Türkiye’de asgari ücret, artık sadece yoksulluğun değil, emeğin de sınırını belirliyor. Saatlik net kazancı 124,78 TL olan bir işçi, temel gıda ürünleri için adeta zamanını satmak zorunda. 30 Mart 2026 verilerine göre bir kilo domatesin fiyatı pazarda 100 TL, markette ise 139–179 TL arasında değişiyor. Asgari ücretin saatlik ortalaması 110 TL olarak hesaplandığında, tablo şöyle ortaya çıkıyor: Pazarda 1 kg domates: Yaklaşık 55 dakika çalışma, Market ortalaması 139 TL: Yaklaşık 1 saat 15 dakika çalışma. Köy domatesi market fiyatı 179 TL: Yaklaşık 1 saat 37 dakika çalışma. Yani bir asgari ücretli, sadece 1 kilo domates almak için 1 saati aşkın çalışmak zorunda.
Pazarda elma 70 Tl olduğu görülürken markette ise 90 TL bandında bunun içinde 1 elma alabilmek için bir asgari ücretli en az 40-50 dakika çalışma zorunda. Taze fasulye 200 TL iken patlıcan’da 100 TL,bir asgari ücretli çalışan taze fasulye alabilmek için ise 1 saat 50 dakika çalışmak zorunda.

En cep yakan ürün ise biber oldu. Kapya biber, sivri biber, köy biberi pazarda 300 Tl’ye satılıyor. Buna göre bir asgari ücretli 1 biber alabilmek için 2 saat 43 dakika çalışmak zorunda.
“PATLICAN YEMEĞİ İÇİN 3,5–4,5 SAAT ÇALIŞMAK ZORUNDA”
Mart 2026’de asgari ücretli bir kişinin 4–5 patlıcan, 1–2 soğan, 3–4 yeşil biber ve 2–3 domatesle patlıcan yemeği hazırlamak için yaklaşık 3,5–4,5 saat çalışması gerekiyor.

ALIN TERİ MÜCADELESİ
Artan gıda enflasyonu ve yükselen market – pazar fiyatları, düşük gelirli haneleri temel gıdaya erişimde sınırlıyor. Asgari ücretle geçinenler için maaş artık bir kazanç değil, emeğin, alın terinin mücadelesi. Her bir kilo sebze ve meyve için saatlerce çalışmak zorunda kalan yurttaşlar ve buna rağmen boş kalan sofralar. Gıda enflasyonu ve yüksek fiyatlar, düşük gelirli haneleri sadece ekonomik olarak değil, yaşam ve zaman hakları açısından da zorluyor.
