkeme YSK’dan mazbataların iptal edilmesini istedi. YSK iptal istemini geri gönderdi. YSK’ya göre genel başkan Özgür Özel mi?
Partinin genel başkanı hala Özgür Özel. Mutlak butlan kararında da bu yazılı. “Genel Başkan Özgür Özel’in görevinden uzaklaştırılmasına” diyor. Tabii YSK’nın gerekçeli kararını görmek lazım. Ama bir mazbata iptali yok. Mazbata hala Özgür Bey’de iken genel başkanlık sıfatı devam eder. Belediye başkanları da görevden uzaklaştırıldığında belediye başkanı olmaya devam ediyor. Özgür Özel de YSK’ya göre genel başkandır. Seçilmiş olduğuna dair belgeyi iptal etmediğiniz sürece o kişinin seçilmiş olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz.
- Kurultayda yolsuzluk yapıldığına yönelik temmuzda görülecek bir ceza davası daha var. Bu dava mutlak butlan davasını nasıl etkiler?
Biri İstanbul kongresi diğeri kurultay ile ilgili iki ceza davası sürüyor. Mahkeme butlan kararı verirken kesinleşmemiş ceza davalarının varlığına dayandı.
‘AYAĞINIZA DOLANIR’
- Ceza davalarının sonucunu da önceden öğrenmiş mi olduk?
Aynen öyle. Ceza davalarında da başka bir mahkeme buradaki insanları “suçlu” ilan etmiş oluyor. Ancak ben ceza davalarında beraat geleceğini düşünüyorum. Çünkü somut delil yok. Yargıtay ceza davalarının sonucunu beklerse ve hepsi beraat ederse ne olacak... Siyasi davalarda sonucu düşünmeden ısmarlama kararlar verildiğinde yarın ayağınıza dolaşır. Hem Türk hukuku hem Türk demokrasisi hem Türk siyasi geleceği için çok tehlikeli bir iş yaptılar.
‘ONURLU HAKİMLER VAR’
- Bu aşamadan sonra beraat çıkma ihtimali söz konusu mu?
Hukukun kırıntısı kalmış ise beraat çıkmalı. Ama aleyhte karar çıkacağı endişemizi de dile getiriyoruz. Birileri oradaki hakimlere “Sen beraat kararı verirsen mutlak butlan kararı da boşa düşer” uyarısı yapacaktır ama onurlu hakimler var. Bunu ilk derece mahkemesi hakimi yaptı ve “konusuz kalmıştır” dedi. Kimse de bir şey diyemedi.
- Bunda sonrası için hukuk çerçevesinde atılacak adımlar neler, hukuki olarak hangi senaryolar üzerine strateji kuruyorsunuz?
Senaryolardan biri imza toplama. Tüzüğe göre genel başkan daveti, PM çağrısı veya yeterli sayıda imza ile kurultaya gidiliyor. Parti delegesinin seçtiği yönetimi savunmak herkesin görevi. O nedenle imza zamanını delegeler belirleyecek. Muhakkak adımlar atılacak. Hepsini sırayla göreceğiz. Hem siyasi süreç devam edecek hem de hakkı zedelenenlerin başvurularıyla hukuki yönden ilerleyen birçok işlem olacak.
- Baskın seçim bekliyor musunuz?
Böyle bir karar çıkması baskın seçim ihtimalini konuşturdu ama Erdoğan yönetimsel süresini kullanmak isteyecektir. Aradaki süreyi yapılan işin ekonomik sonuçlarını toparlamak üzere kullanacaklarını düşünüyorum. Ama belli olmaz.
‘İHRAÇ BÜYÜK ÇELİŞKİ’
- İhraçlar olursa nasıl bir yol izlenecek?
Söylemler ihraç prosedürü işletilecekmiş izlenimi uyandırıyor. Umarım olmaz. CHP hep çok sesliliği ile bilinir. Kılıçdaroğlu da muhalif sesleri bastırmamasıyla bilinen bir isim. Böyle bir işlem yapması kendisiyle çelişmesi olur. Geçmişte kendisini çok sert eleştirenler yanındayken parti içi meselede farklı davranması bugüne kadarki tarzını reddetmesi anlamına gelir. İhraç partinin tüzüğüne göre zaman alan bir iş. İhraç edilenler dava açacaktır, bu davalar hızlı sonuçlanır ve mahkeme kararı kesindir. Ancak olağanüstü kurultay yapma yetkisi yoksa disiplin işlerini de yapamaması gerekir. Disiplin işi yapıyorsa kurultay yapması da şarttır. Aksi çelişki olur.
- Özgür Bey’in grup başkanlığı konusunda ve salı günü grup toplantısı yapılmayacağı yönündeki tartışmalar nereye varır?
Yapılmış bir grup başkanlığı seçimi var. Grup üzerindeki yetki grup başkanında. Siyasi niyetlere göre gelişmeleri göreceğiz.
‘İKTİDARI SERT YÖNTEMLERLE ELLERİNDE TUTAMAZLAR’
- Polis müdahalesi olduğunda siz de genel merkezdeydiniz, tam da CHP’nin iki yetkilisi İçişleri Bakanı ile görüşmüşken bu kadar sert bir tavır bekliyor muydunuz?
Ben bu işin sakin biçimde çözüleceğini düşünüyordum. Yöneticiler de çok uğraştı. Kolluk güçlerinin genel merkeze girmesine izin verilmesi beni mutlak butlan kararından daha çok şaşırttı. Bugünlerin tarihi fotoğrafı o olacak. Taş taş üstünde kalmamıştı. Tüm CHP’lilerin yüreğinde yara olmuştur o görüntüler. Genel Merkez’den gözlerim yaşlı çıkıyordum ama şöyle bir şey oldu, yürüyüş sırasında sürekli birilerinin katıldığını gördüm. Meclis Parkı’ndan ayrıldığımda son derece umutluydum.
- İçişleri Bakanı talep üzerine bu müdahalenin yapıldığını söyledi...
“Kemal bey istedi diye yaptık” demek sorumluluğu ortadan kaldırmaz. İçişleri Bakanı bir siyasi parti binasındaki insanları kollukla, döverek, süpürerek çıkarma talimatı vermiş biri. Bunu normalleştirmiş bir isim artık.
‘HALK BUNU UNUTMAYACAK’
- Mutlak butlan kararından daha çok şaşırdığınızı ifade ettiniz, halk içinde böyle mi oldu, bu görüntülerin siyasi bedeli ne olur?
Hukuken yanlışlığını geçiyorum ama siyaseten bunu yapanların fayda elde etme imkanı yok. Sert yöntemlerle iktidarı ellerinde tutmaya çalışıyorlar. Bu bunu yapanlara yaramaz. Bu kimsenin yanına kar kalmaz, yurttaş bunu unutmaz.

PORTRE
1987’de Ankara’da doğdu. Deneme Lisesi’nden mezun oldu. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra 2013’te CHP’nin avukatlığını yapmaya başladı. Seçim kurullarıyla ilişkilerden, adaylık süreçlerinin denetlenmesine, itiraz mekanizmalarından seçim güvenliğine kadar birçok alanda hukuki sorumluluk üstlendi. Seçim ve siyasi partiler hukukunun demokratik toplum düzeni içindeki işlevi, toplumsal mücadele doğrultusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve insan hakları hukuku alanlarında çalışmalar yürüttü. İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı gibi temel hakların korunmasına ilişkin davalarda bireysel ve kurumsal düzeyde hukuki destek sağlayan Çağlayan mutlak butlan kararının ardından azledildi.
